sağlıklıyaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklıyaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2013 Pazartesi

SAĞLIK DEPOSU BALIKLARIM BENİM


Balık konusunda bu kadar tutucu olmamız mantığıma ters. Üç tarafı denizlerle çevrili memleketimiz balık tüketim oranını düşündükçe kendimi bir duvardan diğerine çalmak istiyorum. Üstelik dünyanın en sağlıklı gıdası olabilir ama ona rağmen açıklanan il il yıllık balık tüketim miktarları  ve satış fiyatlarını şakınlıkla okudum. Hazır sezon açılmışken ben de gittim dondurucum için güzel güzel paket yaptırdım, bizim aile küçük ne de olsa o yüzden ikişer porsiyonluk böle böle balıkçı da bir hal oldu. Ama keyifli insanlar vesselam, her balıkta bana ayrı bir tarif verdi, miskinliğimi bilmeden. Yağlı kağıdın üzerine balığı yerleştir sonra içine ne koysan gider mantığım harekete geçti ve ortaya balık ağırlıklı bir akşam yemeği daha... Kırmızı etin kilosunun 35 tl levreğin 16 tl olduğu markette gözünüzü seveyim balık tercih edin, fırında yaparsanız ev kokmaz. Kaldı ki bu davlunbaz sistemi henüz gelişmemişken bizim ev buram buram balık kokardı her çarşam ve pazar akşamları, ona rağmen gidip annemin gıdısından öperdik 'ellerine sağlık' diyerek. Valla sağlık.




Not: Parlaklık yanıltmasın, bir damla bile yağ konmadan fırında pişmiştir zat-ı muhterem. Üzerine kekik, defne vs ne bulsam ektim biçtim. Kokusundan rahatsız olanlar olabilir, alternatif olarak mezgıt veya somon balığını tavsiye ederim, içinde soğan ve patates olursa da kokusunu daha çok çeker, rahatlıkla yiyebilirsiniz.

21 Eylül 2013 Cumartesi

KUĞU'NUN MİSKİN AĞUSTOS BÖCEĞİ HALLERİ VE PAZAR KAHVALTI MENÜSÜ


Aslında bu kadar uzun aralıklarla yazı yazma huyum değildir hatta heyecan içinde ikinci yazıyı yedekler ve hemen paylaşmak için can atarım. Bu sefer mazeretim gerçekten büyük, şimdi şöyle ki, okul iş vs. zamanım baya ufalanmıştı ama yinede bir yolunu bulup yazıyordum, yaz ve tatil rehavetine tutulunca yapmam gerekenler fazlaca birikti, miskin ağustos böceği işte n'olcak! Tam işleri topladim derken uluslararası bir konferans işi çıktı be kuğu kulunuz haldır haldır yazı yetiştirmeye çalış. Mevzu blog yazar gibi arkadaş üslubu olmayınca ve ben bu samimi dile pek alıştığımdan oldukça zorlandım. Koca profesörlerin önünde " annemm boşverin imgedir, semiotiktir bunlar fani, özdür esas olan" diyemeyeceğime göre, kısa süreliğine tüm samimiyetime format attım. O formattan sonra eşime bile " Üstadım bu akşam için şahsi bir arzunuz var mıdır yoksa naçizane bir lokantada mı yesek?" diyecek kıvama geldim. 

Tam olarak eski halime gelmem biraz daha zaman alacak gibi duruyor ancak çılgın sabrınıza sığınıyorum. Bu arada sağlık gibi kavramlarla pek samimi bir ilişki kurma durumum stabil. Hatta pazar sabahı kahvaltı örneğim hemen aşağıda. En sağlıklı yemek evde yenen yemektir mottomla yola devam ederken haftanın en sevdiğim öğünü olan 'pazar kahvaltılarını'da evde yapma kararı aldım  Dışarıya çıktığımızda tutamıyorum kendimi n'apiyim. Her şeye saldıran bir babuna dönüşüyorum, onu da mı yesek bunu da mı denesek, sonrasında bir dondurma mı patlatsak, kahve içmeden eve dönülmeze kadar varan bir şuursuzluk haline bürünüyorum. 

Bende karar verdim artik evde yiyeceğim, mümkünse yemeğimi yanımda taşıyacağım. İki yıllık aile planımızda benim yemekten kıstıklarımla bir eve girmek var, o derece müsrifim yemek mevzuunda, gerisini hayal edin.

Pazar Kahvaltısı Örnek Menü



Menemen candır; bol domates, az charliston, birazcıkk zeytinyağı, 3 yumurta, bir de annem ona ne koyuyorsa ve benle sırrını paylaşmıyorsa ondan. 
Gerçi benim yaptığım da fena sayılmaz ama işte anne menemeni gibi değil. 


Sokak simidi ve tam tahıllı ekmek, biraz sıcaksa ve kokusu evi sarıyorsa; Hoşgeldin Pazar!!!! (1/4 simit = 1 dilim ekmek)


Beyaz peynir (ufak ufak kesilmiş her şey sizi daha az yemeğe teşvik eder, prim benden), Datça zeytini ve armutla tatlandırılmış full organik kızılcık marmeladı (kan yapar, enerji verir, 1 tatlı kaşığı yeterdir, mayhoş tadından ağzın burnun yamuluyor yerken, fazlasına elin gitmiyor zaten).


Sevgiler.

10 Eylül 2013 Salı

SON TOMBİK KUĞU'NUN HAFİF ET SOTESİ


Tarif verme işini pek sevdim, hafif ama hemen yapmalık çok doyurmalık tariflerimden bir yenisini daha sizle paylaşmaktan onur duyarım efendim. Vallahi kendim yaptım diye demiyorum şahane bişi oldu, umarım siz de yapınca beğenirsiniz..

Son tombik kuğu'nun hafif et sotesi




Malzemeler: 
(Ölçü herzamanki gibi dilediğiniz kadar)

Kuşbaşı yağsız dana eti sotelik olsun
Charliston biber
Mantar
Soğan
Baharat
Zeytinyağı
Soyasosu


Zeytin yağını mümkünse wok tavada azıcık kızdırıp soğanı kavur, soğan pembeleşince etleri koy, mühürlermiş gibi sadece iki kere ters yüz et, biraz pişince biber ve 3-4dk sonra mantarları koyup light soya sosunu ekleyip tavanın kapağını kapat. Pişince koku zaten size haber verir. Efendim gerisinin baharatı tuzu süslemesi sizin paşa gönlünüze kalmış, afiyet bal olsun.



2 Eylül 2013 Pazartesi

DİZİ DİZİ BÖREKLER, MİSAFİRLER HEP BUNU BEKLERLER...


Tatilden dönmek, şehir hayatına adapte olmak derken kendimi kısa bir süre için kaybettim ama sanırım toparladım. Geçiş dönemi oksijen eksikliği sonucu sersemlediğimi iddia etsem de pek inandırıcı olmadığım gerekçesiyle bir an önce iş başı yaptım ve iş başı yapmışken blog için kendimi affettirecek bir yazı yazdım. Bu sefer tarif =) Uzun zamandır tarif yazmadığımı fark edip gönül almak için kolları sıvadım..

Bir dilim ekmek yerine geçecek bu atıştırmalık çok basit (zor tarif becerebildiğim görülmemiştir zaten). Marketten alınan yufka 4 pizza dilimi olacak şekilde göbeklerden kesilir, biraz süt ile fırçalanan yufka hafif yumuşak bir kıvama gelince iç malzemesi konulur ( ben yağsız lor, dere otu, maydanoz, bebek ıspanak, 1 yumurta ve biraz baharatlı bir iç yaptım). Bildiğimiz paçanga böreği modelinde sarılır, üzerine yumurta sarısı sürülür ve biraz keten tohumu serpiştirilerek yağlı kağıt üzerinde fırına verilir. Evi börek kokusu sarmaya başlamışsa ikramımız hazır demektir, afiyete yiyebilirsiniz efendim.

Not: 2 adet börek, yanında kendi hazırladığınız naneli büyük boy bir ayran ve varsa birazcık salata söğüş  süper bir öğün olur. Misafir gelir telaşıyla yapıp yapıp dondurucuya attığım için börek sarmaktan gına geldi, kırka yaklaştım, ellerim büzüştü. Ne şanslı misafirlerim varmış yahu..

Afiyet Olsun..

7 Ağustos 2013 Çarşamba

GÜNÜN DETAYI No.07


Ben baya baya küçükken Sarıyer'de ve Fenerbahçe Parkı'nda yazlık açık hava sinemaları kurulurdu ve kült filmler gösterilirdi. En sevdiğim aktiviteydi sanırım. Orada izlenilen filmin etkisi bir başka olur. Son dönemde bu geleneksel yazlık sinemaların popüler olmaya başladığını ve bir çok farklı mekanda bu uygulamanın olduğunu fark edip hemen gittim, eksik kalır mıyım hiç. Sağ olsun eşim tüm film uyudu 'Gözüm dalmış Canım, uyumadım' dese bile anlaşılmayacak gibi değildi, oysa kendi seçti filmi, güya eleştirileri okumuş. Her şeye rağmen oldukça eğlendiğimiz bir akşamdı ve atmosferi yeterdi, yinede siz sevgilinizin uyuma ihtimaline karşın Pasifik Savaşı dışında bir film seçin. Pazar akşamı gittiğimiz sinemanın ertesinde kendimi biraz küçülmüş ve biraz daha neşeli hissettim, açık hava çarptı sanırım. Yaz bitmeden 'to do list' in en üst maddesi olma yolunda aday.





Not: O parmaklarımızı bulaya bulaya yediğimiz popcorn var ya, işte o sırf yağ deposuymuş. 1 küçük boyunda bile tüm rejimi katledecek kadar kalori varmış, üstelik mısır tahminimizden daha çok yağ ve tuz emdiği için fark etmeden hopppp mideye. Ben tuz eklemiyorum desem de Ayça Abla asla!!! deyince el mahkum sade soda ve 1 fincan filtre kahve ile filmi tamamladım. Karnımın gurultusundan uyuyamama durumunu özlemişim. Bir şey izlerken yemek yenmemesi gerektiği kuralına uymayı bir başarırsam zaten dünyalar benim olacak.


Sevgiler


5 Ağustos 2013 Pazartesi

TOMBİK KUĞU'NUN YILDIZLI GÜNLERİ - MENÜLER


Her şeyi yanlış yapacak halimiz yok, bazen baya iyi gittiğim ve sonucunda Ayça Abla'dan yıldız aldığım günler de oluyor. Üstelik zaman ilerledikçe bu yıldızlı günlerimin sayısı artıyor. Öğreniyorum ben de deneye yanıla. Hayat boyu sürecek bir duruş bu ve elbette bir anda değişmek mümkün değil ama yıldızlarımın sayısı arttıkça fark ediyorum ki; ben bu işi kıvırdım sanki.. İşte son iki hafta içerisinde 'yemek günlüğümdeki' yıldızlı günler...





ÇARŞAMBA
Sabah: (07.30) İlaç sonrasında mutlaka bir şeyler yemem gerekiyor ama kahvaltı için fazla erken geliyor bana bu nedenle 3 kuru kayısı ve bir bardak su.
Kahvaltı: (09.15) bir adet kepekli tost, yanında yağsız sütten nescafe
Öğlen: (13.45) yemekhane rulezzz. 1 kepçe brokoli çorbası, 3 yemek kaşığı ıspanak ve 3 yemek kaşığı kadar yoğurt, 1 adet ufak boy kepeklı top ekmek.-aslında çorba ekmek yerine geçiyor ancak mevzu brokoli olunca Ayça Abla kanaat notu vererek bugünü 4,5'le 5 yaptı)
Ara: (15.00) 1 avuç leblebi, 1 fincan yeşil çay
Ara: (16.50) 1 adet yeşil elma
Akşam: (19.20) fırında somon ızgara ve yanında kabak biber gibi sebzeler, 1 dilim kepek ekmeği, içecek.
Gece: (21.30) 1 bardak kendi yaptığım smoothie

CUMA
Sabah: (08.00) ilaç sonrası 1 adet kepekli grissini ve 1 adet kuru erik
Kahvaltı: (09.45) 1 adet kepek ekmekli beyaz peynirli ve domatesli sandwich yanında küçük boy yağsız latte
Öğlen: (13.40) 3 yemek kaşığı zeytinyağlı fasülye, 1 kase cacık, 1 küçük kase mevsim salata, 1 top kepek ekmeği.
Ara: (15:10) yarım avuçtan az leblebi
Ara: (17.00) 6 adet kuru çekirdelki vişne ve 1 fincan 9'lu çay
Akşam: (19.40) 1 kepçe-ufak- yoğurt çorbası, 2 dilim ızgara bonfile yağsız, 1 dilim kepek ekmeği, otlu ayran
Gece: (21.20) 1 fincan yağsız sütlü nescafe

SALI
Sabah: (08.10) 1 orta boy şeftali
Kahvaltı: (10.20) kepekli ekmekten peynirli ızgara sebzeli sandwich yanında küçük boy yağsız ice latte
Öğlen: kahvaltıyı çok geç yaptım acıkmadım off poff çokkk sıcak.
Ara:(14.15) 1 avuç leblebi, 1 fincan sütlü nescafe
Ara:(17.00) 4 adet kayısı, 2 adet mor erik
Akşam:(19.05) fırında light kaşarlı mantar dolma 8 adet, 3 adet ızgara charliston ve bir küçük kase yeşil salata.
Gece:(21.20) 1 adet meyveli probiyotik yoğurt

PERŞEMBE
Sabah:(10.00) 2 adet yumurta ile hazırlanmış peynirli omlet ( içinde maydanoz dereotu gibi yeşilliklerle ve yağsız olarak seramik tavada hazırladım) yanında 1 fincan sütlü nescafe
Öğlen:(14.45) 2 yemek kaşığı barbunya, 1 dilim kepek ekmeği, 2 yemek kaşığı yoğurt
Ara:(17.00) 1 adet orta boy şeftali, 2 adet kayısı
Akşam:(20.05) yeşil salata, 5 adet parmak köfte, 1 parça peynir (kibritten ufak:)), 1 dilim kepek ekmeği
Gece:(21.40) çok geç oldu biliyorum ama film izledik yani benim suçum yok- yarım bardak kendi hazırladığım smoothie (bunun yanında 'lütfen bundan sonra uyumadan 3 saat önce dükkanı kapat' notu var)

CUMARTESİ
Sabah:(09.45) 1 adet kepekli tost, 3 zeytin, 1 fincan sütlü nescafe
Öğlen:(14.00) 1 kase-2,5kepçe eder- soğuk yoğurt çorbası
Ara:(17.10) 1 adet ufak nektar, 13-14 adet leblebi
Akşam:(19.40) 3 yemek kaşığı ıspanak yemeği, 1 kase yoğurt, 1 dilim kepek ekmeği, yeşil salata
Gece:(21.00) 1 top light sade dondurma -gerçekten 1 top fazlası yok (aslında dondurmada çok yağlı olduğu için yasak ama gerçekten light olduğu için kurtardım paçayı, kaptım yıldızı)

PAZAR
Brunch: Açık büfede o kadar çok tatlı vardı ki yani nasıl dayanabilirdim bilmiyorum o yüzden açık büfe yerine kendi seçtiğim kahvaltıyı yedim, daha güvenli oldu böylesi..(11.45) 1 üçgen dilim beyaz peynir, 1 dilim kaşar, 3 adet zeytin, 2 yemek kaşığı menemen, 2 dilim yuvarlak sucuk ızgara, 1/5simit, 2 dilim kepek ekmeği, domates ve salatalık, 1 fincan sütlü nescafe... (14.50'de biten bir seremoni)
Ara: (17.05) 1 orta boy yağsız sütten ice latte
Akşam: (20.00) Yeşil salata, 3 yemek kaşığı kabak yemeği, 1 dilim kepek ekmeği

'Pazar günü kaçırmışsın ama' diye düşünen olabilir; sonrasında öğünlerimi kısarak telafi etmediğim ve aslında açık büfeyi tercih edip dibe vurduğum bir hayattan sonra bu menü yıldızlık ve öpücüklüktü, bu nedenle her adım değişiklik yolunda önemli bir mesafeyi işaret eder. Üstelik tatlı, reçel, nuteeee..., pasta falan hepsi tek tek aklıma geldi tabi ama mideme gelmedi, benim değişim yolum için büyük insanlık için küçük bir adım.


Not: 'Yemek Günlüğü' çok fena bir şeydir, yediğinizi dürüstçe yazarsanız emniyet kemeri gibi olur, 'Ya arkadaş 2 saat önce bunu yedim aç olmamam lazım, hayırdır, ben iyisi mi bir bardak su içeyim bir sonraki öğünde gerçekten acıkınca yersim' dedirtir insana, candır, tavsiyemdir.


2 Ağustos 2013 Cuma

"NOT TO DO" LIST BABE (Yapma Annemmm, Yeme)






Benim hayatta sevdiğim her şeyin zararlı olması kaçınılmaz bir kader halini aldı. Tatlı severim kilo yapar, yurt dışı dışı dışı gezmeyi severim bütçeye zarar yapar, kıyafette enteresanlıklar severim maaş yatar, yemek yapmayı severim akşam uyku yatar, masamda içki varsa sohbet dostluk severim o hafta rejim uçar, ayakkabı severim topuklarımı söker atar, sevdim mi çok severim kalbe zarar yapar....

29 Temmuz 2013 Pazartesi

GRİP OLMUŞ KUĞU'NUN İKSİRİ




Hastaysanız üstelik bu havada, sizi ne iyileştirebilir? İlaç, meyve suyu, vitamin şıklarını cevaplayanlar kazana düştü,opsss. Şaka bir yana klimadan mıdır, vapur havasından mıdır ben bir hastalan bir hastalan, salya sümük yataklara düştüm ayıptır söylemesi. Doğaya direniyorum adeta bu havada hasta olarak. Aslında bana da iyi geldi bu evde saksı gibi koltuk üzerinde pineklemek, kalkamıyorum o derece sevdim miskinliği, resmen kendimi buldum. Ta ki sevdiceğim bana çorba yapana kadar, onu ocağın başında tencere ile boğuşurken gördüğüm an aslında iyileşmeye karar verdim. Ya koltuk, ya mutfak kurtulacaktı, ben mutfağımı seçtim.

Bu görmüş olduğunuz çorba şaşırtıcı olsa da gerçek, eşimin ellerinden çıktı, ki kendisi elma bile doğrayamaz. O nedenle emeklerini boşa çıkarmamak için hemencecik iyileştim.

Muhtemelen annem bunu okuyunca "20 küsür yıl benim yaptığım çorbalar, yemekler hiç bu kadar söz konusu edilmemişti, hımmmm, peki öyle olsun" diyecektir. Merak etme Anne Kuğu, senin yerin ayrı ama bu da pek bir lezzetliydi doğrusu:) Sevdiğinize emek harcayarak özenle yaptığınız ufacık bir şeyin etkisi bu kadar büyük işte, bir de kendinize emek verdiğinizi hayal edin...


Not: Çorba ekmek yerine geçer, yanında limonla idare ediverin, kruton gibi sevimli şeyleri mümkünse başka zamana erteleyin.

Sevgiler

17 Temmuz 2013 Çarşamba

GÜNÜN DETAYI No.04





Günün detayını yazmayalı baya olmuştu üstüne üstlük böylesine bir yemek yapmışken onu detay olarak aktarmamak olmazdı :) Bu nedenle dün akşam 10 dakikada yaptığım ve oldukça tok tutan mantar dolma ve biber közümün fotoğrafını hemen koyuyorum, iri-iri mantar, light kaşar, charliston biber ve birazcık baharat yeterli. Fazlaca zamana ve malzemeye gerek yok, pratik şipşak iş dönüşü yemeği. Kolaycı değilim, altını çizeyimde onun yanlış anlaşılma olmasın. Belki birazcık doktoruma gidip döndükten sonra karbonhidrat konusunda yine hata yapma korkusu sarmış olabilir ama hepsi bu kadar.

Yummyyyy 
Afiyet olsun efenim. Sağlıkla


15 Temmuz 2013 Pazartesi

TOMBİK KUĞU'NUN YEMEK GÜNLÜĞÜ No.01 ( Kaç Yanlış Bir Doğru Götürür? )


Söyleşi yazımı yazdıktan sonra çok güzel geri dönüşler aldım sizlerden, ben de daha şevkle koşarak gittim bu hafta Ayça Kaya'ya. Ufak tefek arada randevularımı kaçırdığım olmuyor değil, ne de olsa cumartesi rehaveti denen şeye temmuz sıcakları eklenince böyle erimiş akideye dönüyor insan. Ama bu hafta gerçekten kurulmuş saat gibi erkenden kalkıp koşa koşa gittim canım tartıma. Bakalım bu sefer durumum nedir diye de baya heyecanlıydım. Aslında ne zaman bu kadar heyecanlı gitsem kesin ya aynı kiloda kalmış olurdum ya da muhtemelen vücut su topladığı için bir kaç yüz gramcık fazlam olurdu. Bende moral sıfırın altında eksi bilmem kaç yüz. Yıllardır yaşadığım kısır döngünün kısa tanımı budur işte, evet. Sen yap yap ya da yaptığını sanarak 10 gün geçir sonra o kadar zamanın boşa gittiğini gör, mayo festivaline çok daha az zamanın kaldığı gerçeğiyle yüzleş, of of of. Sar başa.




24 Haziran 2013 Pazartesi

SON TOMBİK KUĞU'NUN YENİ KABUSU: HAVUZ & MAYO & GÜNEŞ




Aylardır sırtımda dayanılmaz ağrılarla boğuşuyorum yine de ses etmedim. Mızmızlanmayı pek sevmem, hayatımda hiç o kedi gibi hatunlardan da olamadım ne yazık, istediğini miyavlayarak her koşulda elde eden ve benim gerçekten saygı duyduğum bir kadın tipi. Karakterde ve boyda bir at formu olunca böyle kıvrım kıvrım kıvranıp gıkımı çıkartamadım ta ki geçen ay yataktan kalkamayacak duruma gelinceye. Hemen tanıdığım bir doktora koştum, bel Mr’ı, muayene derken hiçbir şeyim olmadığını sadece sırt kaslarımın zayıf olduğunu ve bir tip tutulma yaşadığımı söyledi. Gel zaman git zaman bu tutulma Alacakaranlık filminin bir bölümü gibi dehşet verici bir savaşa dönüştü ve ben artık sabah eğilemez doğrulamaz, vapurda oturamaz hatta klimalı bir yerde bulunduktan sonra nefes alamaz duruma geldim. 

Dün evimin yakınında başka bir hastaneye gittim, dedim bu böyle olmayacak acilden girerim gerekirse ama benim belime bakın, yığılıp kalıcam lobide, hemen doktor arandı müsaitmiş sağ olsun, ben daldım odasına. Doktor ben dedim ölüyorum, 26 yaşında 62’lik gibi oldum bi çare bulun bana. Nasıl zarif ve kibar bir doktor anlatamam (odasına böyle dalan birinin üstüne kahkaha atmadı yani oradan pay biçin artık), ellerinden

10 Haziran 2013 Pazartesi

YEŞİLLER İÇİNDEN BİR DETOX SEÇTİM TARİF:02


Haftanın önemine uygun minik yeşil bir tarifi direniş arasına sıkıştırmak isterim hanımlar beyler. Hafta sonu muhtemeldir eş dost sevgili gezdiniz bol bol, tatlı dondurma götürdünüz ufak ufak, Pazartesi sabahı bir uyandınız anammm parmaklar dolma gibi, gözler şişmiş, japon balığına dönmüşsünüz. Hemen bozulmaca üzülmece vazgeçmece falan yok, bunlar olacaktır hem de sık sık. Benim pazartesimin sendroma düşmesinin tek sebebi aynadaki bu görüntüdüydü ama son zamanlar Desmo ile kurduğumuz yakın temas neticesinde bir detox içeceği keşfettik. Tamamen kendiliğinden gelişen ve klinik çalışmalara dayanmayan bir tarif çıktı ortaya, klinik bizim mutfak olunca iş başa düştü, evet kalem kağıtlar tabletler hazırsa tarifi veriyorum. Gitsin ödemler gelsin hafiflik...



27 Mayıs 2013 Pazartesi

HEY KUĞU KARDEŞ, GERÇEKTEN, KİMSİN SEN?


Aynada gördüğümüz kişi gerçek olsaydı acaba nasıl olurdu da bir gün dünya güzeli bir kadın bir gün çirkin kraliçeye dönüşebiliyor olurduk? Bu nasıl bir hız ve değişim döngüsü olabilirdi? Fastfood zincirinin ruhumuza yansıması gibi bir şey mi bu, 3 dakikada değişir dünya, yanına bir de milkshake lütfen çilekli olsun? 10 Kilo aldığında yada göbeğin çıktığında, dönüştüğünü sandığın insan gerçekten o kadar çirkin ve umutsuz olabilir mi? Yani geçen ay beyaz teniz, parlak gözleri ve pembe yanakların ile hafif edalı ve alımlı kadın nasıl olur da bir anda bambaşka biri oluverir? OLAMAZ. Aslında sen hep güzelsindir ama ruhunla kavga etmekten, bedenini yok saymaktan öyle yorulmuştur ki zihnin ruhun, kabul etmek istemedikçe kötülersin kendini kendine(tipe bak tombik, yuhhh bacaklara bak, bu yağlarla yazın uzun elbise hırkaya talimim, ben aslında başka biriyim bu beden benim değil ben bu şekilde hissetmiyorum). 

Daha önce bahsetmiştim; kendini seversen her şey bir anda değişir ve kolaylaşır, bebek gibi öp kokla iyi davran diye. Aslında sandığın gibi gözükmüyorsun dışarıdan, korkma, beğenmediğin her şey değişebilir, değiştirebilecek kadar güçlüsün, göbeğin mekikle, basenlerin koşuyla, selülitlerin masajlarla ve su ile geçebilir iradeni daha az yeme isteğini biraz inatçılıkla halledebilirsin ama kendine nasıl baktığın veya nasıl bakmak istediğin buradaki esas mesele. İşte tam bunları yeniden yeniden kendime hatırlatırken karşıma çıktı bu video. Alışkanlığım değildir ama o kadar güzel ve zarifçe anlatılmış ki daha önce sizlere bahsettiklerim, paylaşmadan yapamazdım....





Not: Son 3 gündür birazcık azıcık umutsuzluk havaları esiyordu başımın üzerinde. Sonra 'yeniden canlanacağım, daha inançlı olacağım, bize bunu borçluyum'dedim. Bunu kendi kendime 10 kez tekrar ettiğimde tarih 26 Mayıs 2013 saat 23:50'ydi. Bu videoya ise tam 9,5 saat sonra tamamen şans eseri denk geldim. İhtiyacım olan motivasyon aracım oldu. Bir anda çıktım o ruh halinden ve istediğim şekilde daha inançlı ve güçlü hissettim kendimi. Tamamen 'denk' geldi =))) İnandığımız her an bir mucize karşımıza çıkıyor aslında, tesadüflerin altında. Yeter ki onları görebilecek kadar umutlu olalım....


Tesadüflerle Kalın....








25 Mayıs 2013 Cumartesi

TOMBİK MUCİT İŞ BAŞINDA; SAĞLIKLI İÇECEKLER






Ve karşınızda yeni arkadaşım ‘Desmo’. Kendisi özel bir varlıktır zira hem detox hem de smoothie keyfi yaşatıyor bana. Mutfağın ortasında taht yaptım kendisine. Eşim iyice bozduğumu düşünüyor bu içecek mevzusunda, her gün yeni bir lezzetle karşısında çıkıp denetiyorum. Kabul etmem gerekiyor ki hepsinin tadı şahane olmuyor bazen iş kazası da yaşanabiliyor ama telafisini hemen yapıyorum, çilekli muzlu olanı görünce bırak beni yaşadığını unutuyor. O nasıl bir konsantrasyondur öyle, hedefe kitlenmiş içecek deneği.


Yaz aylarının yaklaşmasıyla beni tutuşturan o ateş içimi de tutuşturdu ve hararetten yol kenarında çekici bekleyen beygir gibi dumanlar çıkartmaya başladım. Hal böyle olunca içimi serinletecek ve serinletirken sırf sağlıklı olduğu için tadını beğenmediğim ve doğal olarak yerini tatlı ile değiştirdiğim birçok bitki ve sebzeyi de hüpletmemi sağlayacak bir yöntem aradım. Arayan bulurmuş, ben de buldum ve bu dostumu alıp saflarıma kattım. Aldığım günden beri (6 gün) her saniye gar gar gar bir şeyler karıştırıyorum ev fabrikaya döndü, içeride ağır makine çalıştırıyorum sanki. Bu tip buz kırıcı özelliği olan blenderlar farklı firmalarda mevcut, baya revaçta olduğunu söylemem lazım.

Son keşfim ise ödem atıcı mix. Şahane bir şey oluyor, tadı biraz buruk ama naneli limonata sevenlere tavsiye ederim, tadı baya yakın. Ama yakın yani, aynı demedim, yaptıktan sonra beni anmayın.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

TOMBİK KUĞU'NUN DEĞİŞİM MADDELERİ - PAZARTESİ MOTİVASYONU





Bakıyorum da 'ilerleyen yazılarda anlatacağım' dediğim ne çok şey birikmiş, arkası yarına çevirmişim bloğu. Ama söz verdiğim şeyi gecikmelide olsa illa yaparım, örneğin finallerden koşup yamacınıza geleceğim demiştim bakın karşınızdayım =) Kısaca bahsettiklerimi şimdi uzunca anlatacağım ki kimsenin aklında bir tereddüt kalmasın ve ufak tüyolar detaylandırılmış olsun. O zaman; yeni bir başlangıcın şerefine madde madde (mini el kılavuzu misali) neler değişmeli, neler yapılmalı, ben neler yaptım yazayım; yolumuz aydınlansın, Pazartesinin şanı yürüsün. Sizlere de bir ufak fikir olsun. Bakalım değişime karar veren Tombik Kuğu neler etmiş bu zamana kadar.Haydeeee

*Altın Kural: Kavga yok! Bedenine hakaret etmek, üzmek, beğenmemek olamaz, en önemli kuramız bu. Çünkü bunu başaramazsak maalesef devam edemiyoruz. Göbeğim çıktı, bacağım görünmesin etek giyeyim zaten kocaman, yandaki kızın belinin 3 katı oldu benim simitler, surata bak şişti iyice gibi bedenini ve ruhunu küstürecek konuşmalar yasak! Bunun yerine kabul etmek var. Sen ‘bu’sun ve eğer değişmek dönüştürmek istiyorsan bazı şeyleri onlara virüs muamelesi yapma sadece sev, bol bol sev, yüzünü gözünü öp, sarıl kendi kendine, göbeğini okşa. Kalçaların büyükse krem sür sabah akşam, ‘halledicez bebişim, seni de kurtarıcam bu yükten’ de, anne gibi ilgilen bedeninle. Benim ‘kurumuş bu ölmüş bitmiş’ dedikleri çiçeğimi öperek canlandırdım, şimdi bir limon veriyor aklın durur (Bitkiler duymazmışmış yalanın daniskası). Hadi koş aynaya, barışma zamanı.

*Kendine günde 3 dakika ayır; rahatsız edilmeyeceğin sessiz bir ortam oluştur kendine. Mümkünse hafif

19 Mayıs 2013 Pazar

ÇAYIR ÇİMEN KOŞTURTAN POST-IT'lerim BENİM



Söz verdiğim gibi bu finaller ve koşturmaca biter bitmez yanınızdayım. 1 hafta boyunca kendimi eve kapatıp çılgınlar gibi çalıştığım, insanlığımdan çıktığım için dün kendimi bakıma aldım (sevgili çilekeş kuaförüme buradan selamlar, 1 ayın yükünü aldılar omuzlarımdan) ve bugün taptaze geri döndüm. Uzun süre final vs olmadığına göre kişisel bakım ve değişim için hazırım hem de bu sefer full konsantrasyon. 

Daha önce bahsettiğim gibi hayatın küçük ama minik yani bazen görünmeyecek kadar ufacık detaylarını görebilmek bu yoğun tempoda çok mümkün olmuyor. Kendinle çatışmadan gün geçmiyor. Patron bana şunu demişti bir daha bana aynı şekilde davranırsa lafımı söyleyeceğim, sevgilim hödük davrandı bir dahakine küseceğim ama neden böyle yaptı ki ben değersiz miyim, arkadaşlarımdan bazıları doğum günümü unuttu, oysa ben onlara ne kadar değer veriyorum neden beni önemsemiyorlar, belki daha güzel görünseydim vs vs vs. Allahh durum fena. Dertler omzunda, tüm problemler ardı ardına geliyor, bir iyi günümüz olmayacak mı kardeşim bağlamalarında bir garip ezgi olmuşuz. 'Kafanı kaldır bak dünyaya' dedim. Neler değişiyor hayatta, neleri ıskalıyoruz, makyajımızı dahi çıkartamayacak kadar yorgun, salata hazırlamayacak kadar az zamanımız var değil mi? (yemezler ama şimdilik öyle gibi yapalım, çaktırmayın). 

Bazı objeler vardır hayatımızda, hafızamızda yer etmiş, sokakta gördüğümüz anıtlar gibi aynen ya da evimizde sakladığımız salonda ki

11 Mayıs 2013 Cumartesi

YİNE YEŞİLLENDİ TOMBİK DALLARI ( Haftasonu Eki )






Haftasonlarını hep sevmişimdir. Bir de böyle hava parlak, aydınlık ve misss gibi olursa tadından yenmez.


Bugünü diğer günlerden özel yapan durum ise gayet basit; yarın Pazar. Akşam muhtemelen bir program, aktivite veya olası arkadaş gezmeleri vardır ve bol bol yemek fikirleri geçiyordur aklımızda ( aslı'lara gidersek şimdi yemek zorunda kalırım rejimde olduğumu çakar yoksa kesin o kurnaz, sinemada popcorn yerine grisini mi alsam şimdi bozmiyim o kadar başladım, şarap içiyim bence bu gece yoksa kokteyl şeker falan amannnnn), kaldı ki tersini hayal edemiyorum. O zaman sabah ve öğlen için içimizde ki çocuğu şımartma, sağlıklı besleme ve yaza göz kırpma adına bir kaç ufak fikir önerebilirim.



10 Mayıs 2013 Cuma

TRIOLOGY; TOMBİK KADERİN DÖNÜŞÜMÜ - EPISODE 2 ' SU ELEMENTİ '




.... Ve o gün yolumu kolaylaştıracak (daha önce birçok farklı disiplinden gelen profesyonellerden aldığım fikirleri harmanladım) bir değişimin startını verdim… (dırın dırın dırın dırın..)   diye sonlandırmıştım yazımı. Bu arada neler olmuş olabileceğini düşünmek için bir parça pay bırakmak istemiştim sizlere.

İşte Vay Başımıza Gelenler Efenim;


2 Mayıs 2013 Perşembe

YİNE YAZ GELDİ, YİNE TUTUŞTUM TABİ BEN. KOŞ KUĞU KOOOŞŞŞŞ!!!!




Niye bu kadar ara verdim, özrüm nedir , kabahatimden büyük müdür, bu sefer ne enteresanlıkla açacağım başınıza? Bunların hepsinin cevabını vermeye hazırım, vereceğim de söz. Şimdi işin ortasından dalayım ben, önümüzdeki günlerde başını sonunu detaylı anlatacağım.

Yine yaz geldi yine tutuştum tabi ben.


Yıllarca aynı masal. 
Ver al kiloları ver al.


Arkadaşım bir insanın kaç beden kot pantolonu olabilir. Kaç kişi yaşıyor bünyende; 8 mi, 9 mu? Bu kadar kıyafetin varken neden her gün neredeyse aynı şeyleri giyiyorsun? Hayatında ki istikrarı bedeninde nasıl sağlayamazsın? Yo-yo dedikleri şey; tam olarak benim ruh halimin bedenime yansıması ve sonucunda ortaya çıkan görüntü. Sağlayamıyorum işte, yetilerim bozuk, hatalı kodlama, genetiğim sıkıntılı. Evet yaptım dukanı ohh mis, yemedim yedirdim içmedim içirdim. Baya uğraştım. Kilo da verdim. Hatta bahsettiğim o ilk zamanlarıma geri döneceğime kendimi oldukça inandırmıştım. İyi de gidiyordum. Çevremdekileri etkiliyor onların da zayıflamasını sağlıyordum. Bildiğin tarikatımsı bir hale gelmişti sağlıklı beslenme durumumuz. Proteine boğdum kendimi ama işin sonunda yine fayda etmedi. 



19 Nisan 2012 Perşembe

YENİ BİR HAYATA BAŞLAMANIN ZORLUKLARI; RAP RAP RAP





Dukan diyetine başladığımda ilk 3 günün çok zorlu geçeceğini biliyordum. Özellikle 3. gün canımın farklı gıdalar isteyeceğini o esnada büyük bir savaşa hazırlandığımın da farkındaydım. Ama başardım, atlattım. Yanımda kuzu butlarını, çilekli çikolataları midesine çekinmeden indiren bir adam varken ben yapabildiğime göre, herkes yapabilir! Buradan 'o adama' sevgiler, öpücükler, kase dolu peynirler....





ZORLUKLAR  VOL.1