Bugün hem koşturmalı hem de baya yorucu bir gün oldu benim için. Sabah kahvaltı akabinde açık havada yürüdükten sonra eve gelip kendime çeki düzen verdim. Ardından yapılması gereken işleri ve yazıları halletim daha sonra alınması gerekli olan hediyeler (hediye almayı ve hediye vermeyi çok seviyorum, nedendir bilinmez çocukluğuma dönüyorum, şımarıyorum, garip bir şey oluyorum) alındı, arada öğle yemeğimi yedim ( 7 kaşık sebze yemeği, 1 dilim ekmek, 1 bardak ayran ve yeşil salata) ve akşam eve pestilim çıkmış bir halde döndüm. Sinemayı eve taşıma girişimi ile dvd alışverişi de yapmıştım iki arada bir derede. Zira hala popcorn çekiyor canım, hiç uğraşamayacağım bu yorgunlukta irademle şavaşmayla falan
kilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Kasım 2013 Perşembe
GECE GURULTULARIM AZALDI, SABAH AÇ UYANMALARIM TAM GAZ DEVAM EDİYOR
11 Kasım 2013 Pazartesi
REJİMDEKİ KUĞULARIN ALTERNATİF KAHVALTI MENÜLERİ
Kahvaltı benim için en önemli öğün haline geldi. Okulu Avrupa yakasında olup Anadolu yakasında oturan bir çocuk olarak geçti ilk ve ortaöğrenim hayatım. Bu nedenle serviste tamamlardım uykumu. Eee az bir süre değil 1,5 saat sürerdi yol. Ne çekmişim ya üzüldüm kendi çocukluğuma şimdi. Sırf bu serviste uyuma durumu yüzünden yıllarca 1. ve 2. köprüyü ayırt edemezdim, annem çok kızardı 'Evladım hergün geçtiğin yolu nasıl karşıtırıyorsun?' E tamam ben geçiyorum ama gözlerim kapalı geçiyorum, uyurken nasıl anlayayım hangisi 1 hangisi 2? Neredeyse üniversiteyi bitirene kadar kahvaltı yapmak yerine 10dk daha uyumayı tercih ettim, bu sebeple şahane kahvaltı alışkanlığım son yıllarda belirdi. Ayrıca çokta güzel alengirli kahvaltı sofraları hazırlarım onu da belirtiyim =))
Etiketler:
alternatif,
çay,
diyet,
ekmek,
enerji,
kahvaltı,
kalori,
kilo,
menü,
meyve,
müsli,
omlet,
peynir,
rejim,
sebze,
yumurta
9 Kasım 2013 Cumartesi
HAYDİ SPORA, HOP HOP HOPPAAA
Haftada 3 gün düzenli olarak spor yapmaya söz vermiştim kendime. Bunu gerçekleştirebiliyor olmanın dayanılmaz gururu var içerimde. Haftada 3 gün düzenli olarak sadece 1-1,5 saat yürüyorum ama aralıklı olarak zira sırtımda fazla 20 kilo ile başka bir spor veya çalışma yapmam pek mümkün değil zaten doktorum da yasakladı. İleride bel ve diz sorunu yaşamak istemiyorsan bir süre sadece yürü, üstelik yürümek tüm kas gruplarını neredeyse çalıştırır yani en azından benim ihtiyacım olan kas gruplarını. Göbek için henüz krem dışında bir aktivite yapmıyorum kısaca =) Bu bile kendimi daha iyi hissetmeme sebep oluyor. Genelde 12 'ye kadar spor duş gibi mevzuları halletmiş oluyorum yani benim günüm 12 de başlıyor dış dünya için. Sabah bir bardak sütümü ve kepekli tostumu yiyip biraz hazmetmeyi bekleyip çıkıyorum, bu rutini oturtmamın 4. günü vatana millete hayırlı olsun.
Makarna en sevdiğim yemeklerdendir ama asıl kilo yapanın o değil sos olduğunu öğrenince bende kendime bir güzellik yaptım ve az miktarda makarna haşlayarak (ekmeğin yerine geçti) salatama karıştırdım, yağ ve tuz yok. Şahane bir şey oldu, hem çok severek yedim hem de çok tok tuttu. Öğle yemeği olarak spordan sonra hüplettim kendisini. Tavsiye ederim. Ama makarna bir küçük su bardağını geçmesin.
Sevgiler, bana da kolaylıklar iradeler =)
Etiketler:
aktivite,
cardio,
diyet,
karbonhidrat,
kilo,
kilo verme,
makarna,
rejim,
sağlıklı yaşam,
salata,
spor,
tuz,
yağ,
yürüyüş,
yürüyüş bandı,
zayıflama
7 Kasım 2013 Perşembe
İLK GÜNLER HEP Mİ BİR ENGEL ÇIKAR YAHU??
Dışarı çıkma konusunda emin değildim, zira henüz yeni başladım rejime ama kızlar kahvaltı konusunda ısrar edince kıramadım. Bizim arkadaş grubu bile kendine has özellikler taşıyor, aramızda bir yoyo kilosu olmayan sadece bir kişi var, onda da ne azim varmış yıllardır birlikteyiz gram kilo almadı arkadaş, hepimize örnek olacak yerde biz ona örnek olmaya, kendi aramıza katmaya çalışıyor gibi bir hale girdik. Aman bırakalım bari o kalsın normal haliyle. Derken menü den bir seçim yapmam gerekti, ama o kadar güzel ki her şey ne seçeceğimi şaşırdım, sonra dedim ki 'dostum sen değiştin, seçimlerin de değişmeli, utanma sıkılma çünkü daha yolun başındasın, şimdiden sıkı tut çeneni' o yüzden ben yağsız ve beyaz peynirli menemen yanında da bir dilim ekmek istedim, sütlü kafeinsiz kahvemde gelince keyfim katlandı, şakıdık şukudur pek eğlendik. Anladım ki yemeğe gömülmeden de kahkaha atabiliyormuşuz. Resim sizi yanıltmasın, porsiyon tam bir kişilikti, yani öyle ooo kocaman tabaklık bir durum yok ortada =)
Öğlen evde kendime bir güzellik yapıp yeşillik yıkadım, sirkeli sudan geçirince parlaklaştı, az zeytin yağı, elma sirkesi ve nar ekşili bir sos hazırlayıp mutlu mesut yedim, yanında bir bardak ayran ve bir dilim ekmeğim de vardı. Akşama Allah kerim demeden balıkları dışarı çıkardım, fırınlayıp bir dvd eşliğinde götürme planım var. Uyumadan önce yine karnım guruldayacak biliyorum ama onu da sordum, bir haftaya geçer dediler. Kendini dinlemenin de bir sınırı olmalı dimi.
Sevgiler
Etiketler:
arkadaş,
ekmek,
kahkaha,
kahvaltı,
kalori,
kilo,
menemen,
menü,
örnek,
peynir,
rejim,
sağlıklı yaşam,
salata,
sirke,
tombik
4 Kasım 2013 Pazartesi
YENİ BİR HAYATA, HAZIR MISINIZ?? BAŞLIYORUM !!
Tatil bitti, hep aynı hüsranla yurda döndüm, peki neler oldu yolda?
Buraya gelene kadar çok mücadele verdim, Kilo aldım verdim aldım verdim, pik yapmış olan bedenimle başbaşa kaldım. Dinledim, mücadele ettim, irademi kaybettim, geri kazandım ama sonra kendime tekrar inanmaya karar verdim ve yola çıktım. Karşınız son derece tombik bir kuğu olarak, gardırobundaki kıyafetlerin sadece %5'ini giyebilen bir kuğu olarak karşınızdayım. Olsun varsın şimdilik durum bu olsun, kısa da bir bilgi ilişmiş olsun.
Etiketler:
açlık,
checkup,
değişim,
diet,
diyet,
diyetisyen,
doktor,
fazlakilo,
hazırlık,
inanç,
irade,
kalori,
karbonhidrat,
kilo,
kiloverme,
kriz,
pazartesi,
rejim,
şişman,
tatlı
2 Eylül 2013 Pazartesi
DİZİ DİZİ BÖREKLER, MİSAFİRLER HEP BUNU BEKLERLER...
Tatilden dönmek, şehir hayatına adapte olmak derken kendimi kısa bir süre için kaybettim ama sanırım toparladım. Geçiş dönemi oksijen eksikliği sonucu sersemlediğimi iddia etsem de pek inandırıcı olmadığım gerekçesiyle bir an önce iş başı yaptım ve iş başı yapmışken blog için kendimi affettirecek bir yazı yazdım. Bu sefer tarif =) Uzun zamandır tarif yazmadığımı fark edip gönül almak için kolları sıvadım..
Bir dilim ekmek yerine geçecek bu atıştırmalık çok basit (zor tarif becerebildiğim görülmemiştir zaten). Marketten alınan yufka 4 pizza dilimi olacak şekilde göbeklerden kesilir, biraz süt ile fırçalanan yufka hafif yumuşak bir kıvama gelince iç malzemesi konulur ( ben yağsız lor, dere otu, maydanoz, bebek ıspanak, 1 yumurta ve biraz baharatlı bir iç yaptım). Bildiğimiz paçanga böreği modelinde sarılır, üzerine yumurta sarısı sürülür ve biraz keten tohumu serpiştirilerek yağlı kağıt üzerinde fırına verilir. Evi börek kokusu sarmaya başlamışsa ikramımız hazır demektir, afiyete yiyebilirsiniz efendim.
Not: 2 adet börek, yanında kendi hazırladığınız naneli büyük boy bir ayran ve varsa birazcık salata söğüş süper bir öğün olur. Misafir gelir telaşıyla yapıp yapıp dondurucuya attığım için börek sarmaktan gına geldi, kırka yaklaştım, ellerim büzüştü. Ne şanslı misafirlerim varmış yahu..
Afiyet Olsun..
Etiketler:
açlık,
börek,
diet,
evlilik,
fazlakilo,
fırın,
hafifyemek,
hazırlık,
kilo,
lorpeyniri,
malzemeler,
maydanoz,
protein,
sağlıklıyaşam,
sebze,
yemek,
yemek tarifi
21 Ağustos 2013 Çarşamba
PARDON GARSON BEY, EN BÜYÜK PORSİYONDAN OLSUN LÜTFEN!
Kilolu olmanın en önemli sebeplerinden biri
olarak ‘genetik’ yatkınlık gösterilir. Ailede obez veya fazla kilolu bir veya
daha çok kişi varsa muhtemelen senin de kilolu olmanın tek sebebi ondan almış
olduğun gen olduğunu düşünüp kolaylıkla suçlayabilirsin gibi bir düşünce
beliriyor kafamda.
5 Ağustos 2013 Pazartesi
TOMBİK KUĞU'NUN YILDIZLI GÜNLERİ - MENÜLER
Her şeyi yanlış yapacak halimiz yok, bazen baya iyi gittiğim ve sonucunda Ayça Abla'dan yıldız aldığım günler de oluyor. Üstelik zaman ilerledikçe bu yıldızlı günlerimin sayısı artıyor. Öğreniyorum ben de deneye yanıla. Hayat boyu sürecek bir duruş bu ve elbette bir anda değişmek mümkün değil ama yıldızlarımın sayısı arttıkça fark ediyorum ki; ben bu işi kıvırdım sanki.. İşte son iki hafta içerisinde 'yemek günlüğümdeki' yıldızlı günler...
ÇARŞAMBA
Sabah: (07.30) İlaç sonrasında mutlaka bir şeyler yemem gerekiyor ama kahvaltı için fazla erken geliyor bana bu nedenle 3 kuru kayısı ve bir bardak su.
Kahvaltı: (09.15) bir adet kepekli tost, yanında yağsız sütten nescafe
Öğlen: (13.45) yemekhane rulezzz. 1 kepçe brokoli çorbası, 3 yemek kaşığı ıspanak ve 3 yemek kaşığı kadar yoğurt, 1 adet ufak boy kepeklı top ekmek.-aslında çorba ekmek yerine geçiyor ancak mevzu brokoli olunca Ayça Abla kanaat notu vererek bugünü 4,5'le 5 yaptı)
Ara: (15.00) 1 avuç leblebi, 1 fincan yeşil çay
Ara: (16.50) 1 adet yeşil elma
Akşam: (19.20) fırında somon ızgara ve yanında kabak biber gibi sebzeler, 1 dilim kepek ekmeği, içecek.
Gece: (21.30) 1 bardak kendi yaptığım smoothie
CUMA
Sabah: (08.00) ilaç sonrası 1 adet kepekli grissini ve 1 adet kuru erik
Kahvaltı: (09.45) 1 adet kepek ekmekli beyaz peynirli ve domatesli sandwich yanında küçük boy yağsız latte
Öğlen: (13.40) 3 yemek kaşığı zeytinyağlı fasülye, 1 kase cacık, 1 küçük kase mevsim salata, 1 top kepek ekmeği.
Ara: (15:10) yarım avuçtan az leblebi
Ara: (17.00) 6 adet kuru çekirdelki vişne ve 1 fincan 9'lu çay
Akşam: (19.40) 1 kepçe-ufak- yoğurt çorbası, 2 dilim ızgara bonfile yağsız, 1 dilim kepek ekmeği, otlu ayran
Gece: (21.20) 1 fincan yağsız sütlü nescafe
SALI
Sabah: (08.10) 1 orta boy şeftali
Kahvaltı: (10.20) kepekli ekmekten peynirli ızgara sebzeli sandwich yanında küçük boy yağsız ice latte
Öğlen: kahvaltıyı çok geç yaptım acıkmadım off poff çokkk sıcak.
Ara:(14.15) 1 avuç leblebi, 1 fincan sütlü nescafe
Ara:(17.00) 4 adet kayısı, 2 adet mor erik
Akşam:(19.05) fırında light kaşarlı mantar dolma 8 adet, 3 adet ızgara charliston ve bir küçük kase yeşil salata.
Gece:(21.20) 1 adet meyveli probiyotik yoğurt
PERŞEMBE
Sabah:(10.00) 2 adet yumurta ile hazırlanmış peynirli omlet ( içinde maydanoz dereotu gibi yeşilliklerle ve yağsız olarak seramik tavada hazırladım) yanında 1 fincan sütlü nescafe
Öğlen:(14.45) 2 yemek kaşığı barbunya, 1 dilim kepek ekmeği, 2 yemek kaşığı yoğurt
Ara:(17.00) 1 adet orta boy şeftali, 2 adet kayısı
Akşam:(20.05) yeşil salata, 5 adet parmak köfte, 1 parça peynir (kibritten ufak:)), 1 dilim kepek ekmeği
Gece:(21.40) çok geç oldu biliyorum ama film izledik yani benim suçum yok- yarım bardak kendi hazırladığım smoothie (bunun yanında 'lütfen bundan sonra uyumadan 3 saat önce dükkanı kapat' notu var)
CUMARTESİ
Sabah:(09.45) 1 adet kepekli tost, 3 zeytin, 1 fincan sütlü nescafe
Öğlen:(14.00) 1 kase-2,5kepçe eder- soğuk yoğurt çorbası
Ara:(17.10) 1 adet ufak nektar, 13-14 adet leblebi
Akşam:(19.40) 3 yemek kaşığı ıspanak yemeği, 1 kase yoğurt, 1 dilim kepek ekmeği, yeşil salata
Gece:(21.00) 1 top light sade dondurma -gerçekten 1 top fazlası yok (aslında dondurmada çok yağlı olduğu için yasak ama gerçekten light olduğu için kurtardım paçayı, kaptım yıldızı)
PAZAR
Brunch: Açık büfede o kadar çok tatlı vardı ki yani nasıl dayanabilirdim bilmiyorum o yüzden açık büfe yerine kendi seçtiğim kahvaltıyı yedim, daha güvenli oldu böylesi..(11.45) 1 üçgen dilim beyaz peynir, 1 dilim kaşar, 3 adet zeytin, 2 yemek kaşığı menemen, 2 dilim yuvarlak sucuk ızgara, 1/5simit, 2 dilim kepek ekmeği, domates ve salatalık, 1 fincan sütlü nescafe... (14.50'de biten bir seremoni)
Ara: (17.05) 1 orta boy yağsız sütten ice latte
Akşam: (20.00) Yeşil salata, 3 yemek kaşığı kabak yemeği, 1 dilim kepek ekmeği
'Pazar günü kaçırmışsın ama' diye düşünen olabilir; sonrasında öğünlerimi kısarak telafi etmediğim ve aslında açık büfeyi tercih edip dibe vurduğum bir hayattan sonra bu menü yıldızlık ve öpücüklüktü, bu nedenle her adım değişiklik yolunda önemli bir mesafeyi işaret eder. Üstelik tatlı, reçel, nuteeee..., pasta falan hepsi tek tek aklıma geldi tabi ama mideme gelmedi, benim değişim yolum için büyük insanlık için küçük bir adım.
Not: 'Yemek Günlüğü' çok fena bir şeydir, yediğinizi dürüstçe yazarsanız emniyet kemeri gibi olur, 'Ya arkadaş 2 saat önce bunu yedim aç olmamam lazım, hayırdır, ben iyisi mi bir bardak su içeyim bir sonraki öğünde gerçekten acıkınca yersim' dedirtir insana, candır, tavsiyemdir.
24 Temmuz 2013 Çarşamba
GÜNÜN DETAYI No.05
Yemek tarifleri hep zor olur, öss ygs hatta tübitak matematik yarışmasına hazırlanır gibi baya donanım gerektirir. Örneğin alışverişini kilo bazında yapan bizlere; 45gr tarhun 15gr çekilmemiş tuz 3 top kiş hamuru vs vs gibi adı sanı duyulmamış birim ve kodlar verilmesi son derece sıkıntı yaratan bir mevzudur. En azından bizim evde o gramajı ayarlayacak bir tartı yok ve hiç olmadı. Hepsini geçtim bizim jenarasyon yemek yapmayı değil sipariş vermeyi sever, yaşınız 30 ve altıysa denemeyin o alengirli çanaklı konmalı kondurmalı tarifleri, olmuyorrrrr.
Kolay yemek diye bir şey var, yanlış anlaşılmasın fastfood değil easy food tercih edin demek istiyorum. Şimdi örnek menünün aşamalarına başlıyorum. Hazır mıyız??
Fırın var evde değil mi o konuda anlaştık yoksa komşunun kesin vardır (anlayışlı bi tip olsun mümkünse çünkü evinde balık yapacaksınız, kan dökülmesin). Markete gidiyorsunuz mümkünse büyüklerinden olsun, önce balık bölümünden kişi sayısına göre 3 parmak kalınlığında somon filetolar istiyorsunuz, o hazırlanırken sebze bölümüne koşuyoruz; soğan, kabak, patates, kuşkonmaz, charliston artık allah ne verdiyse 2 şer 3 er alıyoruz ( kaptırıp kilo kilo almayın, az alın tepsiye sığmıyor sonra, kendimden biliyorum). Alışverişi yaptıktan sonra eve gidip fırın tepsisine yağlı kağıt seriyoruz ve balıkları diziyoruz, aldığınız sebze neyse ve nasıl kesmek istiyorsanız o şekilde tepsiye dağıtıyorsunuz, patates varsa ince olsun balık hemen pişiyor çünkü, evde ne kadar baharat varsa ( kekik, nane, fesleğen, pul biber vb) ekliyoruz ve biraz tuz gezindiriyoruz üzerine. Ben en son defne yaprağı ve kabuksuz dilim lime koydum çok yakıştı, 5 yıldız verdim kendime.
Öyle ortaya karışık bir tepsi çıkıyor, o tepsinin içine 1 çay bardağı su dışından zeytinyağı fındıkyağı falan koymuyoruz kesinlikle, somon kendinden tombik zaten ihtiyacı yok, stoktan kullanıyor(belki ondan seviyorum bu kadar kendisini). 20-30dk 180 derecede pişen balıkları artık nasıl servis yapacağınız size kalmış, yanına bir kadeh blushla sevgilinizle romantik bir akşam yemeği olur, dizi açıp tabağı kucağınıza alırsanız kız gecesi için sağlıklı bir tercih olur. Ben geçen gün misafirlere yaptım 'ooo balık yapmak herkesin harcı değildir, bravo vallahi' oldum.
Gayet kolay ve lezzetli. Farkettiyseniz gram yok, çanak yok, bilmem ne yatağında tatlandırmak yok, herhangi bir sote çeşidi hiç yok. Fırınımı seviyorum, öpüyorum kendisini...
17 Temmuz 2013 Çarşamba
GÜNÜN DETAYI No.04
Günün detayını yazmayalı baya olmuştu üstüne üstlük böylesine bir yemek yapmışken onu detay olarak aktarmamak olmazdı :) Bu nedenle dün akşam 10 dakikada yaptığım ve oldukça tok tutan mantar dolma ve biber közümün fotoğrafını hemen koyuyorum, iri-iri mantar, light kaşar, charliston biber ve birazcık baharat yeterli. Fazlaca zamana ve malzemeye gerek yok, pratik şipşak iş dönüşü yemeği. Kolaycı değilim, altını çizeyimde onun yanlış anlaşılma olmasın. Belki birazcık doktoruma gidip döndükten sonra karbonhidrat konusunda yine hata yapma korkusu sarmış olabilir ama hepsi bu kadar.
Yummyyyy
Afiyet olsun efenim. Sağlıkla
15 Temmuz 2013 Pazartesi
TOMBİK KUĞU'NUN YEMEK GÜNLÜĞÜ No.01 ( Kaç Yanlış Bir Doğru Götürür? )
Söyleşi yazımı yazdıktan sonra çok güzel geri dönüşler aldım sizlerden, ben de daha şevkle koşarak gittim bu hafta Ayça Kaya'ya. Ufak tefek arada randevularımı kaçırdığım olmuyor değil, ne de olsa cumartesi rehaveti denen şeye temmuz sıcakları eklenince böyle erimiş akideye dönüyor insan. Ama bu hafta gerçekten kurulmuş saat gibi erkenden kalkıp koşa koşa gittim canım tartıma. Bakalım bu sefer durumum nedir diye de baya heyecanlıydım. Aslında ne zaman bu kadar heyecanlı gitsem kesin ya aynı kiloda kalmış olurdum ya da muhtemelen vücut su topladığı için bir kaç yüz gramcık fazlam olurdu. Bende moral sıfırın altında eksi bilmem kaç yüz. Yıllardır yaşadığım kısır döngünün kısa tanımı budur işte, evet. Sen yap yap ya da yaptığını sanarak 10 gün geçir sonra o kadar zamanın boşa gittiğini gör, mayo festivaline çok daha az zamanın kaldığı gerçeğiyle yüzleş, of of of. Sar başa.
Etiketler:
açlık,
Ayça Kaya,
bakım,
detay,
doktor,
dönüşüm,
hata,
kilo,
mayo,
meyve,
sağlıklıyaşam,
tombik,
yaz,
yemek,
zorluklar
11 Temmuz 2013 Perşembe
KAHKAHA ATMAYI ÖĞRENİYORUM ANNE, YENİDEN (Çocuk Kuğu)
Umutsuzluk konusunda insanoğlundan daha yetenekli kaç
canlı vardır bilemiyorum, bu konuda araştırma yapılıp sayısal bir veri elde
edileceğini de pek düşünmüyorum. Kendini beğenmeyen, tüm derdi yine kendisiyle
olan da muhtemelen yine o insanoğludur.
Aynaya her baktığında beğenmiyorsan kendini, her sorunun
suçlusu olarak kendini işaret ediyorsan Uncle Sam misali, bir kusur arıyorsan
veya hiç kusurun olmasın diye günün saatlerini harcıyorsan muhtemelen paranı da
ve mutsuzluk ortalaman yüzde yirmilerin üzerindeyse dur bir dakika düşün bence.
Tuna Hocam ile bu şekilde tanıştım, aslında tam bu
şekilde de değil biraz tesadüf (tesadüflerin olmadığına kendisi ile tanışınca
ikna oldum) ve biraz kulun çağırmasıyla yetişen hızır olayı. Kendimi tüm
yukarıda saydıklarımın arasında debelenirken ve aslında çıkmaya çalışırken
gördüğümde dedim ki ‘dostum acilen çözüm bulmalısın yoksa bu işin ucu ışık
değil’.
Aynı günlerde sevgili dostum Z. ile buluştum. Birbirimize
çok vakit ayıramamıştık bir süredir ve nasıl olduysa o gün için tüm planlarımız
tuttu, buluştuk. Ortaya koca pizza istedik, şaraplar vs derken biz yine aynı ‘biz’
olmuştuk, özlemiştikte böyle olmayı. Daha önceleri de bahsetmişti bana Tuna Tüner
ve çalışmalarından ama bu sefer sanırım beni bir şeyler çekti anlattıklarında
ve dahası kafamı kaldırınca bir de ne göreyim aha!! o eski canlı, gözleri
gülen, enerjik ve mutlu dostum geri gelmişti, üstündeki gri bulut yoktu artık.
Ay ben bir mutlu ol, duygulan falan biraz sarsıldım. Ne de olsa biz evlerinden
uzakta iki yavru kuş olarak tanışmıştık ve öyle kurulmuştu bu mükemmel bağ.
Canım dostum iyi ki varsın, Seni seviyorum. ‘Ne yapıyorsan, ben de yapıcam’
dedim ve başladık kaynatmaya, biz o kadar kaynatmışız ki akşam olmuş hava
kararmış millet akşam menüsüne geçmiş o ooo.
3 Temmuz 2013 Çarşamba
Dr. AYÇA KAYA ve SON TOMBİK KUĞU'NUN SAĞLIKLI YAŞAM SÖYLEŞİSİ - GALA
Bir çok zayıflama
deneyimim oldu ömrüm boyunca ve doğal olarak diyetisyen, doktor ve alternatif
yöntemler, bir değil beş değil on değil, öyle bir çılgınlık. Onların bir günahı
yok, benim devreler sorunlu. Bir gazla başlayıp ‘Yapamıyorum arkadaş ben, yemesem
de veremiyorum’ diyerek bitiriyordum. Yemesem dediğime de pek bakmayın. İnanmadığım
bir şeye başladığım için yani aslında özünde kendime inanmadığım için kimsenin
faydası olamıyordu bu çaresiz mazluma.
Sonuncusunda annemin hediyesi üzerine yeni bir doktora
gittim, bilmiyorum bu kaçıncı yani sayamadım. Bağdat caddesinin minyon
hanımları arasından geçerek ulaştığımda kapıda bizi şeker ötesi bir bayan
karşıladı. Yeliz abla’ya buradan selam olsun, benim hep ’erken geleyim, aradan
girerim beklerim biraz’ gibi kaprislerimi gülümseyerek karşılamaya devam
ediyor, üstelik her gittiğimde kucaklaşarak buluşuyoruz, seviyoruz birbirimizi
yahu.
İnsan doktoruna bu motivasyonla giderse başarısız olur
mu? Olur? Misal ben ilk gittiğimde başarısız oldum ama bu benim hatamdı (hatamı
da kabul ederim). Kendime inanmıyor, kızıyor, kavga ediyor ve sürekli
cezalandırıyorken tanıştım Ayça Kaya ile. Gözlerinin içi gülen kadın, güzel
insan. Ama benim gözlerimdeki o parıltı kaybolmuştu, dükkanı kapatmış bakkala
dönmüştüm eğlenceli her şey içeride kitli, kilodan önce tiroit problemi insülin
direnci gibi birçok sıkıntıyı öncelikli halletmemiz gerekiyordu, (kilolar ile
geldi neredeyse hepsi, daha önce bilmem ben öyle hastalık falan) sağlığı geri
kazanmak madde 1’di ama ben kendimde o gücü bulamadım hiç, ilk gittiğimde bile
yüzüm asıktı, bu nedenle ara vermeye karar verdim. Önce o parıltıyı geri
kazanacaktım, kavgayı bitirecek ve bu sefer sadece kendim için inanç toplayarak
gidecektim yanına.
Sanılanın aksine geri
dönme sözü verilip bir daha gidilmeyen doktorlardan değildi, insanın aklında
kalan, inanılan, ‘bir tek o yardım edebilir’ denilenlerdendi. Geri döndüm. Beni
yine o güler yüzleriyle karşıladılar, bu sefer bende onlara kocaman
gülümsüyordum, ‘değiştim’ dediğimde inandılar bana, bıraktığım dönemde aldığım
kiloları bile yüzüme vurmadılar (hoş vursalardı altından kalkamazdım, bence
göze alamadılar) ve hatta şu anda kilomu bile bilmiyorum. Tartılıyorum ama bana
ekranı göstermiyorlar, bu sırrı bir tek Ayça Abla ve ekibi biliyor, böylelikle
motivasyonum asla düşmüyor. İnsan doktoruna Abla der mi? Der vallahi, her
gördüğünde ahtapot gibi boynuna atlar, özel hayatında yaşadığı sıkıntıyı bile
paylaşır, öyle dost. İşte bu nedenle inanıyorum başaracağımıza çünkü ben diyet
yapmıyorum, yaptırmıyorlar. Listem bile yok buzdolabına asacak. Uzun bir yol değil, adım adım değiştiriyorlar
beni, değiştiyorlar ki bir daha 10 kilo verip 20 kilo alarak, mutsuz ve
dokunsan ağlayacakmış gibi geri dönmeyeyim.
Tekrar başlamadan önce Tuna Hoca ile zihnimdeki ve
kalbimdeki yanlış anlaşılmaları düzelttim (hala devam ediyoruz, onunla da söyleşi
sözüm var en yakın zamanda yapacağım) şimdi sevgili Uzm. Dr. Ayça Kaya ve ekibi
ile vücudumdaki yanlış anlaşılmaları düzeltiyorum. Son model makyajlanmış araba
gibi çıkacağım tatillere, o derece emek var üzerimde.
Biraz önce buzdolabına asacağım listem yok derken
ciddiydim yalnız, liste tarif falan yok, yediğimi yazdığım bir defterim ve
doktorumun son çıkan kitabı ‘Sayarak Zayıfla 5,3,3,3’ dışında çantamda biraz
badem ve su ve bir elma var. Ben tırtıkladığım lokmaya kadar her yediğimi saati
saatine yazıyorum ve o hafta buluştuğumuzda kendisine gösteriyorum, tek tek
kalem kalem üzerinden geçerek yanlışlarımı gösteriyor, ‘Bu hafta bunun yerine
bunu yapmanı öneriyorum’ diyerek alternatifler sunuyor, en problem yaşadığım
noktalara çözümler buluyor. Yani ben bilemiyorum öyle kibrit kutusudur,
200gramdır, saniye tutulan maratonlar vs vs. Hava atmak gibi olmasın tatlı bile
yiyorum (dondurma tarifi nasıl çıktı sanıyorsunuz=)).
İlerleyen günlerde
günlüğüm ve değiştirilen maddelerini, önerileri yazacağım ama şimdi söyleşi
zamanı! Doktorum Uzm. Dr. Ayça Kaya ile Son Tombik Kuğu’nun keyifli söyleşine hoş
geldiniz efendim, kalem kağıtlar hazırsa büyük değişimler yaratacak detaylarla
dolu yazımız başlıyor!!!!!!!
Son Tombik Kuğu: Ayça Abla olarak yazabilir miyim?
Ayça Kaya: Tabi ki ( burada baya gülüyoruz, ilk günden
beri annemin arkadaşlarından biri sanki öyle bir his var içimde. Gerçi annemle
arkamdan planlar yapıyor olma ihtimalleri çok yüksek ‘Ayçacım eti senin kemiği de
senin buyur’ demiş olabilir şaşırmam).
S.T.K. : Blog yazmaya yeniden başladım, yaşadıklarımı paylaşıyorum,
spor yapıyorum yani eskiden olduğu gibi değil baya baya gidiyorum. Kendime bakmaya
bile başladım mesela artık makyajla uyumuyorum (kahkahalar). Birde pozitif
düşünce eğitimi alıyorum, kendime kızmıyorum baya baya ekip olduk biz kendimle.
(Barış şarkıları içimde, ülkem için dualar sonsuz)
A.K. : Ben de inanıyorum sana (oleyyyyyyyyyy). Her gün
yeni bir gün ve her gün yeniden başlıyorsun hayata. Tevekkül etmeyi ihmal etme.
Ders çıkar, devam et.
(Bu arada birazcık özel konuştuk J, eşim falan okuyor bu
yazıları, sansürün sebebi, anlarsınız halimi)
S.T.K. : Bu insülin direnci ne menem bir şeymiş yahu,
inanılmaz acıkıyorum, ben kendim ve şahsım olarak 3 kişilik acıkıyoruz. Yemek yiyorum
1 saat sonra gözüm buzdolabında. Ne yapmam lazım?
A.K. : Bu tamamen insülin ile ilgili, acıkmaların,
yorgunluğun ve tatlıya olan düşkünlüğün. Sütlü kahve içebilirsin bu ani
acıkmalarda. Yiyecek bir şey ise Leblebi (beyaz veya sarı).
S.T.K. : Asıl
sorun gece başlıyor, ben gece yemek yiyince kilo alıyorum ama geç saatte
yatıyorum ve bir şeyler yemek istiyorum. Beni durduracak ya da çok zarar
vermeyecek bir yöntem var mı? (Hoş geldin Paradox, özlemiştik bebişim, otur bi
çay söyleyelim sana)
A.K. : Gece zaten çok geç yatmamaya çalış, ama çok
acıkırsan 8-9 adet kuru çekirdekli vişne ye.
S.T.K. : Metabolizmamın şakacı olduğunu biliyoruz, peki
biraz ona destek verebilecek, hızlanmasına yardım edecek bir yöntem var mı?
A.K. : Midenin durumu iyi ise yemeklerden önce yarım
greyfurt yiyebilirsin ve günde 2-3 fincan yeşil çay içebilirsin.
S.T.K. : Gücüm çok azalıyor, baygın gibi geziyorum,
enerjim olsa sporumu daha çok yapacağım ama bu bahane değil gerçekten nine gibi
hissettiğim günler oluyor. Nasıl enerjimi geri kazanabilirim?
A.K. : İnsülin direncini tedavi ediyoruz, düzelince
enerjin de geri gelecek, o zamana kadar sporunu ihmal etme, yap.
S.T.K. : Tatlı yemeyi çok seviyorum, gözüm dönüyor,
rüyama giriyor, ağlayasım geliyor, üzülüyorum kendime, ne yapabilirim (burada biraz
fazla gülmüşüz gözümüzden yaş geldi, kendimi kendimle bu kadar güldürdüğüm de
az olmuştur).
A.K.: Kuru hurmaları al, çekirdeklerini çıkart içine
günkurusu kayısı ekle haşla ve rondoya 1 tatlı kaşığı tarçın, 5-6 çiğ badem
koyup püre haline getir. Sonra onu kalın hamur gibi aç ve streçle dolaba koy. Dilim
dilim yiyebilirsin. Tatlı isteğini giderecektir. ( Şahane bir tarif, ben
yaptım, bir dilim yedim ertesi gün canım çekti bir dilim daha almak istedim,
kahvemi koydum ve puffff geri kalanını eşim bitirmiş. Bravo bravo, başka
alternatifi yok çünkü)
S.T.K. : Kavun, karpuz gibi soğuk meyveler yiyince iyi
hissediyorum, limonata vs. uygun mu tüketebilir miyim? Malum yaz geldi, sıcak.
A.K. : Meyve şekerin şekil değiştirmiş halidir, fazlası
şeker olarak vücudunda kalır. Özellikle kavun ve karpuz çok şekerlidir. Ama bir
ince dilim karpuz yiyebilirsin. Limonatayı sen yapıyorsan ve şeker koymuyorsan
uygundur.
Ödevlerimi vermeden önce minik bir konuşma yaptı bana
Ayça Abla ve bu söyleşiden bir hafta sonra gittiğimde 500gr yağ gitmişti. Az
mı? 2 paket margarin hayal et.. Evet bence de affeeeriiimmm bana öpüyorum
kendimi. İçimin yağları eridi ayol hahayyt.
Ayça Kaya: Asla demoralize olma, buna müsaade etme. Her
gün yeniden başla, yeni bir gün ve bir önceki günden daha az yemeye niyet et. Dün
bitti bugün yeniden başlıyorsun. Bencil olma her şeyi paylaş. Hayata iyi ve
güzel tarafından bak ve en önemlisi Affet! Affettikçe hafifleyeceksin.
Ve ödevin;
Ekmek (beyaz ekmek yasak, insülin tetikçisi) dışında
tahıl tüketme (kek, börek, makarna, pilav vs vs).
Her yediğini dakikası dakikasına yaz.
5333 kuralını uygulamaya çalış. +,- 1 olabilir bu hafta.
(mesela 5 tahıl hakkım var ama ben 4 yedim, sorun değil veya 3 süt ürünü hakkım
var ama bu hafta 4 tükettim, bozulmaca yok).
Bu haftaki söyleşimiz biterken önümüzdeki hafta için yeni
bir randevu aldım ve şimdiden soruları düşünmeye başladım. Öğrendiğim bu önemli
bilgileri sizlerle paylaşmak için can atıyordum. Herkes bilmeli bunları,
yaymalıyız böyle eski uğur mektupları gibi.
İçimden ‘Şanslısın be Tombik Kuğu, değerini bil’ diye
geçirdim. Gülümsedim ve Cadde’de minik bir yürüyüşe çıktım, ağaçlarıma
sarıldım, inandım!!!
25 Mayıs 2013 Cumartesi
TOMBİK MUCİT İŞ BAŞINDA; SAĞLIKLI İÇECEKLER
Ve karşınızda
yeni arkadaşım ‘Desmo’. Kendisi özel bir varlıktır zira hem detox hem de smoothie keyfi yaşatıyor bana. Mutfağın ortasında taht yaptım
kendisine. Eşim iyice bozduğumu düşünüyor bu içecek mevzusunda, her gün yeni
bir lezzetle karşısında çıkıp denetiyorum. Kabul etmem gerekiyor ki hepsinin
tadı şahane olmuyor bazen iş kazası da yaşanabiliyor ama telafisini hemen
yapıyorum, çilekli muzlu olanı görünce bırak beni yaşadığını unutuyor. O nasıl
bir konsantrasyondur öyle, hedefe kitlenmiş içecek deneği.
Yaz aylarının
yaklaşmasıyla beni tutuşturan o ateş içimi de tutuşturdu ve hararetten yol
kenarında çekici bekleyen beygir gibi dumanlar çıkartmaya başladım. Hal böyle
olunca içimi serinletecek ve serinletirken sırf sağlıklı olduğu için tadını
beğenmediğim ve doğal olarak yerini tatlı ile değiştirdiğim birçok bitki ve
sebzeyi de hüpletmemi sağlayacak bir yöntem aradım. Arayan bulurmuş, ben de
buldum ve bu dostumu alıp saflarıma kattım. Aldığım günden beri (6 gün) her
saniye gar gar gar bir şeyler karıştırıyorum ev fabrikaya döndü, içeride ağır makine
çalıştırıyorum sanki. Bu tip buz kırıcı özelliği olan blenderlar farklı
firmalarda mevcut, baya revaçta olduğunu söylemem lazım.
Son keşfim ise
ödem atıcı mix. Şahane bir şey oluyor, tadı biraz buruk ama naneli limonata
sevenlere tavsiye ederim, tadı baya yakın. Ama yakın yani, aynı demedim,
yaptıktan sonra beni anmayın.
Etiketler:
blender,
detox,
diyet,
fazla kilo,
içecek,
kalori,
kilo,
meyve,
nane,
rejim,
sağlıklı yaşam,
sağlıklıyaşam,
smoothie,
yazgeldi,
zayıflama,
zencefil
20 Mayıs 2013 Pazartesi
TOMBİK KUĞU'NUN DEĞİŞİM MADDELERİ - PAZARTESİ MOTİVASYONU
Bakıyorum da 'ilerleyen yazılarda anlatacağım' dediğim
ne çok şey birikmiş, arkası yarına çevirmişim bloğu. Ama söz verdiğim şeyi gecikmelide olsa illa yaparım, örneğin finallerden koşup yamacınıza geleceğim demiştim bakın karşınızdayım =) Kısaca bahsettiklerimi
şimdi uzunca anlatacağım ki kimsenin aklında bir tereddüt kalmasın ve ufak
tüyolar detaylandırılmış olsun. O zaman; yeni bir başlangıcın şerefine madde
madde (mini el kılavuzu misali) neler değişmeli, neler yapılmalı, ben neler
yaptım yazayım; yolumuz aydınlansın, Pazartesinin şanı yürüsün. Sizlere de bir
ufak fikir olsun. Bakalım değişime karar veren Tombik Kuğu neler etmiş bu
zamana kadar.Haydeeee
*Altın Kural: Kavga yok! Bedenine hakaret etmek,
üzmek, beğenmemek olamaz, en önemli kuramız bu. Çünkü bunu başaramazsak maalesef
devam edemiyoruz. Göbeğim çıktı, bacağım görünmesin etek giyeyim zaten kocaman,
yandaki kızın belinin 3 katı oldu benim simitler, surata bak şişti iyice gibi
bedenini ve ruhunu küstürecek konuşmalar yasak! Bunun yerine kabul etmek var.
Sen ‘bu’sun ve eğer değişmek dönüştürmek istiyorsan bazı şeyleri onlara virüs
muamelesi yapma sadece sev, bol bol sev, yüzünü gözünü öp, sarıl kendi kendine,
göbeğini okşa. Kalçaların büyükse krem sür sabah akşam, ‘halledicez bebişim,
seni de kurtarıcam bu yükten’ de, anne gibi ilgilen bedeninle. Benim ‘kurumuş
bu ölmüş bitmiş’ dedikleri çiçeğimi öperek canlandırdım, şimdi bir limon
veriyor aklın durur (Bitkiler duymazmışmış yalanın daniskası). Hadi koş aynaya,
barışma zamanı.
*Kendine günde 3 dakika ayır; rahatsız edilmeyeceğin
sessiz bir ortam oluştur kendine. Mümkünse hafif
Etiketler:
açlık,
aşk,
bakım,
direniş,
diyet,
dönüşüm,
fazla kilo,
güzellik,
güzellik sırları,
kalori,
kilo,
post-it,
rejim,
sağlıklı yaşam,
sağlıklıyaşam,
tombik,
yemek,
zayıflama,
zorluklar
19 Mayıs 2013 Pazar
ÇAYIR ÇİMEN KOŞTURTAN POST-IT'lerim BENİM
Söz verdiğim gibi bu finaller ve koşturmaca biter bitmez yanınızdayım. 1 hafta boyunca kendimi eve kapatıp çılgınlar gibi çalıştığım, insanlığımdan çıktığım için dün kendimi bakıma aldım (sevgili çilekeş kuaförüme buradan selamlar, 1 ayın yükünü aldılar omuzlarımdan) ve bugün taptaze geri döndüm. Uzun süre final vs olmadığına göre kişisel bakım ve değişim için hazırım hem de bu sefer full konsantrasyon.
Daha önce bahsettiğim gibi hayatın küçük ama minik yani bazen görünmeyecek kadar ufacık detaylarını görebilmek bu yoğun tempoda çok mümkün olmuyor. Kendinle çatışmadan gün geçmiyor. Patron bana şunu demişti bir daha bana aynı şekilde davranırsa lafımı söyleyeceğim, sevgilim hödük davrandı bir dahakine küseceğim ama neden böyle yaptı ki ben değersiz miyim, arkadaşlarımdan bazıları doğum günümü unuttu, oysa ben onlara ne kadar değer veriyorum neden beni önemsemiyorlar, belki daha güzel görünseydim vs vs vs. Allahh durum fena. Dertler omzunda, tüm problemler ardı ardına geliyor, bir iyi günümüz olmayacak mı kardeşim bağlamalarında bir garip ezgi olmuşuz. 'Kafanı kaldır bak dünyaya' dedim. Neler değişiyor hayatta, neleri ıskalıyoruz, makyajımızı dahi çıkartamayacak kadar yorgun, salata hazırlamayacak kadar az zamanımız var değil mi? (yemezler ama şimdilik öyle gibi yapalım, çaktırmayın).
Bazı objeler vardır hayatımızda, hafızamızda yer etmiş, sokakta gördüğümüz anıtlar gibi aynen ya da evimizde sakladığımız salonda ki
14 Mayıs 2013 Salı
ŞIMARIK KUĞU'NUN HEDİYE ZAMANI - YAN ETKİLER
Bu yazıyı hiç yazmamam lazım aslında. Yani dükkânı cuma gününe
kadar kapatmış olmam okumalarıma gömülüp dünya ile iletişimi kesmem adeta bir
bitkiye dönüşmem gerekiyordu, zira beni bekleyen üç adet makalem var. Onları
yazmak yerine bunu yazıyor olmak hangi aklın ürünü pek bilemiyorum, resmen
akademik intiharın eşiğine koyuyorum kendimi ama yapıyorum bunu evet, pişman
değilim. Paylaşmam gereken şeyler oldu, güzel minik hadiseler... Okumalarıma o
kadar gömülmüştüm ki baya sağlıksız beslendiğimi gördüm; başımda belimde
ağrılar, bir iç sıkışması affedersiniz göbek davul gibi şişti ( artık neden
bilemedim =).
'Yeter yahu, benden daha mı önemli dünyevi işler!' diyerek hemen
kendimi attım bahçeye; önceleri biraz pişman oldum, gerildim, iç ses daralttı,
ama bir kaç dakika sonra zihnim açıldı, ara sıra başımı kaldırıp ‘yaz geldi
yuppi’ diyerek sevindim, okuduklarımı daha çok anlamaya başladım, utanmasam iyi
ki bu kadar çok çalışıyorum diyecektim, vazgeçtim. Kendime ödül verdim, minik
boy =)) İçim ferah ferah oturdum, yemyeşil bahçede ayaklarımı uzatarak. Sonra
düşündüm; bu yoğun ve stresli zamanlarda kendimizi ihmal ederek ne kadar büyük
haksızlık ediyormuşuz meğer gün içerisinde bu ufak ödüller ve kaçamaklar hayatı
ne kadar renklendiriyormuş. Rica edeceğim böyle ödüller yaparken kimse ‘kaloridir,
efenim yağdır, yok içindeki şekerdir?’ gibi sorular sormasın kendine; kızmasın,
kavga falan çıkarmasın durduk yere bedeni ile. Çayı şekersiz içiyorsun,
salatayı yağsız yiyorsun zaten yeterince sıkı tutuyorsun programını, bir şey
olur diye endişe edersen olur, onu da başarırsın. Bu bedenimi şaşırtacak, mutlu
edecek, iyi hissettirmek lazım arada hergün yapmıyoruz bunu zaten hıhh, bu gazla metabolizmam bir coşar ki şimdi
teyy teyy dediğin anda zaten uçup gider bu süprizlerin 'yan etkileri'.
Not: Fotoğrafın
rengi bile farklı çıktı. Oysa hepsi telefon kamerasının üretimi. Bakışla ilgili
bir değişim olabilme ihtimaliNİ seçiyorum ben.
Kendinizi
şımarttığınız bir gün dilerim..
.
Etiketler:
açlık,
bakım,
çiçek,
diyet,
dönüşüm,
fotoğraf,
hediye,
HEDİYE,
kalori,
kilo,
tombik,
yazgeldi
8 Mayıs 2013 Çarşamba
TRIOLOGY; TOMBİK KADERİN DÖNÜŞÜMÜ - EPISODE 1
Her sabah 'bugün az yicemmmm' diyerek
başlayıp, akşama günah çıkarttığım çok oldu. Herkesin bu tip günleri
vardır emin ama benimki bir yaşam tarzına dönüştü. Her sabah-akşam bir ölçek
hatta bazı zamanlar 3 ölçek alıyordum. Bu çelişkiler ilerleyen zamanlarla fazla
kilolar ile birleşince adeta bir savaş başladı. İki sene kadar kısa bir sürede
(insan lisans eğitimi tamamlayamıyor buncacık zamanda) dönülmez bir akşamın
ufkunda buldum kendimi. Aynadaki yabancıya gözlerimi kısarak bakıp ‘yuh be
kardeşim haline bak’ diye kızıyordum (halka açık bir zeminde daha kibar
konuşuyorum ama kendime daha vahşiydim doğrusu). Kavga ettikçe kendimle daha
çok aç hissediyor, bir şekilde atıştırmanın bahanesini buluyordum ve bu kısır
döngü beni nefret noktasına getirmekteydi. Sadece kendimden olsa yine iyi baya
yanıma yaklaşanı yakarım durumlarında geziniyordum. İşte o nokta var ya, hah
işte o nokta kırılma anıdır; işler ya kadayıf gibi salkım saçak olur ya da su
gibi durgunlaşır. Ben su elementini seçtim. Evet, hala kafamın içinde konuşuyor
iki kardeş ama daha sakinim artık, daha huzurlu. Zor mu? Zor, hem de nasıl. Yılların
huyu çıkar mı huyludan?
Genetik tombik kodlamamı zihinsel
kodlamalarla, evrenin sırrı ile veya Newton’la alakası olmayan çekim yasası ile
değiştirecek listeler verecek değilim. Havada uçuşan fikirlerden en çok ağzı
yananlardanım zira o sebeple taktiklerin her zaman daha kolay çözüme ulaştırdığını
acılı deneyimlerimden biliyorum.
19 Nisan 2012 Perşembe
ANTİK ÇAĞ;DUKAN İMPARATORLUĞU DURAKLAMA DÖNEMİ
Bazı günler vardır böyle bir yere gidecekken insanın ayakları geri geri gider. Evimde yatıp uyumak varken burada ne işim var benim haline geçersin. Bunu sadece akıl değil metabolizmada yapar. Üstelik bu bana çok sık olur. her rejimimde bir duraklama dönemine geçerim. Evren benimle el ense şakalaşır gibi haddini aşar. Çözüm bulamazsam rejimi bırakır kendimi o günahkar topraklarda koşuştururken bulurdum ama bu sefer çok kararlıydım o yüzden üstüne gidip yeni yöntemler denedim. Dukan kitabında çözümlerden bahsediyor elbette bunları da yaptım ama kendi yöntemlerimi de denemekten kendimi alamadım. Sonuç elbette tahmin ettiğim gibi, sahalara muhteşem bir dönüş yaparak 1.200 eksideydim. İşte ipuçlarım....
Her gün 1 veya 2 fincan demleme yeşil çay içtim.
Günde en az 2 lt suyumu asla aksatmadım.
Her gün 1 veya 2 fincan demleme yeşil çay içtim.
Günde en az 2 lt suyumu asla aksatmadım.
YENİ BİR HAYATA BAŞLAMANIN ZORLUKLARI; RAP RAP RAP
Dukan diyetine başladığımda ilk 3 günün çok zorlu geçeceğini biliyordum. Özellikle 3. gün canımın farklı gıdalar isteyeceğini o esnada büyük bir savaşa hazırlandığımın da farkındaydım. Ama başardım, atlattım. Yanımda kuzu butlarını, çilekli çikolataları midesine çekinmeden indiren bir adam varken ben yapabildiğime göre, herkes yapabilir! Buradan 'o adama' sevgiler, öpücükler, kase dolu peynirler....
ZORLUKLAR VOL.1
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















