detay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
detay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2013 Cuma

ŞAHSEN, BİZZAT, KENDİMLE BAŞBAŞA KAHVE





Yeterince kalabalık, hız ve bize ait olmayan seslerin içinde yaşamaya çalışırken gerçekten içimizden ne geçtiğini veya ruhumuzun neler söylediğini duymakta zorlanırız. Tamam dürüst olacağım, 'duymakta zorlanmak' hafif bir tabir oldu çünkü duymamız aslında imkansızdır. İçimizden geçenleri değilde, yapmamız gerekenleri yaptığımız 24 saatin sonunda elimizde çoğunlukla 'yorgunluk' kalır. Kendimiz ve yine kendimize ayıracağımız başbaşa ufacık bir zaman dilimi hem duymamıza hem de biraz soluklanmamıza neden olacaktır. Bir kitap, bir fincan filtre kahve, ağaç gölgesi ve sessizlik... Belki de bu sessizlik içimizde ateşlenmeyi bekleyen fikir ve potansiyelleri harekete geçirir, kim bilir, hep güzel gelişmeler sessizlikte oluşur (spora başlamak, akşam yürüyüşlerine devam etmek, yazı yazmak, kurabiye süslemesi öğrenmek, yeni bir ülke keşfetmek, vs..). Üstelik gerçekten dinlenen ruhumuzun gücü bize başaramayacaklarımızın başaracaklarımızın yanında miniminnacık olduğunu hatırlatır, güç bende artık!!!!!!!

Not: Sizinle bu keyifli anı paylaşmak için ufak bir mola vermiştim ancak şimdi  kitabıma geri dönüyorum ve yeni bir kahveye başlıyorum... Aklıma da ilginç şeyler gelmiyor değil, belli mi olur yakında yeni süprizler yaparım belki.

Sevgiler

31 Temmuz 2013 Çarşamba

GÜNÜN DETAYI No.06


Düttürüdütt düdüdürüdüttürüdütttt... Bu sesi çıkarmaya çalışırken verdiğim genel rahatsızlıktan dolayı şekerim elimden alınmış olsa bile ki şeker yememem gerekiyordu, keyfim gayet yerinde. Çocukluğuma geri döne döne çocuk olarak paralize oldum resmen, kaldı mı benim ruh hayalle gerçek arasında, düttürüüdüttt dürürüdüttürüdüüüttttt... Azıcık özgür bırakın ruhunuzu, gülümseyin, rahatlayın ve affedin bir şeker karşılığında, henüz hala çocuğuz (kargalar 150 yıl yaşıyor, 50 yaşında olsan bile bu karşılaştırmada hala çocuk olabilme şansını kullan). Ben spora kaçıyorum, dönüşte pestilimin çıktığı kısımlarımda hala birazcık hal kaldıysa görüşürüz zira Hocam beni fena zorluyor.

Sevgiler

27 Temmuz 2013 Cumartesi

VİVA HAFTA-SONU RUHU!



Hafta-sonu ruhunu seviyorum, özellikle yaz aylarında insan sadece kısa bir tatil veriyormuş gibi değil baya baştan aşağı yenileniyormuş gibi hissediyor. Pazartesi de olmasa pek şahane olacak ama onu da olduğu gibi kabul ediyoruz. Sevdiceğinizi alıp yeşillikler içinde yürüyüş yapmak, aynı kulaklıkta müzik dinlemek, soğuk bir şeyler içmek ve çokça güzel günler düşlemek için işte size fırsat. Ben muhtemelen sahilde çimlere uzanarak dergi okuyor olacağım, eşim de futbol ile ilgili olan herhangi bir şeyi (broşür bile olabilir, garipsemem yeter ki o siyah beyaz top olsun üstünde ona uyar). Peki ya siz?

15 Temmuz 2013 Pazartesi

TOMBİK KUĞU'NUN YEMEK GÜNLÜĞÜ No.01 ( Kaç Yanlış Bir Doğru Götürür? )


Söyleşi yazımı yazdıktan sonra çok güzel geri dönüşler aldım sizlerden, ben de daha şevkle koşarak gittim bu hafta Ayça Kaya'ya. Ufak tefek arada randevularımı kaçırdığım olmuyor değil, ne de olsa cumartesi rehaveti denen şeye temmuz sıcakları eklenince böyle erimiş akideye dönüyor insan. Ama bu hafta gerçekten kurulmuş saat gibi erkenden kalkıp koşa koşa gittim canım tartıma. Bakalım bu sefer durumum nedir diye de baya heyecanlıydım. Aslında ne zaman bu kadar heyecanlı gitsem kesin ya aynı kiloda kalmış olurdum ya da muhtemelen vücut su topladığı için bir kaç yüz gramcık fazlam olurdu. Bende moral sıfırın altında eksi bilmem kaç yüz. Yıllardır yaşadığım kısır döngünün kısa tanımı budur işte, evet. Sen yap yap ya da yaptığını sanarak 10 gün geçir sonra o kadar zamanın boşa gittiğini gör, mayo festivaline çok daha az zamanın kaldığı gerçeğiyle yüzleş, of of of. Sar başa.




20 Haziran 2013 Perşembe

GÜNÜN DETAYI No.03





İtiraf ediyorum; yemek yemeye çıktığımızda en heyecanlandığım durumlardan biri servis öncesinde getirilen zeytinyağı ve ekmektir. Sıcacık ekmeklere gömülüp gömülüp zeytinlerin arasından çıkasım gelir. Sevgili anneme kalsa bunu yemekle, zeytin yağını bardağa koyup içmek arasında fark yokmuş. Bıykkkkk. Nasıl bir düşüncedir bu? Hayatında hiç kendini böyle salıverip yemek yemenin tadını çıkarmamış biri zaten ne anlar efendim zeytin yağıdır, başlangıçtır, son vuruş tatlısıdır. Bendeki de laf gerçekten. Nasıl bir dna birleşimi sonucu oluşmuşum hiç anlayamadım, öyle anneye öyle baba, böyle lezzet delisi tombik bir çocuk.

Efendim başlangıç demişken kendi başlangıcımı fotoğraflamasam olmazdı. Zeytin ezmelisi, kuru domateslisi, peynirlisi veya balzamiklisi hepsinin tadı bir başka. Ancak size ufak bir tüyo, ekmeği bandırmak yerine annemin sözünü dinleyip içindeki çeşniyi ekmeğinize koyarsanız hem yağa bulanmamış olursunuz hem de asıl amaç olan 'altlık' misyonunu yerine getirmesini sağlarsınız.Ve mümkünse sepetteki en koyu renkli ekmeği seçiniz. Ama lezzetten ve sağlıktan vazgeçmeyiniz.

Not: Sevgili doktorum (en yakın zamanda kendisi ile röportajımı yazacağım sizlere) zeytin yağının kalorisinin az olmadığını, tıpkı diğer yağlar kadar besin değeri bulunduğunu ancak vücut ve sindirim açısından çok daha sağlıklı olduğu için tercih edildiğini söyledi. Kısacası 'zeytin yağıdır bişi etmez o koy koy' zihniyetinden bir an önce vazgeçmek gerekli.   




19 Haziran 2013 Çarşamba

GÜNÜN DETAYI No.02






Yeşil erik candır, bol su ve vitamin içerir, cilde iyi gelir hele bir de Papaz eriği ise böyle bol sulu ve kocaman işte o zaman tadından yenmez. (Bir porsiyon 7-8 adet Papaz tombik eriktir. Tuz ekmeyin aman diyim, sonra şiştim anam diye dolanıyoruz.)

Yaz geldi, enerjimiz tavan yapacak, mutluluk dolacağız derken işler değişti... Ama yeşilin mucizesi değişmedi. Çantanızda, evinizde, elinize en yakın yerde ve mümkünse kalbinizde yeşile yer açın. Her tonu, her formu ile...


Not: Çantamın içinden çekilmiş bir görüntüdür. Karaköy'de motor beklerken bir amcadan aldım, yıkadı baya baya ve silmem içinde bana peçete verdi. Fazla hijyen bizi hasta eder, arada doğaya dönmek lazım. Yurdum insanı seyyar restoran =) her detay düşünülmüş.


Sevgiyle Kalın



21 Mayıs 2013 Salı

TOMBİK KUĞU'DAN YENİ DÖNEM YAZI DİZİSİ: GÜNÜN DETAYI No.1



Sizlere daha iyi hizmet verebilmek için daha neler yapacağım belli değil, tutamıyorum kendimi =) Kendime özel olarak uyguladığım ne varsa hepsini paylaşmak istiyorum. Bu gönüllü annelik durumu başıma ne işler açacak bekleyip göreceğiz. 

Güncel olarak neler aldım, neler yaptım, neler gördüm?ü içeren bir yazı dizi daha eklemiş bulunmaktayım tombik bloğuma. Yazılarımın yanında minik minik bunları da paylaşmanın daha faydalı olacağına inanıyorum. Yazma sürecinde çalışma ve araştırmalar yaparken arada kendimi de eğitiyorum, yeni şeyler öğrenip deniyorum, sonuçlarıyla birlikte işte hepsi burada. Evet efenim 'Günün Detayı' yazı dizisine başlıyoruz.




Kozmetik dükkanı 1, kırtasiye 2; bu ikisinden birine girdiysem beni biraz zor durursunuz ve muhtemelen her şeyi almak için inanılmaz bir çaba sarfederim, kısa mesafe koşuları yapar karşılaştırmalar ve bahanelerle her türlü istediğim ve gereksiz olan binlerce şey alır çıkarım. Bu sefer durum değişti, hedef odaklı çalıştım; yaz aylarında özellikle kuruyan topuklar için bir krem, ileride elektronik masaj aletini alma umuduyla=) selülite karşı masaj yağı ki içinde birçok adını bilmediğim yağ var, green tea yüz maskesi (yeşil candır demiştim), bir adette çok huyum olamamasına karşın turuncu oje. Oje ile ilgili ilk fikrim enfess olduğu konusunda; rengi, yoğunluğu, kolay sürümü de cabası. Maske de cildimi bir ferahlattı rengini açtı sanırım. Diğerlerinin etkileri biraz uzun vadede görülüyor o nedenle acil bir yorum yapmaktan kaçınmakla beraber bedenine yaptığın her bakım az veya çok olsun iyi geri dönüşler getirir diye düşünüyorum. Özellikle yazın daha çok neme ihtiyacı olan bedeni içeriden su ile, dışarıdan bu tip nemlendirici krem ve yağlar ile desteklemek gerekiyor. Yeter ki zaman ayır.


Not: Makyajla uyumamayı son 2 haftadır alışkanlık edindim. 'Ne olursa olsun o rimeller çıkacak sabaha panda gibi uyanılmayacak ve yüzüne nemlendirici sürülecek' gibi ültimatomlarla baya baya iyileşme sağladım. 

Post-it lerim sağ olsun. Canım canım canım.