Yeterince kalabalık, hız ve bize ait olmayan seslerin içinde yaşamaya çalışırken gerçekten içimizden ne geçtiğini veya ruhumuzun neler söylediğini duymakta zorlanırız. Tamam dürüst olacağım, 'duymakta zorlanmak' hafif bir tabir oldu çünkü duymamız aslında imkansızdır. İçimizden geçenleri değilde, yapmamız gerekenleri yaptığımız 24 saatin sonunda elimizde çoğunlukla 'yorgunluk' kalır. Kendimiz ve yine kendimize ayıracağımız başbaşa ufacık bir zaman dilimi hem duymamıza hem de biraz soluklanmamıza neden olacaktır. Bir kitap, bir fincan filtre kahve, ağaç gölgesi ve sessizlik... Belki de bu sessizlik içimizde ateşlenmeyi bekleyen fikir ve potansiyelleri harekete geçirir, kim bilir, hep güzel gelişmeler sessizlikte oluşur (spora başlamak, akşam yürüyüşlerine devam etmek, yazı yazmak, kurabiye süslemesi öğrenmek, yeni bir ülke keşfetmek, vs..). Üstelik gerçekten dinlenen ruhumuzun gücü bize başaramayacaklarımızın başaracaklarımızın yanında miniminnacık olduğunu hatırlatır, güç bende artık!!!!!!! Not: Sizinle bu keyifli anı paylaşmak için ufak bir mola vermiştim ancak şimdi kitabıma geri dönüyorum ve yeni bir kahveye başlıyorum... Aklıma da ilginç şeyler gelmiyor değil, belli mi olur yakında yeni süprizler yaparım belki. Sevgiler
Yeşil erik candır, bol su ve vitamin içerir, cilde iyi gelir hele bir de Papaz eriği ise böyle bol sulu ve kocaman işte o zaman tadından yenmez. (Bir porsiyon 7-8 adet Papaz tombik eriktir. Tuz ekmeyin aman diyim, sonra şiştim anam diye dolanıyoruz.) Yaz geldi, enerjimiz tavan yapacak, mutluluk dolacağız derken işler değişti... Ama yeşilin mucizesi değişmedi. Çantanızda, evinizde, elinize en yakın yerde ve mümkünse kalbinizde yeşile yer açın. Her tonu, her formu ile... Not: Çantamın içinden çekilmiş bir görüntüdür. Karaköy'de motor beklerken bir amcadan aldım, yıkadı baya baya ve silmem içinde bana peçete verdi. Fazla hijyen bizi hasta eder, arada doğaya dönmek lazım. Yurdum insanı seyyar restoran =) her detay düşünülmüş. Sevgiyle Kalın
Sevgili dostlar..Bir süre yazılarıma ara vereceğim. Yaşadığım ülkede önemli şeyler olurken zayıflayın anacım bunu yiyin yemeyin diyemem, gerçi yediğimiz (1 porsiyon biber yanında su ödem atıyormuş) ortada. Neyse 'Gelin canlar bir olalım' felsefesinin doğduğu bu barışçıl toprakta bir olma, birlik olma, birbirini tüm farklılıklarına rağmen sevme zamanı. Evet o fit sarışını bile =) Sizi seviyorum, kendinize ve tüm herkese iyi bakın. En yakın zamanda görüşmek üzere.