zorluklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zorluklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ağustos 2013 Cuma
"NOT TO DO" LIST BABE (Yapma Annemmm, Yeme)
Etiketler:
aburcubur,
açlık,
diet,
diyet,
doktor,
ezogelin,
facebook,
inanç,
irade,
pasta,
rejim,
sağlıklıyaşam,
sontombikkuğu,
sosyalmedya,
tatlı,
twitter,
zorluklar
15 Temmuz 2013 Pazartesi
TOMBİK KUĞU'NUN YEMEK GÜNLÜĞÜ No.01 ( Kaç Yanlış Bir Doğru Götürür? )
Söyleşi yazımı yazdıktan sonra çok güzel geri dönüşler aldım sizlerden, ben de daha şevkle koşarak gittim bu hafta Ayça Kaya'ya. Ufak tefek arada randevularımı kaçırdığım olmuyor değil, ne de olsa cumartesi rehaveti denen şeye temmuz sıcakları eklenince böyle erimiş akideye dönüyor insan. Ama bu hafta gerçekten kurulmuş saat gibi erkenden kalkıp koşa koşa gittim canım tartıma. Bakalım bu sefer durumum nedir diye de baya heyecanlıydım. Aslında ne zaman bu kadar heyecanlı gitsem kesin ya aynı kiloda kalmış olurdum ya da muhtemelen vücut su topladığı için bir kaç yüz gramcık fazlam olurdu. Bende moral sıfırın altında eksi bilmem kaç yüz. Yıllardır yaşadığım kısır döngünün kısa tanımı budur işte, evet. Sen yap yap ya da yaptığını sanarak 10 gün geçir sonra o kadar zamanın boşa gittiğini gör, mayo festivaline çok daha az zamanın kaldığı gerçeğiyle yüzleş, of of of. Sar başa.
Etiketler:
açlık,
Ayça Kaya,
bakım,
detay,
doktor,
dönüşüm,
hata,
kilo,
mayo,
meyve,
sağlıklıyaşam,
tombik,
yaz,
yemek,
zorluklar
27 Mayıs 2013 Pazartesi
HEY KUĞU KARDEŞ, GERÇEKTEN, KİMSİN SEN?
Aynada gördüğümüz kişi gerçek olsaydı acaba nasıl olurdu da bir gün dünya güzeli bir kadın bir gün çirkin kraliçeye dönüşebiliyor olurduk? Bu nasıl bir hız ve değişim döngüsü olabilirdi? Fastfood zincirinin ruhumuza yansıması gibi bir şey mi bu, 3 dakikada değişir dünya, yanına bir de milkshake lütfen çilekli olsun? 10 Kilo aldığında yada göbeğin çıktığında, dönüştüğünü sandığın insan gerçekten o kadar çirkin ve umutsuz olabilir mi? Yani geçen ay beyaz teniz, parlak gözleri ve pembe yanakların ile hafif edalı ve alımlı kadın nasıl olur da bir anda bambaşka biri oluverir? OLAMAZ. Aslında sen hep güzelsindir ama ruhunla kavga etmekten, bedenini yok saymaktan öyle yorulmuştur ki zihnin ruhun, kabul etmek istemedikçe kötülersin kendini kendine(tipe bak tombik, yuhhh bacaklara bak, bu yağlarla yazın uzun elbise hırkaya talimim, ben aslında başka biriyim bu beden benim değil ben bu şekilde hissetmiyorum).
Daha önce bahsetmiştim; kendini seversen her şey bir anda değişir ve kolaylaşır, bebek gibi öp kokla iyi davran diye. Aslında sandığın gibi gözükmüyorsun dışarıdan, korkma, beğenmediğin her şey değişebilir, değiştirebilecek kadar güçlüsün, göbeğin mekikle, basenlerin koşuyla, selülitlerin masajlarla ve su ile geçebilir iradeni daha az yeme isteğini biraz inatçılıkla halledebilirsin ama kendine nasıl baktığın veya nasıl bakmak istediğin buradaki esas mesele. İşte tam bunları yeniden yeniden kendime hatırlatırken karşıma çıktı bu video. Alışkanlığım değildir ama o kadar güzel ve zarifçe anlatılmış ki daha önce sizlere bahsettiklerim, paylaşmadan yapamazdım....
Not: Son 3 gündür birazcık azıcık umutsuzluk havaları esiyordu başımın üzerinde. Sonra 'yeniden canlanacağım, daha inançlı olacağım, bize bunu borçluyum'dedim. Bunu kendi kendime 10 kez tekrar ettiğimde tarih 26 Mayıs 2013 saat 23:50'ydi. Bu videoya ise tam 9,5 saat sonra tamamen şans eseri denk geldim. İhtiyacım olan motivasyon aracım oldu. Bir anda çıktım o ruh halinden ve istediğim şekilde daha inançlı ve güçlü hissettim kendimi. Tamamen 'denk' geldi =))) İnandığımız her an bir mucize karşımıza çıkıyor aslında, tesadüflerin altında. Yeter ki onları görebilecek kadar umutlu olalım....
Tesadüflerle Kalın....
20 Mayıs 2013 Pazartesi
TOMBİK KUĞU'NUN DEĞİŞİM MADDELERİ - PAZARTESİ MOTİVASYONU
Bakıyorum da 'ilerleyen yazılarda anlatacağım' dediğim
ne çok şey birikmiş, arkası yarına çevirmişim bloğu. Ama söz verdiğim şeyi gecikmelide olsa illa yaparım, örneğin finallerden koşup yamacınıza geleceğim demiştim bakın karşınızdayım =) Kısaca bahsettiklerimi
şimdi uzunca anlatacağım ki kimsenin aklında bir tereddüt kalmasın ve ufak
tüyolar detaylandırılmış olsun. O zaman; yeni bir başlangıcın şerefine madde
madde (mini el kılavuzu misali) neler değişmeli, neler yapılmalı, ben neler
yaptım yazayım; yolumuz aydınlansın, Pazartesinin şanı yürüsün. Sizlere de bir
ufak fikir olsun. Bakalım değişime karar veren Tombik Kuğu neler etmiş bu
zamana kadar.Haydeeee
*Altın Kural: Kavga yok! Bedenine hakaret etmek,
üzmek, beğenmemek olamaz, en önemli kuramız bu. Çünkü bunu başaramazsak maalesef
devam edemiyoruz. Göbeğim çıktı, bacağım görünmesin etek giyeyim zaten kocaman,
yandaki kızın belinin 3 katı oldu benim simitler, surata bak şişti iyice gibi
bedenini ve ruhunu küstürecek konuşmalar yasak! Bunun yerine kabul etmek var.
Sen ‘bu’sun ve eğer değişmek dönüştürmek istiyorsan bazı şeyleri onlara virüs
muamelesi yapma sadece sev, bol bol sev, yüzünü gözünü öp, sarıl kendi kendine,
göbeğini okşa. Kalçaların büyükse krem sür sabah akşam, ‘halledicez bebişim,
seni de kurtarıcam bu yükten’ de, anne gibi ilgilen bedeninle. Benim ‘kurumuş
bu ölmüş bitmiş’ dedikleri çiçeğimi öperek canlandırdım, şimdi bir limon
veriyor aklın durur (Bitkiler duymazmışmış yalanın daniskası). Hadi koş aynaya,
barışma zamanı.
*Kendine günde 3 dakika ayır; rahatsız edilmeyeceğin
sessiz bir ortam oluştur kendine. Mümkünse hafif
Etiketler:
açlık,
aşk,
bakım,
direniş,
diyet,
dönüşüm,
fazla kilo,
güzellik,
güzellik sırları,
kalori,
kilo,
post-it,
rejim,
sağlıklı yaşam,
sağlıklıyaşam,
tombik,
yemek,
zayıflama,
zorluklar
19 Mayıs 2013 Pazar
ÇAYIR ÇİMEN KOŞTURTAN POST-IT'lerim BENİM
Söz verdiğim gibi bu finaller ve koşturmaca biter bitmez yanınızdayım. 1 hafta boyunca kendimi eve kapatıp çılgınlar gibi çalıştığım, insanlığımdan çıktığım için dün kendimi bakıma aldım (sevgili çilekeş kuaförüme buradan selamlar, 1 ayın yükünü aldılar omuzlarımdan) ve bugün taptaze geri döndüm. Uzun süre final vs olmadığına göre kişisel bakım ve değişim için hazırım hem de bu sefer full konsantrasyon.
Daha önce bahsettiğim gibi hayatın küçük ama minik yani bazen görünmeyecek kadar ufacık detaylarını görebilmek bu yoğun tempoda çok mümkün olmuyor. Kendinle çatışmadan gün geçmiyor. Patron bana şunu demişti bir daha bana aynı şekilde davranırsa lafımı söyleyeceğim, sevgilim hödük davrandı bir dahakine küseceğim ama neden böyle yaptı ki ben değersiz miyim, arkadaşlarımdan bazıları doğum günümü unuttu, oysa ben onlara ne kadar değer veriyorum neden beni önemsemiyorlar, belki daha güzel görünseydim vs vs vs. Allahh durum fena. Dertler omzunda, tüm problemler ardı ardına geliyor, bir iyi günümüz olmayacak mı kardeşim bağlamalarında bir garip ezgi olmuşuz. 'Kafanı kaldır bak dünyaya' dedim. Neler değişiyor hayatta, neleri ıskalıyoruz, makyajımızı dahi çıkartamayacak kadar yorgun, salata hazırlamayacak kadar az zamanımız var değil mi? (yemezler ama şimdilik öyle gibi yapalım, çaktırmayın).
Bazı objeler vardır hayatımızda, hafızamızda yer etmiş, sokakta gördüğümüz anıtlar gibi aynen ya da evimizde sakladığımız salonda ki
10 Mayıs 2013 Cuma
TRIOLOGY; TOMBİK KADERİN DÖNÜŞÜMÜ - EPISODE 2 ' SU ELEMENTİ '
.... Ve o gün yolumu kolaylaştıracak (daha
önce birçok farklı disiplinden gelen profesyonellerden aldığım fikirleri harmanladım)
bir değişimin startını verdim… (dırın dırın dırın dırın..) diye sonlandırmıştım yazımı. Bu arada neler olmuş olabileceğini düşünmek için bir parça pay bırakmak istemiştim sizlere.
İşte Vay Başımıza Gelenler Efenim;
8 Mayıs 2013 Çarşamba
TRIOLOGY; TOMBİK KADERİN DÖNÜŞÜMÜ - EPISODE 1
Her sabah 'bugün az yicemmmm' diyerek
başlayıp, akşama günah çıkarttığım çok oldu. Herkesin bu tip günleri
vardır emin ama benimki bir yaşam tarzına dönüştü. Her sabah-akşam bir ölçek
hatta bazı zamanlar 3 ölçek alıyordum. Bu çelişkiler ilerleyen zamanlarla fazla
kilolar ile birleşince adeta bir savaş başladı. İki sene kadar kısa bir sürede
(insan lisans eğitimi tamamlayamıyor buncacık zamanda) dönülmez bir akşamın
ufkunda buldum kendimi. Aynadaki yabancıya gözlerimi kısarak bakıp ‘yuh be
kardeşim haline bak’ diye kızıyordum (halka açık bir zeminde daha kibar
konuşuyorum ama kendime daha vahşiydim doğrusu). Kavga ettikçe kendimle daha
çok aç hissediyor, bir şekilde atıştırmanın bahanesini buluyordum ve bu kısır
döngü beni nefret noktasına getirmekteydi. Sadece kendimden olsa yine iyi baya
yanıma yaklaşanı yakarım durumlarında geziniyordum. İşte o nokta var ya, hah
işte o nokta kırılma anıdır; işler ya kadayıf gibi salkım saçak olur ya da su
gibi durgunlaşır. Ben su elementini seçtim. Evet, hala kafamın içinde konuşuyor
iki kardeş ama daha sakinim artık, daha huzurlu. Zor mu? Zor, hem de nasıl. Yılların
huyu çıkar mı huyludan?
Genetik tombik kodlamamı zihinsel
kodlamalarla, evrenin sırrı ile veya Newton’la alakası olmayan çekim yasası ile
değiştirecek listeler verecek değilim. Havada uçuşan fikirlerden en çok ağzı
yananlardanım zira o sebeple taktiklerin her zaman daha kolay çözüme ulaştırdığını
acılı deneyimlerimden biliyorum.
19 Nisan 2012 Perşembe
ANTİK ÇAĞ;DUKAN İMPARATORLUĞU DURAKLAMA DÖNEMİ
Bazı günler vardır böyle bir yere gidecekken insanın ayakları geri geri gider. Evimde yatıp uyumak varken burada ne işim var benim haline geçersin. Bunu sadece akıl değil metabolizmada yapar. Üstelik bu bana çok sık olur. her rejimimde bir duraklama dönemine geçerim. Evren benimle el ense şakalaşır gibi haddini aşar. Çözüm bulamazsam rejimi bırakır kendimi o günahkar topraklarda koşuştururken bulurdum ama bu sefer çok kararlıydım o yüzden üstüne gidip yeni yöntemler denedim. Dukan kitabında çözümlerden bahsediyor elbette bunları da yaptım ama kendi yöntemlerimi de denemekten kendimi alamadım. Sonuç elbette tahmin ettiğim gibi, sahalara muhteşem bir dönüş yaparak 1.200 eksideydim. İşte ipuçlarım....
Her gün 1 veya 2 fincan demleme yeşil çay içtim.
Günde en az 2 lt suyumu asla aksatmadım.
Her gün 1 veya 2 fincan demleme yeşil çay içtim.
Günde en az 2 lt suyumu asla aksatmadım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





