kilo verme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kilo verme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2014 Cuma

BİR ÇÖZÜM BULMUŞ OLABİLİR MİYİM ACABA? 2014'ün HEDEFİ, SAĞLIKLI YAŞAM 2/2


İşte o kilomun pik yaptığı günden itibaren kendimi değiştirmeye karar verdim...

Neredeyse tüm ömrüm bu savaşla geçmişti, sayısız doktora gitmiş ve tonlarda liste uygulamıştım. Ama hep başladığımdan daha kötü bir noktaya geliyordum ve ruhum küçülüyordu. Potansiyelim, yeteneğim kaybolmuştu çünkü aklımda sadece bedenim ve sorunları vardı. Sizle paylaştığım tüm o kişisel gelişim ve sakinleşme sürecinin sonunda yavaşladım. Hayatımda köklü değişiklikler yaptım. Bu süreçte hiç kilo vermedim, hatta sanırım 4 kilo aldım yani şimdi vermem gereken 20li rakamlı bir kilo vardı. Hiç bir kıyafetimi giyemiyor, fotoğraf çekmek içimden gelmiyordu ama bu sefer bir çözümün olduğunu biliyordum. Sakince çözümü aramaya başladım, bir çok yerde bir çok şekilde, biliyordum o bir yerlerde ve bunun bir sonu var. 

Doktora yeniden başladım, listeye elimden geldiğince uymaya çalışıyor ama asla kötü gıdalar tüketmiyordum. Çikolata en sevdiğim canımmm onu bile uzaklaştırdım hayatımdan, buzdolabını revize ettim. Kilo verdim mi? Hayır. 2kg yağ kaybından başka son 3 aydır hiç bir değişim olmadı bedenimde. Bir sorun vardı ve biliyorum çözümü henüz bulmamıştım. Sakindim ama bunun devam etmeyeceğini biliyordum ve 2014 için çoook umutluydum. Hayatımda kendim için yapabileceğim en iyi şeyi zaten kendimi değiştirerek daha mutlu olarak yapmıştım ve biliyordum o çözüm bana kendi gelecekti ki geldi. 

Geçen hafta, Annemin doktor bir dostuma bambaşka bir sebeple gittik. Görüşmeyeli sadece 8 ay olmuştu. Beni görünce 'Ufaklık n'oldu sana? Neden bu kadar kilo aldın?' dediğinde ben böhümmmmmmm diye açtım muslukları. Anlattım durumu. 'Sen yediğin için bu kiloyu almış olamazsın, hormanlarla ilgili diye tahmin ediyorum, halledicez, şahane bir arkadaşım var ona göndericem seni, farklı bir yaklaşımı vardır, seni bir kalıba sokmaya çalışmaz, kalıbı sana göre şekillendirir! dedi. Bu arada bahsettiği doktor bir endokrinoloji doktoruydu. Ah bu hormonlar. Ama çözüm işte bu, bir yerlerde bulmanız için bekliyor hınzır. Tesadüf gibi gördüğümüz bir çok an aslında büyük bir yolun sadece bir parçasıdır, görmek ve ilerlemek sadece şansa değil aynı zamanda ne kadar çok istediğinize bağlıdır. Sonra telefonlar birbirini izledi, randevular alındı ve doktora ulaştığımda yine yine testler. Ama bu sefer bir farkla. Kendi kendime yapacağım bir test daha vardı. Şeker ölçümü!! Hastanedeki kan alımı bittikten sonra eve yanımda bir aletle döndüm. Sabah aç karnına ve yemeklerden 1 saat ve 3 saat sonra şekerimi ölçmem için bir aletti bu. Bugün 3. günüm. Yahu insanın iğneyi kendine batırması ne zor bir mevzuymuş. Boşuna iğne çuvaldız atasözü söylenmemiş. Parmaklarıma bakıp bakıp üzülüyorum, vallahi canım acıyor. Diyabet sorunu yaşayanların Allah yardımcısı olsun gerçekten zormuş. Sonuçlarımı haftaya göstereceğim doktora ama en son yaptırdığım tahlillere ve sonucu çıkmış olan şimdikilere bakıp kıyaslayınca tablo vahim! Verilen her kalemde sınıfta kalmışım. Muhtemel tablo şudur;

İnsülin Direnci mi o
Tsh uçmuş
Ferritin düşmüş mü

merhaba!!!!

Doktorumun bana koyacağı teşhis ve tedavileri de paylaşacağım sizlerle. Çünkü ben yemek yediğim için değil hasta olduğum için kilo alıyorum ve tedavi edilmediği sürece hep başa dönüyorum. Bunun artık bir son bulması lazım ne de olsa 2014 başladı bile =)  Aslında biliyordum yani tahmin ediyordum ama adı konmadığı için bazı bazı vicdan azabı da çekiyordum, sanki ben yapıyormuşum bunu kendime gibi. 


Derdim bloğumu ağlama duvarına çevirerek ah ben bunu yaşadım ah ben böyle üzüldüm ah anam ah babam diyerek yakınmak değildi. Su içsem yarıyor diyenler haksız olmayabilir gerçekten, yapıyorum ama kilo veremiyorum diyenler de. Tüm bu süreçte iradesini ve inancını kaybederek dikkat etmeyi bırakarak çok daha fazla kilo alıp çok daha sağlığı bozulan insanların sayısı da pek az değildir diye düşünüyorum. Ben bir örneğim sadece, yaşanan bir çok örnek arasında, bütünün küçük bir parçasıyım. Sadece yanlış beslenildiği için değil bazen elinde olmayan sebeplerle, hormonal dengesizlik, hipotiroid,  metabolik sendrom gibi adı aklıma gelmeyen veya bilmediğim bir çok sağlık sorunundan dolayı bu noktaya gelinebiliyor. İnancınızı kaybetmek yerine sorun eşe dosta 'Bildiğin sağlam bir endokrinoloji uzmanı var mı?' diye. Didik didik etsinler, baksınlar, her ihtimali göz önünde bulundursunlar, yeter ki bilin "Gerçekten yeme bozukluğunuz mu var yoksa başka bir 'şey' mi?". 

Çözüm siz aradığınız sürece orada bir yerlerde, aynada küçümsemeyin kendinizi, umutsuzluğa kapılmayın. Çözümü olmayan hiç bir soru sorulmaz hayatta.. Matematik gibi =) Sayıları değiştirelim, sonuç değişecektir!

Sevgiler



22 Ocak 2014 Çarşamba

BİR ÇÖZÜM BULMUŞ OLABİLİR MİYİM ACABA? 2014'ün HEDEFİ, SAĞLIKLI YAŞAM 1/2


Son bir haftadır fazla yazamadım, özen gösteremedim biliyorum. Bunun rahatsızlığını yaşıyorum elbette ama bu süreç bu yazıyı yazmamda oldukça etkili oldu diyebiliriz. İyi haber şu ki bir çözüm buldum!!!

Çocukluğumun son zamanlarından yani 10-11 yaşından beri fazla kilolarımla sıkıntılar yaşadım. Aslında hep fazla kilolu değildim. Bir sene kilo alır sonra verirdim. Yani hafif kilolu sınıfında olduğum söylenebilir. Tabi buna şimdi bakınca öyle görüyorum, o zamanlar hep çok kilolu görürdüm kendimi, sadece ben değil okuldaki arkadaşlarım da benle aynı fikirde olsa gerek ben ve benim gibi zayıf olmayan herkese isim takıyorlardı. Bugün onları ifşa ederek çocukken yaptıkları acımasızlıkları ve bu acımasızlıklara maruz kalan diğer çocuklarda bıraktığı yaraları yüzlerine vurmayacağım, onların da çocuk olduğunu unutmamaya, bugün ki bilinçleri olsaydı daha nazik davranacaklarına inanmak istiyorum çünkü.


Gel zaman git zaman topladım elbette kendimi, üniversite yıllarımda özellikle yurtdışında okuduğum ve sürekli hareket halinde olduğum ve okuluma dahi yürüyerek gittiğim için ( İstanbul'un dünya şehri standardına geldiğini söyleyen yetkililere kaldırımı olmayan, olup ta delik deşik olan ve yürüyerek sağlıklı bir insanın bile bir yerden bir yere gidemeyeceği kadar kötü yaya yollarının olduğu semtlerin fotoğraflarını göstermek ve sormak istiyorum k düzgün kaldırımı olan bir yer henüz göremedim. "Ben 20'li yaşlarında biri olarak yürüyerek istediğim yere ulaşamıyorsam bahsettiğiniz neyin standardıdır acaba? Hobbitlerin mi?") asdece balık etli kalmıştım. Maşallah enine boyuna, sülale normları dışında bir fiziğim olduğu için hayatımın hiç bir döneminde çıtı pıtı olmadım. Ama bu kadar kilolu da olmamıştım. Bu sürekli ver-al kiloları dönemlerinde doktor ve diyetisyen yardımım eksik olmadı. O nedenle şu anda ezberimde ne sağlıklı ne değil, listeler, tüyolar hepsii hepsii mevcut. 

Bundan bir kaç yıl önce önlenemez hızla kilo almaya başladığımda ki bu bloğu yazmaya başlamamla neredeyse aynı süredeydi bir diyetisyenim daha vardı. Sağlıklı Beslenme Uzmanım maalesef verdiği listeye harfiyen uyduğuma inanmıyor ve verdiği o rejime rağmen her hafta düzenli olarak nasıl 1kg aldığımı anlayamıyordu. o süreç oldukça zordu benim için. Normal hatta iyi kiloda bir insanken +10, +12, +14 olarak hızla kilo alıyordum. Psikolojim darma duman. Yemiyor, yiyenleri görünce kıskanıyor ve asabi bir tavuk şeklinde gezinirken kilolarıma kilo ekliyordum. En son sevgili diyetisyenin 'Efendim ben bilmem kaç kişiyi zayıflattım, ama listeye uydu hepsi, bu aldığınız kilolar liste dışında davrandığınızı yani kaçamak yaptığınızı gösteriyor, aksi mümkün değil, bence yediklerinizi yazın!' dedikten sonra ağlayarak Anneme başvurdum. Koskoca insan yani geldiği hale bakın, yuh. Rejim yaptığınız, üzerine spor yaptığınız halde kilo veremediğiniz hiiç olmadı mı? Bu sizi pes etme noktasına getirmedi mi hiç? Kulübe hoşgeldiniz. Neyse efendim bu olaydan sonra hemen tuttum bir endokrinoloji doktorunun yolunu, dedim böyle böle. Arkadaş bir test listesi çıkardı sanarsın Kızılay'a kan bağışı yapıyorum, 7 tüp kan aldılar. Sonuç:

Tsh: fırlamış gidiyor, kendi özerk bir bölge ilan etmiş, benden bağımsız.
Ferritin: Demir yok demir, başın ağrır tabi.
Tam Kan Sayımı: otur 0!
vs
vs
Doktorum baktı ve dedi ki 'Bu tabloda senin için en son şey kilo verme hevesi olmalı, sağlığını kaybetmişsin önce bunu toplamak zorundasın!'.. Verdiğin listeye uymuyor muymuşum? Kaçamak mı yapıyor muşum? Kilo vermemem gibi bir şey söz konusu olmazmış mı?

Tiroid hormonunun düzelmesi ve normal seyrine dönmesi, ilaç dozunun ayarlanması ve vücudun kendini toplaması tam 10 ayımı aldı. bu arada +9-10 kilo da almıştım tabi ki. Dolabımda 40, 42, 44, 46 ve son olarak 48 beden eklenmişti. İlaç dozunun ayarlanması kan değerlerinin normale gelmesi oldukça sancılı bir süreçti ve ben maalesef bugün ki bilincim dışındaydım ve bunu bir savaş olarak yaşıyor kendime daha çok zarar veriyordum. Sonra ne mi oldu? Verdim tabi ki o kiloların çoğunu  42-44 bedene geri döndüm. Şimdi yazıyı okuyanlar diyebilir 'Annem tosun gibiymişsin, 44 beden insan mı olur?' Şöyle anlatayım, 'Artık kilo verme çok zayıfladın!' dedikleri bir dönem oldu evet aynen böyle bir dönem oldu yani ben de zayıf olabiliyorum aslında. O dönemde bile 40 beden ceket giyemiyordum, omuzdan olmuyordu hatta ceketin etekleri böyle Harry Potter pelerini gibi iki yanda kalkık seyrediyordu. Geniş ve iri kemikli biri için 44 beden gayet iyiydi aslında. 5-6 kilo daha veririm tamamdır diyordum ki o dediklerimi de almaya başladım. Aldıkça aldım, diyetisyene 1 ay ara verdim evde sebze yedim gittiğimde 8 kilo birden almıştım. Bir insanın az yediği halde ayda 8 kilo alması mümkün değildir, gece bile ağzında çikolatalı sütle uyuması gerek. 


İşte o kilomun pik yaptığı günden itibaren kendimi değiştirmeye karar verdim........ Devamı Cuma Günü =))






10 Ocak 2014 Cuma

KUĞULAR SUDA YAŞAYABİLİR Mİ Kİ ACABA?



2014 Yılının ilk haftasına oldukça iyi başladım. Yani kendime göre fena sayılmam. Çok fazla spora gidememiştim, çarşamba günü iki kere gidince perşembe nakavtttttt, bu kadar kasmaya gerek yokmuş ilk günden onu da öğrenmiş oldum deneyerek. Ama cuma sağlam bir yürüyüş yaparak geri döneceğim. Sevdiklerimle zaman geçireceğim, yürüyüş yapacağım ve sevdiğim balığı yiyeceğim. Evet itiraf ediyorum acayip bir balık severim yani her gün yiyebilirim. Ama bazı balıklar ve deniz ürünlerinin oldukça kalorili olduğunun da malesef farkındayım, sevdiğim bir şey zaten az kalorili olsaydı bambaşka bir boyutta olurdum şu anda. Hatta bizim aile arasında balıkla ilgili espiriler pek sık yapılır bu nedenle, geçen gün bir diğeri annemlerde gelişti. Malum bu yakıt masrafları herkes için büyük şok yaratıyor son yıllarda, sanarsın doğalgaz değil pırlanta yakıyoruz mübarek, 3 tarafı denizlerle çevrili şahane rüzgar ve güneş enerji potansiyeli olan memlekette bize yapılan resmi zulüm. Geçen ayda bizimkilere bir sıcak su faturası gelmiş yönetimden. Tam setin üzerinde gördüm bakıyorum annem geldi;

- Anne bu ne ya, içeriye kaplıca mı yaptırdınız nasıl bir fatura bu.
- Babana soracaksın onu, banyodaki minimum süresi 25 dakika.

Ben tabi hemen mevzuyu anlamak için gittim babamın yanına, ya annem evdeki nüfusun farkında değildi ya da babam gerçekten kendini çinakop sanıyordu.

-Babacım faturayı gördün mü?
-Evet. (Olayın gelişini havadaki kokudan anlar, kısa cümlelerle göğsünde yumuşatır sonra anlamadığın bir pozisyonda atar golünü)
-Bu kadar suyu n'apıyorsun acaba, bir önceki karmanda balıktın heralde.
-Hangi karma?
-Bir önceki hayatında yani, yoksa bu kadar suya bir insanın nasıl ihtiyacı olabilir hamam işletmiyorsa?
-Yok balık değildim.
- ...

Balık olmadığını nasıl bildiğini, hamam konusuna neden cevap vermediğini, karma ile ben bu kadar ilgilenirken neden bilmemezlikten geldiğini falan sormayı gerçekten çok isterdim ama tamamen şaka amaçlı kurduğum cümleye cevap alıp diğerlerini sallayınca dedim daha fazla üstüne gitmeyim, zira 'Size ne kadar geldi?' diye sorsa cevap veremem. Bir levrekle evliyim. Ah bu su ve balıklar...


Nereden nereye geldim, aslında başka bir şey anlatacaktım ama balık olayı benim sistemimi çökertti. Yeniyıl hedef listemdekileri tamamlamak için kolları sıvadım ve hayatımda bana zararlı olduğunu düşündüğüm 'yeme' konusundaki halleri değiştirdim. Doktora gittiğimde sonucu göreceğim, gerçi yılbaşı gecesi hataların dibine vurdum, ertesi gün dipte yetişen balıklar gibi gezdim ama kendimi toparladım ve hedefimi gerçekleştirmek için ilk adımı attım.

Buzdolabını temizledim, sildim, eşyaları çıkardım, kiler dolabını ayıkladım. Beyaz pirinç, zeytin yağı dışındaki tüm yağlar, şekerlemeler, eşimin kendine aldığı o nutellalar, un, beyaz şeker ve konserve olan bir çok ıvır zıvır ki buna yağlı kuruyemişler de dahil hepsini gönderdim. Yerine alışverişe çıkıp yoğurt, sebze, meyve, hindi ve balık gibi sağlıklı olduğunu bin yıldır bildiğim ama yanaşmadığım şeyleri koydum. Kuruyemiş olarak kuru kayısı ve mürdüm eriği biraz yaban mersini ve tuzsuz badem ceviz aldım. Abartmadan aldım çünkü badem paketini açtığım anda içimden bir canavar çıkıp fısıldıyor kulağıma 'bitir, bitir, bitir hepsiniii, hüpletttt!'. 

Cola, meyve suyu ve tüm gazlı içeceklere bye bye. Soda, kefir ve soğuk yeşil çaya geçiş yaptım. O kadar fazla içecek tüketiyormuşum ki su içmeye zamanım olmuyormuş veya aklıma gelmiyormuş onu fark ettim. Şimdi günde en az 5 bardak su içiyorum ama bizim bardaklar boyutlarımıza göre, battal porsiyon =)

Yemeğe dışarıya gitmek yerine kahve içmeye gitmeye başladık hatta öncesinde spora gitmek için evde bir anlaşma yapıldı. Önce spor sonra kahve yani. Böylelikle hem bedene hem bütçeye sağlam katkı yapmayı planlıyoruz yaza kadar. Katkı yaptığımız bütçeyi yaz aylarında hoppidi hoppidi değerlendireceğiz formda hallerimizle.

Sabahları midem hassas olur ve hiç bir şey yiyesim gelmez ama kendimi zorlayarak her sabah uyandığımda iki bardak su yanında 1 adet kuru kayısı yemeye alıştırdım kendimi. Ay tokum canım istemiyorum demek yerine tam öğünümde ve yazdığı kadarını yiyorum. O gece acıkmaları mide kazınmaları var ya 4. günün sonunda bıçak gibi kesildi.

Kendime kilo ve hediye listesi oluşturdum. Taktiklerini yazacağım. Ama şöyle kısaca söyleyeyim, alışverişe son. Minik adımları gerçekleştirmeden hiç bir şey almayacağım ve böylece kısır döngüden çıkmak için daimi bir motivasyon sağlamış olacağım..


Değiştirmek için değişmek gerekliymiş, görüp yaşıyorum, daha belki neler neler değişecek hayatımda. izleyip göreceğiz =) 

2 Ocak 2014 Perşembe

YILBAŞI GECESİ SONRASI KEMERLERİ SIKMA POLİTİKASI (YENİ LİSTE)

Yılbaşı gecesi yedik içtik, abarttık biraz. Şimdi o günahları çıkarma zamanı. 01 Ocak itibariyle ben bu işi ciddi ciddi ele almış bulunmaktayım, hedeflerime sahip çıkıyorum. 

Özellikle alkol ve şekerli yiyecek tüketiminin fazla olduğu bu tip kutlama günlerinden sonra daha dikkat edilmeli ki o şişlikler kalıcı olmasın. Benim için kısa vadeli çözümlerden daha çok, kalıcı yöntemler gerekiyor elbette, yolum uzun. Ancak kilo verme sürecinde bu kaçamağın beni tökezletmemesi ve alınan fazla kalorinin dengelenmesi için bu tip ufak kemer sıkmalar oldukça faydalı. Ara ara bu tip 3-4 günlük değişimler hep olacakmış, doktoruma kayıtsız şartsız teslimim, ne derse o!

İşte doktorumun benim için hazırladığı 4 günlük sıkı program. Bu liste tamamen kişiye özel olarak hazırlanmıştır, bir fikir vermesi amacıyla paylaşıyorum sizlerle. 


Sabah: 1 bardak soğuk, bir bardak ılık su ve 1 adet kuru gün kurusu kayısı.

Kahvaltı: ! dilim peynir, 1 adet haşlanmış yumurta, iki dilim tam buğday veya çavdar ekmeği, bol yeşillik ve çiğ sebze, çay (şekersiz).

Ara: 1 su bardağı süt (nescafe olarak değerlendirebilirsin)

Öğlen: 8 yemek kaşığı sebze yemeği + 1 dilim et veya 12 y.k. etli sebze yemeği, 1 dilim ekmek, yağsız bol salata, 1 bardak ayran.

Ara: 1 dilim kepek ekmeği veya tam buğday ekmeği, 1 dilim peynir, yeşil çay (tost şeklinde yapılabilir)

Ara: 1/2 su bardağı süt veya 1 bardak ayran.

Akşam: Öğlen menüsü ile aynı.

Gece: 4 adet tam ceviz, 3 adet mandalina.


Not: Sebze yemeği olarak kabak benim favorim, yanına belki haşlanmış brokoli veya kırmızı charliston. misssssssssssssssssss


Sevgiler

20 Aralık 2013 Cuma

BUZDOLABI SERGİSİ AÇILIYOR


'En zayıf ve en beğendiğim halimin bir fotoğrafını buzdolabına astım, beni çok motive etti.' son zamanlarda hayatın şifresi gibi herkes aynı yöntemi söylüyor. Valla beni o kadar motive etmezdi bu durum, zira bu halde bu hale pehhh diyerek daha çok asap bozabilir ve kafamı cipslere gömebilirim, tehlikeli sular bunlar benim için.

Hayır yani anlamadığım şey, bazılarımız doğuştan tombik, hayatında hiç zaten istediği kiloya ulaşamadığı için takmış kafasına ve girmiş bu kısır döngüye, o ne yapacak? Eşe dosta photoshop bilen var mı dile mi sorduracak? Ya da daha fenası bir manken fotosunun kafası ile kendi suratını değiştirdiği çocuk kolajı mı yapacak? Bu insanı daha çok komplekse sokmaz mı?

Ayrıca ben mutfağımın ortasında kendi içsel sıkıntılarımın tezahürü olarak bu çalışmaları yaptığımda diğer ev halkı bu görmeyecek mi? Gördüğünde ben bir fena olmayacak mıyım? Hiç kimse görmedi diyelim hadi, ama es kaza kayın validenin gördüğünü aklına getirse ya biri. 

Elbette bu tip motivasyonlara ihtiyacı oluyor insan şu içerisinde bulunduğumuz buhranlı zamanlarda. Ben de kendimce bir metot buldum ve bunun üzerinden gitmeye başladım. O gün geldiğinde giyeceğim, diktireceğim veya kombinleyeceğim kıyafetleri tasarlıyorum hatta makyaj stillerini bile yapmaya başladım. Herkesin çizim sevecek hali yok, kimi dergilerden kesip bir deftere yapıştırarak günlük halinde tutar 'Giyilecekler Dosyası' olarak veya başka başka yöntemler uygular. Bu tip aktiviteler için internet sitelerinde program bile var, seç beğen tak takıştır hoppp indir  masa-üstündeki dosyana. Buzdolabının hantal kapağına kalmadık, bugüne bugün yetişkin birer internet kullanıcısıyız.


Hazır bu konuya değinmişken ben de sizlerle dosyamdan bir kaç sayfa paylaşayım dedim. Renklendirme konusunda biraz tereddüt etsem bile -ki renkleri severim ama o gün geldiğinde fikrim değişebilir diye henüz cesaret edemedim- sayıları gittikçe artan bir koleksiyona sahip oldum...





9 Kasım 2013 Cumartesi

HAYDİ SPORA, HOP HOP HOPPAAA




Haftada 3 gün düzenli olarak spor yapmaya söz vermiştim kendime. Bunu gerçekleştirebiliyor olmanın dayanılmaz gururu var içerimde. Haftada 3 gün düzenli olarak sadece 1-1,5 saat yürüyorum ama aralıklı olarak zira sırtımda fazla 20 kilo ile başka bir spor veya çalışma yapmam pek mümkün değil zaten doktorum da yasakladı. İleride bel ve diz sorunu yaşamak istemiyorsan bir süre sadece yürü, üstelik yürümek tüm kas gruplarını neredeyse çalıştırır yani en azından benim ihtiyacım olan kas gruplarını. Göbek için henüz krem dışında bir aktivite yapmıyorum kısaca =) Bu bile kendimi daha iyi hissetmeme sebep oluyor. Genelde 12 'ye kadar spor duş gibi mevzuları halletmiş oluyorum yani benim günüm 12 de başlıyor dış dünya için. Sabah bir bardak sütümü ve kepekli tostumu yiyip biraz hazmetmeyi bekleyip çıkıyorum, bu rutini oturtmamın 4. günü vatana millete hayırlı olsun.


Makarna en sevdiğim yemeklerdendir ama asıl kilo yapanın o değil sos olduğunu öğrenince bende kendime bir güzellik yaptım ve az miktarda makarna haşlayarak (ekmeğin yerine geçti) salatama karıştırdım, yağ ve tuz yok. Şahane bir şey oldu, hem çok severek yedim hem de çok tok tuttu. Öğle yemeği olarak spordan sonra hüplettim kendisini. Tavsiye ederim. Ama makarna bir küçük su bardağını geçmesin.


Sevgiler, bana da kolaylıklar iradeler =)