sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2014 Cuma

KENDİ KENDİNE KONUŞAN GEBELER KULÜBÜ


Millete su gibi akıp geçti dedikleri 9 ay Anne adayına hiç geçmez.
Merak endişe heyecan hazırlıklar hormonlar anlayışsızlar  artık gerisini hayal edin. Bana da hızlı geçtiği söylenemez ama daha hızlı geçmesi geçip giderken aıcık ardında güzel izler bırakması için kendi kendime meşgaleler buluyorum.Ben hergün sesli kitap okuyorum mesela, şarkı dinletiyorum öyle klasik falan değil baya sevdiğim sakinleştiğim şarkıları, günlük yazıyorum ileride okusun diye, ihtiyaç listesi yapıp internetten araştırıyorum kalem kalem, banyo sonrsı bebeyağı krem ne bulursam artık. Bir tek bire bir dialog kuramadım çok, geçen arkadaşım geldi ziyarete onun da az bir zamanı kaldı, geçti karşıma göbeğini seve seve ‘Anneeeem, canım napıyormuşş benim tatlışım.’ demeye başladı. Utancımdan dörde bölündüm, ben hala öyle konuşmalar yapamıyorum, garip geliyor, daha belki de çok zamanım var ondandır. Ama çok güzel kitaplar okuyorum, konferanslar dinletiyorum, çocuk bakımı ile ilgili kendimi geliştiriyorum çünkü baya Fransız olduğumu görüyorum diğer hamile bireylerin etrafında. Açığı kapamam lazım. Koşşş Kuğu!!!

DETAY;
İlk hafta masal okumakla başladım (Grimm Kardeşler)
Sonra Ingizlice Konferans (TED) dinledik ve hala günde 15 dk devam ediyoruz
Bu hafta Dört Anlaşma Toltek Bilgelik Kitabı ve Halil Cibran- Öz’ü okuyoruz
Bitince sırada Uçurtma Avcısı var.


Eller şişmeye başladı, tuz azaltıldı su çoğaltıldı.
Artık hiç bir yemeğe ekstra tuz atmıyorum salata dahil. 
8-10 bardak suyumu ihmal etmiyorum.
Daha sık acıkıyorum ama daha az yiyebiliyorum.
Gün içinde olabildiğince dinlensem bile akşamları 10-15-20 dk hafifçe yürüyoruz eşimle, bol bol konuşuyorum hazır yakalamışken, hem bedenime hem de psikolojime iyi geliyor. Motive oluyorum.




20 Eylül 2014 Cumartesi

GÖBEK DEĞİL O, BEBEK !


Hamileliğini biraz zor birazda sakin geçirmek durumunda kalan her kadın gibi ben de oldukça bocaladım.
Daha önceki hayatımdan bu düzene geçmek fiziksel olarak değl ama psikolojik olarak baya zamanımı aldı. İtiraf etmem gerekirse ilk korkum nasıl bir şeye dönüşeceğim oldu. Ki çevremde bu haberi paylaştığım yakın akrabalarımın da ilk korkusu bu olmuş olmalı, zira daha haberi yeni vermişken 'diyetisyene git, aman tatlı yeme daha çok kilo alma, iç göbek zaten dolu nasıl sığacak çocuk, keşke braz daha kilo verseydin hamile kalmadan’ demeye başladılar. Çevremin her konuda oldukça modern ve kendini geliştirmiş! ama psikoloji konusunda daha gidecek çoook yolu olduğuna karar verip kulaklarımı tıkadım. Benim akıl ve mantığım o konuşmaları tenkitleri laf sokmaları anlamadı, içimse hiç almadı.


Daha önce yazdığım kilolu hamile kalma ile ilgili çok sayıda mail geldi, meğer bizim kulüp baya genişmiş =). Amannnn adam sizde hem dünyanın en keyifli şeyini yaşayıp hem ağlayarak mail mi yazıyorsunuz, deli misiniz kuzum, siz şu anda bir ana kraliçesinizzzz, eşinizin prensesi, ailenizin daha henüz büyümüş tatlı kuşusunuz. Kim ne derse desin takmayın, uzak durun, sallayın hayatınızdan vurun duvara ve susturun şu kafanızın içindekileri. Tahtım nerede Sebastiannnn!!!!

Mesela hiç başaramadınız diyelim,
susmuyor o çatlayacası içses
Tanrı İle Sohbet serisine başlayın.. Mümkünse sesli okuyun ki bıdıklar da faydalansın. Sakinleştiğinizi göreceksiniz.


Not: 5 adet ceviz, 8-10  fındık, 8-10 badem, 1/4 muz veya 6 çekirdeksiz kuru erik, 1 kase yoğurt. Karıştırıp tarçın ekliyorum azıcık. En değerli gebe ara öğünüdür.
Bi sürü bi sürü faydası var. Ben de bilmiyorum tam ama doktorum verdi, elbet önemlidir.

12 Şubat 2014 Çarşamba

GÜNÜN DETAYI No.10 İLHAM PERİSİ

Kitaplar, meyveler ve yeni denemelerle dolu bir haftasonunun ardından...

Mutfak tezgahında sağlıklı atıştırmalar bulunmalı, her şekilde o mutfağa günde iki kere aç giriliyor en azından birini frenlese kardır bize.

Makarna yemekte sorun yok ancak özellikle kilo vermek isteniyorsa bol domatesli veya sebzeli olmasında, 8-9 dakikadan daha fazla pişirilmemesinde, yanında bol salata ile yenmesinde, porsiyonun küçük tutulmasında fayda var.

Nar bir mucize, mistik bir meyvedir. Faydalarının yanı sıra bana verdiği enerjisinden ötürü azimle ayıklarım, bir haftalık nar stoğumu doldururum sonra strese girmem.

Küçük Kara Balık, Neden  Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?, Rüya İnşa İtiraz ve Entelektüelin Kutsal Kitabı(üçüncü haftasında bitirdim bunu, aslında her gün bir sayfa okumam gerekliydi ama ben bir sene sabredecek kadar mülayim bir canlı değilim) bu hafta bitip kütüphanedeki yerini alan şanslı talihlilerim oldu. Yeni kitabım Sherlock ve Puslu Kıtalar Atlası yeni hafta hedefim olarak başucumda bulunuyorlar. Okumak, yazmak, yaratıcılığını kullanmak kadar insanı kendine getiren başka bir şey yok sanırım gerçi sevdiceğim kitaba başladığımda dünya ile ilişkimin kesildiğini iddia ediyor ama farkında değil ki ben o esnada başka başka dünyalarda yolculuğa çıkmış oluyorum.

Sevgiler

10 Şubat 2014 Pazartesi

GÜNÜN DETAYI No.09 PRATİK HİNDİ YAPIM TEKNİKLERİ

Akşama yemeğe misafirimiz var: Hindi. Kuğugiller familyasından olmaması nedeniyle içimiz rahat. Kolay ve hafif bir tarif isterseniz işte devamı...

Evde ne kadar sebze vs varsa küp küp doğruyoruz, ben brokoli karnabahar ve hatta taze zencefille chili bile bulup koydum. Sonra mümkünse tavuğun içinden çıkan değilde evde bulunan baharatlarla sebzeleri fırın torbasına koyuyoruz. Çok az zeytin yağı ekleyip poşeti karıştırıyoruz, baharat her yere yayılsın. Fotoğraflar kronolojik sırayladır, ilham alabilirsiniz. Ben özellikle caju baharat karışımını içinde salata baharat karışımını kullandım ve birazcık muskat rende ile zerdeçalla sihir kattım. Sonra julyen veya fileto doğranmış hindileri poşete koyut tekrar biraz sallayıp çalkalayıp sosu yediriyoruz. 

Poşetin ağzını sıkıca bağlayıp üzerine bir iki delik açtıktan sonra pişirme kağıdı serili tepsiye yerleştiriyoruz (bazen sulu olabiliyor karışım, çıkartırken tepsiyi de kirletmesin). Isınmış fırında 180-200 derece pişiyor bu poşette yemek. Suyunun büyük bir kısmını çekince çıkartıp yanında kırmızı lahana salatasıyla servis yapabilirsiniz. 

Şu kadarını söyleyeyim yaptığım yemekler arasında en doyurucusu bu oldu hatta gece sadece bir adet portakal yedim o da listemde olduğu için yoksa sabah kalktığımda bile hala toktum. 

Bir daha ki pratik hızlı yemek tarifinde buluşuncaya dek sizden de gelecek tarifleri bekliyorum. Aman diyim çok zor olmasın beni afakanlar basıyor gram hesabı yaparken, ayarım kaçıyor =) 

Sevgiler

8 Şubat 2014 Cumartesi

KIRMIZI PANCAR GÖREN MASUM KUĞU


Dün biraz alışveriş biraz spor biraz çalışmayla, yani hepsinden azar azar right in to the middle gibi geçti. Ortaya karışık. Daha önce yeni tanıştığım sebzelerden bahsederken pancarı da eklemiştim. Göztepe-Erenköy arası benim çocukluğumun pazarı kurulmaya devam ederken bu sefer büyümüş halimle gitmeye karar verdim. Pazar'ın şanıymış pazarlık onu bizzat gördüm. Kadınların ev ekonomisine katkıları inanılmaz. Marketten falan almaya gerek yokmuş, asıl sebze meyve pazarda olanmış. Benim ki biraz turistik amaçlar taşısa da aldığım pancar ile birden çok şey yaptım, ekonomimize sağlam katkılar sundum. Yemek konusunda bir adım daha atlamış bulunmaktayım, şimdiki uğraşım; sağlıklı gıdalarla sofralar. 

Pazardan alışveriş yapmanın elbette zor yanları var, bir kere sağlam matematik bilmen lazım. Yan tezgahtaki fiyatı aklında tutman için de hafızanın kuvvetli olması lazım. Ben bir daha ki profesyonel denememi annemle yapmaya karar verdim, bu işte usta olmak için pratik gerekiyormuş. Şaka falan değil baya ciddi bir iş pazardan alışveriş yapmak.

Neyse bizim nevaleyi doldurdum geldim. İçinde en merak ettiğim sebze olan pancarı aldım. Soydum bir kaç kez yıkadım azıcık sirkeli suda beklettim. Sonra bunları temiz bir tencereye alıp üzerine içme suyu koyarak kaynattım. Suyun rengi vişne oldu, pancarlar da yumuşayınca aldım ocaktan biraz soğumaya bıraktım. Yarısını dilimledim zeytin yağı ve limon birazcık deniz tuzu ile konserve olarak satılanlar gibi oldu. Salataların üzerine konabilir hatta cam kavanozda bir hafta kadar saklanabilir fazlası.

Diğer yarısını rendeledim, sarımsak zeytin yağı limon tuz ve biraz süzme yoğurtla karıştırdım. Bence efsane bir meze oldu. Bu da yaklaşık 5 gün saklanabiliyor. Yoğurt burada işi bozan taraf çünkü.

Suyunu süzgeçten geçirip içine biraz limon suyu eklenip kavanozlara konulunca yeni meşrubatımızı elde etmiş oldum. soğutup bu minik limonata kavanozlarımda servis yaptım. Biraz süsleme eklerseniz çocuklar bile bir ihtimal severek içebilir. Pancarın faydaları çokmuş ama biraz tatsız bir sebze gibi görünüyor dışarıdan o yüzden evimize yeni yeni girebildi. 

Ben spordan sonra salatamın üzerine biraz yaptığım dilimlenmiş pancar biraz da peynir ilave ettim. Tam bir öğün işte, daha ne kadar sağlıklı olabilir?

Tansiyona, saç dökülmesine, ürtikere, karaciğer hastalıklarına, mide ve bağırsak sorunlarına birebirmiş. Benim değil uzmanların lafı bu. 

o salatanın içerisine biraz da taze zencefil rendeleseydim sanırım 100 yaşımı görmeyi garantileyecektim. Kısmet akşama artık.


Sevgiler

29 Ocak 2014 Çarşamba

BİR GÜNÜNÜZÜN NASIL GEÇTİĞİNİ HAYAL EDİN


En sevdiğim gün tarifi nedir diye sorsalardı; işte benim rüya takımım karşınızda.

Sabah erkenden kalkılır, yulaf kepeği ve yumurta ile yapılmış krep üzerine biraz şekersiz kızılcık marmelatı sürülüp yarım muz ve kivi ile yapılan kahvaltının yanında bir fincan şekersiz kahve.

Hemen sonrasında sahilde sağlam bir yürüyüş, en az 1,5 saat.

Güzelce terledikten ve negatif duyguları suya bıraktıktan sonra sağlam bir duş ve bakım zamanı.

İşlem tamamlandıktan sonra en sevdiğim yer olan bloğumun karşısına geçip elimde bir fincan yeşil çay ile yazılarımı tamamlamak.

Sonrasında gerçek işlerimi tamamlamak:). Eee ne de olsa para kazanmak lazım, o kadar okuduk, sıralarda dirsek çürüttük.

Akşam yaklaşırken yemeğin hazırlanması ve sevdiceğin beklenmesi.

Akşam yemeğine eşlik eden sağlam bir dvd ve sonrasında güzel uykuya dalmadan önce biraz kitap karıştırmak.Karıştırmak dediğime bakmayın en az 2 saat sürüyor bu fasıl =)


Her gün aynı rutini yapabilirim, eğer yürüyüşüme sevdiğim bir dostum da eşlik ediyorsa ya da akşama misafir durumu varsa ohhhh değmeyin keyfime. Her günümüzün hayal gibi geçmesi dileğiyle. 

Sevgiler

18 Ocak 2014 Cumartesi

YENİ HAYATIMA DAVETLİLER LİSTESİ: SEBZE ve MEYVE SENFONİSİ


Yeni hayatıma yeni sebze ve meyveler ekledim. Zira çıkardığım o kadar çok gıda oldu ki bizim buzdolabı bir başına kaldı. Sonra çevremdeki büyüklerden aldığım bilgilerle başladım araştırmaya, ülkemizde tarım hala! yapılabildiği ve bu kadar çeşitli sebze meyve tüketebildiğimiz için pek şanslıymışız da haberimiz yokmuş. Bu saatten sonra geleneksel mutfağımızda revizyona gidiyorum; kete, katmer, analı kızlı, hoşmerim pek güzel pek lezzetli evet kabul ama sadece bunlar yok ki bizim geleneksel mutfağımızda. Kiviyi saymazsak işte bizi eskilere götüren bir hafif Ege Akşamı Esintisi notlarım.

Not: Akdeniz Diyeti denilen ve sebze balık ağırlık bir beslenme tarzını öngören yaşam şeklinin kendi ana vatanımızdan çıktığını bilmek çok şaşırtmıştı beni vakti zamanında. Hep başka ülkelerin geleneklerinin popüler hale gelmesine alıştığımızdan olsa gerek gözümüzün önündeki cevheri ıskalamışım. Ama tahmin etmem lazımdı; Kaç kere yemeğe makarna, kuru et ve tereyağsız oturan bir Güney İtalya vatandaşı gördün Kuğu? Hiç. 



Canım İzmir'e ve Ege'ye selam olsun, misss kokulu otları ve incecik zeytin yağları başımızın tacıdır haberi olsun =)

İşte benim hayatıma giren yeni yeni sebze meyvelerim;

Kırmızı Turp: azıcık pişirip rendeleyin.. Şahane salata oluyormuş.. Faydası saymakla bitmez.

Kırmızı Lahana ve Beyaz Lahana: ince kıyım doğrayıp limon ve biraz tuzla ovalayınca yeni mezemiz hazır. Gaz sorunu olanlar korkmasın, tuzla ovalanınca ne gaz kalıyor ne acılık.

Yer Elması: Elma niyetine soyup kütür kütür yemelikmiş. Eski Anadolu geleneği. Ataların bir bildiği vardır elbet.

Dere Otu: Tiroid sorunu olanlar, eksik çalışanlar ve insülin sorunu yaşayanlar, sofranızdan eksik etmeyin.

Tere Otu: Annemin tavsiyesi, tatlı ihtiyacını kestiğini iddia ediyor. Sonuçta yeşillik, vardır elbet bir ton yararı, salataya eklemelik.

Kuzukulağı: Salataya eklemelik bir başka yeşillik. Enfes bir aroması var.

Fençel: Zeytinyağlısı süper olur, lahana çorbasına konursa yağ yakan çorba turbo çorba olur, işin özü sağlıklıdır.

Turp Otu: Ahh kalbim Ege'de kaldı. Ege otlarının faydasını egelilere bakarak anlayabiliriz. Kavurması candır. Ege otları adı altında ne bulursanız alın, kaçırmayın, elbet şahane bir tarif çıkar karşınıza.

Bal Kabağı: Tatlı olarak yemek istemiyorsanız ki aslında yemeklik tatlandırıcı ile gayet başarılı sonuç veriyor, püresini deneyin derim, bir çok farklı tarif var, ben çorbasını da pek sevdim.

Havuç: Yiyin!

Muskat: Gaz, mide ve bağırsak problemi yaşayanlara gelsin. Özellikle salataya biraz rendelemek oldukça güzel sonuçlar veriyor. Ceviz gibi bir şey, korkmayın, rendeleyin yola geliyor bir süre sonra.

Kivi: Biri C vitamini mi dedi?

Kuru Hünnap: Faydalarını bilmeden aldım evde, setin üzerindeki kuru meyve kaseme ekledim, kalorisi az ama el oyalamak için birebir. Üstelik şeker hastaları için de öneriliyormuş. 


Sevgiler.

10 Ocak 2014 Cuma

KUĞULAR SUDA YAŞAYABİLİR Mİ Kİ ACABA?



2014 Yılının ilk haftasına oldukça iyi başladım. Yani kendime göre fena sayılmam. Çok fazla spora gidememiştim, çarşamba günü iki kere gidince perşembe nakavtttttt, bu kadar kasmaya gerek yokmuş ilk günden onu da öğrenmiş oldum deneyerek. Ama cuma sağlam bir yürüyüş yaparak geri döneceğim. Sevdiklerimle zaman geçireceğim, yürüyüş yapacağım ve sevdiğim balığı yiyeceğim. Evet itiraf ediyorum acayip bir balık severim yani her gün yiyebilirim. Ama bazı balıklar ve deniz ürünlerinin oldukça kalorili olduğunun da malesef farkındayım, sevdiğim bir şey zaten az kalorili olsaydı bambaşka bir boyutta olurdum şu anda. Hatta bizim aile arasında balıkla ilgili espiriler pek sık yapılır bu nedenle, geçen gün bir diğeri annemlerde gelişti. Malum bu yakıt masrafları herkes için büyük şok yaratıyor son yıllarda, sanarsın doğalgaz değil pırlanta yakıyoruz mübarek, 3 tarafı denizlerle çevrili şahane rüzgar ve güneş enerji potansiyeli olan memlekette bize yapılan resmi zulüm. Geçen ayda bizimkilere bir sıcak su faturası gelmiş yönetimden. Tam setin üzerinde gördüm bakıyorum annem geldi;

- Anne bu ne ya, içeriye kaplıca mı yaptırdınız nasıl bir fatura bu.
- Babana soracaksın onu, banyodaki minimum süresi 25 dakika.

Ben tabi hemen mevzuyu anlamak için gittim babamın yanına, ya annem evdeki nüfusun farkında değildi ya da babam gerçekten kendini çinakop sanıyordu.

-Babacım faturayı gördün mü?
-Evet. (Olayın gelişini havadaki kokudan anlar, kısa cümlelerle göğsünde yumuşatır sonra anlamadığın bir pozisyonda atar golünü)
-Bu kadar suyu n'apıyorsun acaba, bir önceki karmanda balıktın heralde.
-Hangi karma?
-Bir önceki hayatında yani, yoksa bu kadar suya bir insanın nasıl ihtiyacı olabilir hamam işletmiyorsa?
-Yok balık değildim.
- ...

Balık olmadığını nasıl bildiğini, hamam konusuna neden cevap vermediğini, karma ile ben bu kadar ilgilenirken neden bilmemezlikten geldiğini falan sormayı gerçekten çok isterdim ama tamamen şaka amaçlı kurduğum cümleye cevap alıp diğerlerini sallayınca dedim daha fazla üstüne gitmeyim, zira 'Size ne kadar geldi?' diye sorsa cevap veremem. Bir levrekle evliyim. Ah bu su ve balıklar...


Nereden nereye geldim, aslında başka bir şey anlatacaktım ama balık olayı benim sistemimi çökertti. Yeniyıl hedef listemdekileri tamamlamak için kolları sıvadım ve hayatımda bana zararlı olduğunu düşündüğüm 'yeme' konusundaki halleri değiştirdim. Doktora gittiğimde sonucu göreceğim, gerçi yılbaşı gecesi hataların dibine vurdum, ertesi gün dipte yetişen balıklar gibi gezdim ama kendimi toparladım ve hedefimi gerçekleştirmek için ilk adımı attım.

Buzdolabını temizledim, sildim, eşyaları çıkardım, kiler dolabını ayıkladım. Beyaz pirinç, zeytin yağı dışındaki tüm yağlar, şekerlemeler, eşimin kendine aldığı o nutellalar, un, beyaz şeker ve konserve olan bir çok ıvır zıvır ki buna yağlı kuruyemişler de dahil hepsini gönderdim. Yerine alışverişe çıkıp yoğurt, sebze, meyve, hindi ve balık gibi sağlıklı olduğunu bin yıldır bildiğim ama yanaşmadığım şeyleri koydum. Kuruyemiş olarak kuru kayısı ve mürdüm eriği biraz yaban mersini ve tuzsuz badem ceviz aldım. Abartmadan aldım çünkü badem paketini açtığım anda içimden bir canavar çıkıp fısıldıyor kulağıma 'bitir, bitir, bitir hepsiniii, hüpletttt!'. 

Cola, meyve suyu ve tüm gazlı içeceklere bye bye. Soda, kefir ve soğuk yeşil çaya geçiş yaptım. O kadar fazla içecek tüketiyormuşum ki su içmeye zamanım olmuyormuş veya aklıma gelmiyormuş onu fark ettim. Şimdi günde en az 5 bardak su içiyorum ama bizim bardaklar boyutlarımıza göre, battal porsiyon =)

Yemeğe dışarıya gitmek yerine kahve içmeye gitmeye başladık hatta öncesinde spora gitmek için evde bir anlaşma yapıldı. Önce spor sonra kahve yani. Böylelikle hem bedene hem bütçeye sağlam katkı yapmayı planlıyoruz yaza kadar. Katkı yaptığımız bütçeyi yaz aylarında hoppidi hoppidi değerlendireceğiz formda hallerimizle.

Sabahları midem hassas olur ve hiç bir şey yiyesim gelmez ama kendimi zorlayarak her sabah uyandığımda iki bardak su yanında 1 adet kuru kayısı yemeye alıştırdım kendimi. Ay tokum canım istemiyorum demek yerine tam öğünümde ve yazdığı kadarını yiyorum. O gece acıkmaları mide kazınmaları var ya 4. günün sonunda bıçak gibi kesildi.

Kendime kilo ve hediye listesi oluşturdum. Taktiklerini yazacağım. Ama şöyle kısaca söyleyeyim, alışverişe son. Minik adımları gerçekleştirmeden hiç bir şey almayacağım ve böylece kısır döngüden çıkmak için daimi bir motivasyon sağlamış olacağım..


Değiştirmek için değişmek gerekliymiş, görüp yaşıyorum, daha belki neler neler değişecek hayatımda. izleyip göreceğiz =) 

6 Ocak 2014 Pazartesi

AÇLIK KRİZLERİ İLE BAŞA ÇIKMANIN YOLU MU OLURMUŞ? OLUR MUYMUŞ???

Rejimdeyken en zorlandığım nokta hep; ani bastıran açlık duygusudur. Psikolojik midir nedir anlayamadığım bu duygu beni küçük bir kaplana dönüştürüyor ve buzdolabına, kiler çekmecesine saldırmama neden oluyor. O anda karşıma ne çıksa yer duruma geliyorum. Özellikle tatlı bir şeyler olursa affedemiyorum, vicdanım sızlaya sızlaya hüüpppp.. Ama bir kaç ufak tüyo buldum, bunları özellikle mutfak tezgahının üzerinde ve elimin kolay ulaşacağı yerde bulunduracağım ki acıktığımda hemen bastırmak için atıştırayım. İlk zamanlar bu açlığı bastırma taktikleri normal görülebilir ama verilmesi gereken kilo 10'un altına indiği anda bunları kesmek ve sıkı tutmak, acıkmayla da başa çıkabilmek önemli. Bu yola devam etmek ve başarılı olmak için her türlü sağlıklı formülü denerim arkadaş, kendime sözüm var. 

O güne kadar işte bir kaç sağlıklı atıştırma  önerisi.


*1 adet kuru kayısı küçük küçük doğranmış
  1 adet tam ceviz küçük parça
  2 adet kuru mürdüm eriği küçük küçük doğranmış
  1 tatlı kaşığı tarçın
  1 kutu probiyotik yoğurt
(meyveli yoğurt yapımının inceliklerini paylaşmış bulunmaktayım sizlerle =)))


*Bir yerlerde yıkanmış, temizlenmiş bol maydanoz, marul gibi yeşillikler bulunsun, acıktıkça muhabbet kuşu gibi kemiririz.


*Bol marul üzerine taze sıkılmış limon


* 1/2 su bardağı süt
  4 yemek kaşığı müsli veya 2 yemek kaşığı yulaf kepeği
  1 adet taze meyve küçük küçük parçalar halinde
(meyveyi muz, armut veya yeşil tatlı elma olarak kullanıyorum, inanılmaz tok tutuyor)


* 1/2 bardak yoğurda 2 bardak su, nane ve fesleğen rendesi ile yeşil ayran.


* 1 dilim ekmeği verevine bölüp beyaz peynirle mini tost ve yanında bitki çayı
(5 çayı menüsü de hazır, daha ne olsun)


*1 adet havuç
  3 adet salatalık
  1 adet domates söğüş

* CACIK CACIK CACIK

* 1 bardak süte 1 tatlı kaşığı kahve ( Türk kahvesi ile denedik arkadaşlarla, baya değişik bir tat çıktı ama yine de favorim okkalı sade telveli kahvem)


Not: Sabahları spordan önce yeşil çay yanına 1 çay kaşığı şekersiz katkısız kızılcık veya kuşburnu marmeladı yiyeceğim. Bu ikili enerjimi çok yükseltiyor. Bir de Teyzem 'İlaç bu ilaç, kış için birebir!' diyerek beni hipnotize edince iyice inandım. Hasta olmadan geçecek bu maraton.

AÇLIK KRİZLERİ İLE BAŞA ÇIKMANIN YOLU MU OLURMUŞ? OLUR MUYMUŞ???


Sevgiler.

4 Ocak 2014 Cumartesi

TABANWAY KUĞU COOP.


Yürüyüş özellikle annemin en sevdiği fiziksel aktivitedir, bana yıllarca aşılamak için elinden geleni yaptı ama karşıdakinin kapasitesi almıyor ne yapsan nafile kuşum. 22 yaşına kadar taksi bulmak için harcadığım enerjiyi yürüyüşe yönlendirseydim bugün bu blog'un konusu da muhtemelen moda vs olurdu. Bende jeton geç düştü ama düştü nihayet. Şimdi ise fırsat buldukça açık havada, o fırsatı bana hava sağlamıyorsa da spor salonunda en az 45 dk olmak üzere yürüyorum. Ki son kararlardan sonra daha şevkle ve daha uzun saatler yürüyorum.



Peki diğer sporlardan ne farkı var?
1. Maliyet 0 tl
2.Çok kişi ile birlikte yapılabilir hatta daha keyifli olur
3. Doğa esas ekipman
4. Fazla kilosu olup ta ağır spor yapması eklem sistemi için sakıncalı olan kişlerin bile yapabileceği bir aktivite.

Bakın doktor ve klinikler yürüyüşün faydalarını nasıl sıralamış;

Kilo kontrolü sağlar
Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, kolon kanseri ve tip 2 diyabet gibi çeşitli hastalıkları oluşturan koşulları önler, riski azaltır.
Kemiklerinizi güçlendirir.
Denge ve koordinasyonu geliştirir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Dinç durmanıza yardımcı olur
Stresi azaltır
Enerji verir
İnceltir, kas sistemini geliştirir.
Yüksek kan basıncını (hipertansiyon) düşürür
Kemikleri güçlendirir
Göğüs kanseri gibi bazı kanser türlerine karşı korunmanıza yardımcı olur.
Kilo kontrolü sağlarken günlük harcanan kalori miktarını yükseltir
Artrit eklem şişliğini ve ağrıları kontrol etmeye yardımcı olur.
Kendinizi daha iyi ve enerjik hissetmenize sebep olur, motivasyon sağlar
Anksiyete ve depresyonu azaltır
Daha iyi uyumanıza yardımcı olur
Benlik saygısı geliştirir



Bu kadar sözden sonra dayanamayıp ben yürüyüşe gidiyorum, bir kaç saate dönmezsem korkmayın.. 


Tabana kuvvet.

2 Ocak 2014 Perşembe

YILBAŞI GECESİ SONRASI KEMERLERİ SIKMA POLİTİKASI (YENİ LİSTE)

Yılbaşı gecesi yedik içtik, abarttık biraz. Şimdi o günahları çıkarma zamanı. 01 Ocak itibariyle ben bu işi ciddi ciddi ele almış bulunmaktayım, hedeflerime sahip çıkıyorum. 

Özellikle alkol ve şekerli yiyecek tüketiminin fazla olduğu bu tip kutlama günlerinden sonra daha dikkat edilmeli ki o şişlikler kalıcı olmasın. Benim için kısa vadeli çözümlerden daha çok, kalıcı yöntemler gerekiyor elbette, yolum uzun. Ancak kilo verme sürecinde bu kaçamağın beni tökezletmemesi ve alınan fazla kalorinin dengelenmesi için bu tip ufak kemer sıkmalar oldukça faydalı. Ara ara bu tip 3-4 günlük değişimler hep olacakmış, doktoruma kayıtsız şartsız teslimim, ne derse o!

İşte doktorumun benim için hazırladığı 4 günlük sıkı program. Bu liste tamamen kişiye özel olarak hazırlanmıştır, bir fikir vermesi amacıyla paylaşıyorum sizlerle. 


Sabah: 1 bardak soğuk, bir bardak ılık su ve 1 adet kuru gün kurusu kayısı.

Kahvaltı: ! dilim peynir, 1 adet haşlanmış yumurta, iki dilim tam buğday veya çavdar ekmeği, bol yeşillik ve çiğ sebze, çay (şekersiz).

Ara: 1 su bardağı süt (nescafe olarak değerlendirebilirsin)

Öğlen: 8 yemek kaşığı sebze yemeği + 1 dilim et veya 12 y.k. etli sebze yemeği, 1 dilim ekmek, yağsız bol salata, 1 bardak ayran.

Ara: 1 dilim kepek ekmeği veya tam buğday ekmeği, 1 dilim peynir, yeşil çay (tost şeklinde yapılabilir)

Ara: 1/2 su bardağı süt veya 1 bardak ayran.

Akşam: Öğlen menüsü ile aynı.

Gece: 4 adet tam ceviz, 3 adet mandalina.


Not: Sebze yemeği olarak kabak benim favorim, yanına belki haşlanmış brokoli veya kırmızı charliston. misssssssssssssssssss


Sevgiler