Kitaplar, meyveler ve yeni denemelerle dolu bir haftasonunun ardından...
Mutfak tezgahında sağlıklı atıştırmalar bulunmalı, her şekilde o mutfağa günde iki kere aç giriliyor en azından birini frenlese kardır bize.
Makarna yemekte sorun yok ancak özellikle kilo vermek isteniyorsa bol domatesli veya sebzeli olmasında, 8-9 dakikadan daha fazla pişirilmemesinde, yanında bol salata ile yenmesinde, porsiyonun küçük tutulmasında fayda var.
Nar bir mucize, mistik bir meyvedir. Faydalarının yanı sıra bana verdiği enerjisinden ötürü azimle ayıklarım, bir haftalık nar stoğumu doldururum sonra strese girmem.
Küçük Kara Balık, Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?, Rüya İnşa İtiraz ve Entelektüelin Kutsal Kitabı(üçüncü haftasında bitirdim bunu, aslında her gün bir sayfa okumam gerekliydi ama ben bir sene sabredecek kadar mülayim bir canlı değilim) bu hafta bitip kütüphanedeki yerini alan şanslı talihlilerim oldu. Yeni kitabım Sherlock ve Puslu Kıtalar Atlası yeni hafta hedefim olarak başucumda bulunuyorlar. Okumak, yazmak, yaratıcılığını kullanmak kadar insanı kendine getiren başka bir şey yok sanırım gerçi sevdiceğim kitaba başladığımda dünya ile ilişkimin kesildiğini iddia ediyor ama farkında değil ki ben o esnada başka başka dünyalarda yolculuğa çıkmış oluyorum.
Sevgiler
sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Şubat 2014 Çarşamba
18 Ocak 2014 Cumartesi
YENİ HAYATIMA DAVETLİLER LİSTESİ: SEBZE ve MEYVE SENFONİSİ
Yeni hayatıma yeni sebze ve meyveler ekledim. Zira çıkardığım o kadar çok gıda oldu ki bizim buzdolabı bir başına kaldı. Sonra çevremdeki büyüklerden aldığım bilgilerle başladım araştırmaya, ülkemizde tarım hala! yapılabildiği ve bu kadar çeşitli sebze meyve tüketebildiğimiz için pek şanslıymışız da haberimiz yokmuş. Bu saatten sonra geleneksel mutfağımızda revizyona gidiyorum; kete, katmer, analı kızlı, hoşmerim pek güzel pek lezzetli evet kabul ama sadece bunlar yok ki bizim geleneksel mutfağımızda. Kiviyi saymazsak işte bizi eskilere götüren bir hafif Ege Akşamı Esintisi notlarım.
Not: Akdeniz Diyeti denilen ve sebze balık ağırlık bir beslenme tarzını öngören yaşam şeklinin kendi ana vatanımızdan çıktığını bilmek çok şaşırtmıştı beni vakti zamanında. Hep başka ülkelerin geleneklerinin popüler hale gelmesine alıştığımızdan olsa gerek gözümüzün önündeki cevheri ıskalamışım. Ama tahmin etmem lazımdı; Kaç kere yemeğe makarna, kuru et ve tereyağsız oturan bir Güney İtalya vatandaşı gördün Kuğu? Hiç.
Canım İzmir'e ve Ege'ye selam olsun, misss kokulu otları ve incecik zeytin yağları başımızın tacıdır haberi olsun =)
İşte benim hayatıma giren yeni yeni sebze meyvelerim;
Kırmızı Turp: azıcık pişirip rendeleyin.. Şahane salata oluyormuş.. Faydası saymakla bitmez.
Kırmızı Lahana ve Beyaz Lahana: ince kıyım doğrayıp limon ve biraz tuzla ovalayınca yeni mezemiz hazır. Gaz sorunu olanlar korkmasın, tuzla ovalanınca ne gaz kalıyor ne acılık.
Yer Elması: Elma niyetine soyup kütür kütür yemelikmiş. Eski Anadolu geleneği. Ataların bir bildiği vardır elbet.
Dere Otu: Tiroid sorunu olanlar, eksik çalışanlar ve insülin sorunu yaşayanlar, sofranızdan eksik etmeyin.
Tere Otu: Annemin tavsiyesi, tatlı ihtiyacını kestiğini iddia ediyor. Sonuçta yeşillik, vardır elbet bir ton yararı, salataya eklemelik.
Kuzukulağı: Salataya eklemelik bir başka yeşillik. Enfes bir aroması var.
Fençel: Zeytinyağlısı süper olur, lahana çorbasına konursa yağ yakan çorba turbo çorba olur, işin özü sağlıklıdır.
Turp Otu: Ahh kalbim Ege'de kaldı. Ege otlarının faydasını egelilere bakarak anlayabiliriz. Kavurması candır. Ege otları adı altında ne bulursanız alın, kaçırmayın, elbet şahane bir tarif çıkar karşınıza.
Bal Kabağı: Tatlı olarak yemek istemiyorsanız ki aslında yemeklik tatlandırıcı ile gayet başarılı sonuç veriyor, püresini deneyin derim, bir çok farklı tarif var, ben çorbasını da pek sevdim.
Havuç: Yiyin!
Muskat: Gaz, mide ve bağırsak problemi yaşayanlara gelsin. Özellikle salataya biraz rendelemek oldukça güzel sonuçlar veriyor. Ceviz gibi bir şey, korkmayın, rendeleyin yola geliyor bir süre sonra.
Kivi: Biri C vitamini mi dedi?
Kuru Hünnap: Faydalarını bilmeden aldım evde, setin üzerindeki kuru meyve kaseme ekledim, kalorisi az ama el oyalamak için birebir. Üstelik şeker hastaları için de öneriliyormuş.
Sevgiler.
11 Kasım 2013 Pazartesi
REJİMDEKİ KUĞULARIN ALTERNATİF KAHVALTI MENÜLERİ
Kahvaltı benim için en önemli öğün haline geldi. Okulu Avrupa yakasında olup Anadolu yakasında oturan bir çocuk olarak geçti ilk ve ortaöğrenim hayatım. Bu nedenle serviste tamamlardım uykumu. Eee az bir süre değil 1,5 saat sürerdi yol. Ne çekmişim ya üzüldüm kendi çocukluğuma şimdi. Sırf bu serviste uyuma durumu yüzünden yıllarca 1. ve 2. köprüyü ayırt edemezdim, annem çok kızardı 'Evladım hergün geçtiğin yolu nasıl karşıtırıyorsun?' E tamam ben geçiyorum ama gözlerim kapalı geçiyorum, uyurken nasıl anlayayım hangisi 1 hangisi 2? Neredeyse üniversiteyi bitirene kadar kahvaltı yapmak yerine 10dk daha uyumayı tercih ettim, bu sebeple şahane kahvaltı alışkanlığım son yıllarda belirdi. Ayrıca çokta güzel alengirli kahvaltı sofraları hazırlarım onu da belirtiyim =))
Etiketler:
alternatif,
çay,
diyet,
ekmek,
enerji,
kahvaltı,
kalori,
kilo,
menü,
meyve,
müsli,
omlet,
peynir,
rejim,
sebze,
yumurta
5 Ekim 2013 Cumartesi
AKŞAM YEMEĞİ MENÜSÜ, MAMMA MİAAAAA
Bizim evde en az tartışma konusu olan öğün akşam yemeğidir. Eşim yemek konusunda rahat, ben rejimde olduğum için adam da yazık yağsız tuzsuz her şeyi yemeğe alıştı. Hem okuyan hem çalışan veya işi başından aşkın kadınlar için pratik bir çözüm olduğunu itiraf etmem gerek. Bulgur pilavı annemin iksiri olarak hayatıma son bir kaç senedir girdi. Soğan, biber, domates gibi eline hangi sebze geçerse koyduğu yağsız ve tuzsuz bulgur pilavı bir şahane, sadece tadını özel getirttiği biber salçasından alıyor ki bu yağ ve tuzun salça tarafından karşılandığı anlamına geliyor. Eğer gaz veya gastirit gibi bir sorun yoksa, akşam yemeklerinde hem doyurucu hem de besleyici olarak bol sebzeli bulgur pilavı yenebilir. Aksi halde de sanırım yenebilir ama ciddi şişkinlik yapıp gece uyku sorunu yaratabiliyormuş, benden uyarması. Ölçü olarak kendime 3-4 dolu yemek kaşığı pilav alıyorum, yanında yoğut ve salata miss gibi. Pilav yapmasını benden iyi bildiğinize emin olarak tarifi paşa gönlüne bırakıyorum =)
Sevgiler
Kekik, nane ve pıl bibersiz bir yoğurt düşünemiyorummmm....
Ve bol nar ekşili kaşık salata, bulgur pilavının yanında candır ciğerdir...
Henüz sebzeli ile buluşmamış hafif salçalı bulgur pilavımız, Sebzeleri başka bir yerde buharda pişirmeniz tavsiye ediliyor.
Etiketler:
akşamyemeği,
biber,
bulgurpilavı,
kekik,
nane,
pilav,
pulbiber,
salata,
sebze,
soğan,
tarif,
yemek,
yoğurt,
zayıflama
2 Eylül 2013 Pazartesi
DİZİ DİZİ BÖREKLER, MİSAFİRLER HEP BUNU BEKLERLER...
Tatilden dönmek, şehir hayatına adapte olmak derken kendimi kısa bir süre için kaybettim ama sanırım toparladım. Geçiş dönemi oksijen eksikliği sonucu sersemlediğimi iddia etsem de pek inandırıcı olmadığım gerekçesiyle bir an önce iş başı yaptım ve iş başı yapmışken blog için kendimi affettirecek bir yazı yazdım. Bu sefer tarif =) Uzun zamandır tarif yazmadığımı fark edip gönül almak için kolları sıvadım..
Bir dilim ekmek yerine geçecek bu atıştırmalık çok basit (zor tarif becerebildiğim görülmemiştir zaten). Marketten alınan yufka 4 pizza dilimi olacak şekilde göbeklerden kesilir, biraz süt ile fırçalanan yufka hafif yumuşak bir kıvama gelince iç malzemesi konulur ( ben yağsız lor, dere otu, maydanoz, bebek ıspanak, 1 yumurta ve biraz baharatlı bir iç yaptım). Bildiğimiz paçanga böreği modelinde sarılır, üzerine yumurta sarısı sürülür ve biraz keten tohumu serpiştirilerek yağlı kağıt üzerinde fırına verilir. Evi börek kokusu sarmaya başlamışsa ikramımız hazır demektir, afiyete yiyebilirsiniz efendim.
Not: 2 adet börek, yanında kendi hazırladığınız naneli büyük boy bir ayran ve varsa birazcık salata söğüş süper bir öğün olur. Misafir gelir telaşıyla yapıp yapıp dondurucuya attığım için börek sarmaktan gına geldi, kırka yaklaştım, ellerim büzüştü. Ne şanslı misafirlerim varmış yahu..
Afiyet Olsun..
Etiketler:
açlık,
börek,
diet,
evlilik,
fazlakilo,
fırın,
hafifyemek,
hazırlık,
kilo,
lorpeyniri,
malzemeler,
maydanoz,
protein,
sağlıklıyaşam,
sebze,
yemek,
yemek tarifi
24 Temmuz 2013 Çarşamba
GÜNÜN DETAYI No.05
Yemek tarifleri hep zor olur, öss ygs hatta tübitak matematik yarışmasına hazırlanır gibi baya donanım gerektirir. Örneğin alışverişini kilo bazında yapan bizlere; 45gr tarhun 15gr çekilmemiş tuz 3 top kiş hamuru vs vs gibi adı sanı duyulmamış birim ve kodlar verilmesi son derece sıkıntı yaratan bir mevzudur. En azından bizim evde o gramajı ayarlayacak bir tartı yok ve hiç olmadı. Hepsini geçtim bizim jenarasyon yemek yapmayı değil sipariş vermeyi sever, yaşınız 30 ve altıysa denemeyin o alengirli çanaklı konmalı kondurmalı tarifleri, olmuyorrrrr.
Kolay yemek diye bir şey var, yanlış anlaşılmasın fastfood değil easy food tercih edin demek istiyorum. Şimdi örnek menünün aşamalarına başlıyorum. Hazır mıyız??
Fırın var evde değil mi o konuda anlaştık yoksa komşunun kesin vardır (anlayışlı bi tip olsun mümkünse çünkü evinde balık yapacaksınız, kan dökülmesin). Markete gidiyorsunuz mümkünse büyüklerinden olsun, önce balık bölümünden kişi sayısına göre 3 parmak kalınlığında somon filetolar istiyorsunuz, o hazırlanırken sebze bölümüne koşuyoruz; soğan, kabak, patates, kuşkonmaz, charliston artık allah ne verdiyse 2 şer 3 er alıyoruz ( kaptırıp kilo kilo almayın, az alın tepsiye sığmıyor sonra, kendimden biliyorum). Alışverişi yaptıktan sonra eve gidip fırın tepsisine yağlı kağıt seriyoruz ve balıkları diziyoruz, aldığınız sebze neyse ve nasıl kesmek istiyorsanız o şekilde tepsiye dağıtıyorsunuz, patates varsa ince olsun balık hemen pişiyor çünkü, evde ne kadar baharat varsa ( kekik, nane, fesleğen, pul biber vb) ekliyoruz ve biraz tuz gezindiriyoruz üzerine. Ben en son defne yaprağı ve kabuksuz dilim lime koydum çok yakıştı, 5 yıldız verdim kendime.
Öyle ortaya karışık bir tepsi çıkıyor, o tepsinin içine 1 çay bardağı su dışından zeytinyağı fındıkyağı falan koymuyoruz kesinlikle, somon kendinden tombik zaten ihtiyacı yok, stoktan kullanıyor(belki ondan seviyorum bu kadar kendisini). 20-30dk 180 derecede pişen balıkları artık nasıl servis yapacağınız size kalmış, yanına bir kadeh blushla sevgilinizle romantik bir akşam yemeği olur, dizi açıp tabağı kucağınıza alırsanız kız gecesi için sağlıklı bir tercih olur. Ben geçen gün misafirlere yaptım 'ooo balık yapmak herkesin harcı değildir, bravo vallahi' oldum.
Gayet kolay ve lezzetli. Farkettiyseniz gram yok, çanak yok, bilmem ne yatağında tatlandırmak yok, herhangi bir sote çeşidi hiç yok. Fırınımı seviyorum, öpüyorum kendisini...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






