protein etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
protein etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2013 Pazartesi

DİZİ DİZİ BÖREKLER, MİSAFİRLER HEP BUNU BEKLERLER...


Tatilden dönmek, şehir hayatına adapte olmak derken kendimi kısa bir süre için kaybettim ama sanırım toparladım. Geçiş dönemi oksijen eksikliği sonucu sersemlediğimi iddia etsem de pek inandırıcı olmadığım gerekçesiyle bir an önce iş başı yaptım ve iş başı yapmışken blog için kendimi affettirecek bir yazı yazdım. Bu sefer tarif =) Uzun zamandır tarif yazmadığımı fark edip gönül almak için kolları sıvadım..

Bir dilim ekmek yerine geçecek bu atıştırmalık çok basit (zor tarif becerebildiğim görülmemiştir zaten). Marketten alınan yufka 4 pizza dilimi olacak şekilde göbeklerden kesilir, biraz süt ile fırçalanan yufka hafif yumuşak bir kıvama gelince iç malzemesi konulur ( ben yağsız lor, dere otu, maydanoz, bebek ıspanak, 1 yumurta ve biraz baharatlı bir iç yaptım). Bildiğimiz paçanga böreği modelinde sarılır, üzerine yumurta sarısı sürülür ve biraz keten tohumu serpiştirilerek yağlı kağıt üzerinde fırına verilir. Evi börek kokusu sarmaya başlamışsa ikramımız hazır demektir, afiyete yiyebilirsiniz efendim.

Not: 2 adet börek, yanında kendi hazırladığınız naneli büyük boy bir ayran ve varsa birazcık salata söğüş  süper bir öğün olur. Misafir gelir telaşıyla yapıp yapıp dondurucuya attığım için börek sarmaktan gına geldi, kırka yaklaştım, ellerim büzüştü. Ne şanslı misafirlerim varmış yahu..

Afiyet Olsun..

24 Temmuz 2013 Çarşamba

GÜNÜN DETAYI No.05



Yemek tarifleri hep zor olur, öss ygs hatta tübitak matematik yarışmasına hazırlanır gibi baya donanım gerektirir. Örneğin alışverişini kilo bazında yapan bizlere; 45gr tarhun 15gr çekilmemiş tuz 3 top kiş hamuru vs vs gibi adı sanı duyulmamış birim ve kodlar verilmesi son derece sıkıntı yaratan bir mevzudur. En azından bizim evde o gramajı ayarlayacak bir tartı yok ve hiç olmadı. Hepsini geçtim bizim jenarasyon yemek yapmayı değil sipariş vermeyi sever, yaşınız 30 ve altıysa denemeyin o alengirli çanaklı konmalı kondurmalı tarifleri, olmuyorrrrr. 

Kolay yemek diye bir şey var, yanlış anlaşılmasın fastfood değil easy food tercih edin demek istiyorum. Şimdi örnek menünün aşamalarına başlıyorum. Hazır mıyız??


Fırın var evde değil mi o konuda anlaştık yoksa komşunun kesin vardır (anlayışlı bi tip olsun mümkünse çünkü evinde balık yapacaksınız, kan dökülmesin). Markete gidiyorsunuz mümkünse büyüklerinden olsun, önce balık bölümünden kişi sayısına göre 3 parmak kalınlığında somon filetolar istiyorsunuz, o hazırlanırken sebze bölümüne koşuyoruz; soğan, kabak, patates, kuşkonmaz, charliston artık allah ne verdiyse 2 şer 3 er alıyoruz ( kaptırıp kilo kilo almayın, az alın tepsiye sığmıyor sonra, kendimden biliyorum). Alışverişi yaptıktan sonra eve gidip fırın tepsisine yağlı kağıt seriyoruz ve balıkları diziyoruz, aldığınız sebze neyse ve nasıl kesmek istiyorsanız o şekilde tepsiye dağıtıyorsunuz, patates varsa ince olsun balık hemen pişiyor çünkü, evde ne kadar baharat varsa ( kekik, nane, fesleğen, pul biber vb) ekliyoruz ve biraz tuz gezindiriyoruz üzerine. Ben en son defne yaprağı ve kabuksuz dilim lime koydum çok yakıştı, 5 yıldız verdim kendime. 

Öyle ortaya karışık bir tepsi çıkıyor, o tepsinin içine 1 çay bardağı su dışından zeytinyağı fındıkyağı falan koymuyoruz kesinlikle, somon kendinden tombik zaten ihtiyacı yok, stoktan kullanıyor(belki ondan seviyorum bu kadar kendisini). 20-30dk 180 derecede pişen balıkları artık nasıl servis yapacağınız size kalmış, yanına bir kadeh blushla sevgilinizle romantik bir akşam yemeği olur, dizi açıp tabağı kucağınıza alırsanız kız gecesi için sağlıklı bir tercih olur. Ben geçen gün misafirlere yaptım 'ooo balık yapmak herkesin harcı değildir, bravo vallahi' oldum. 

Gayet kolay ve lezzetli. Farkettiyseniz gram yok, çanak yok, bilmem ne yatağında tatlandırmak yok, herhangi bir sote çeşidi hiç yok. Fırınımı seviyorum, öpüyorum kendisini...