kilo verme formülleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kilo verme formülleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2014 Çarşamba

KAFAMDA DELİ SORULAR

Bunda da canım çekti ondan da ama hiç birini yiyemiyorum yemek sorun değilde hepsi yerine şeftali yemeye zorlanmak sorun oluyor artık, çocuk muyuz biz kardeşim kandırır gibi al sen bunu ye kesilir tatlı isteğin. Pardon da kimin ihtiyacı kesiliyor bu şekilde? Hayır var da böyle bir yöntem bana mı işlemiyor onu anlamaya çalışıyorum. Yemek tatlı vızzzz, boşver hepsini de en fenası insanın kendi kendine yetememesi durumunda yetecek kimsenin kimselerin arazi olması. 

Farklı şeyler bekleniyor hayatın bu döneminde, daha garip değişik bir tip oluyorsun, güzel tatlı falan da değilsin yani o baya sağlam bir züğürt tesellisi. Yanında  kimsede olmayınca, iki lafın belini kıramayınca, beklentilerin karşılanmayınca, kendini özel ve değerli en azından bir kaç aylığına hissedemeyince hissetmeye katkı görmeyince, herkes kendi dalgasına bakınca, sitem alınganlık falan değil bu yavru kuş, baya bayaaa hayal kırıklığı şangur şungur. Aman aman zaten olmasın, varlığı toplam nüfusun yokluğundan daha büyük bir bela, her lafı üzmek için her bakışı eksik bulmak için dediğim kişilikler oluyor tabi onları kayıt dışı bırakmayı öğrendim aklımda. Ama yine de tüm bu olaylar olurken Prensesliğe terfi edeceğim gün bugündür Hahayyyyt!! diye düşünürken kahrı bela Rumpelstiltskin hikayeye dalarak seni çevreni artık kim varsa ortalıkta kasıp kavurur, iş baya masaldan korku filmine evrilir ve hoooop kendini Unutulan Güzel ve 7 Hiçkimselere talim ederken bulursun. 

En temizi beklememek, net, mis gibi, akmaz kokmaz iş, ne iste ne üzül falan filan. Yok yok evde oturmaktan, tatlı ataklarından, hadi o da olmadı kesin hormonlar dalgalandığından oluyor tüm bunlar deyip geçsek mi hızlıca üstünden ne.
KAFAMDA DELİ SORULAR...


Not: Görseller eski Bana ait, Beyaz Fırında kendimi o porsiyondan bu porsiyona attığım zamanlar yani. Sırayla; Polka, Çilekli Milföy Pasta, Muzlu Rulo ve Balkabaklı Cheesecake. Yazdıkça bile tansiyonum düştü, ben biraz şeftali atıştırmaya gidiyorum. Bye

8 Şubat 2014 Cumartesi

KIRMIZI PANCAR GÖREN MASUM KUĞU


Dün biraz alışveriş biraz spor biraz çalışmayla, yani hepsinden azar azar right in to the middle gibi geçti. Ortaya karışık. Daha önce yeni tanıştığım sebzelerden bahsederken pancarı da eklemiştim. Göztepe-Erenköy arası benim çocukluğumun pazarı kurulmaya devam ederken bu sefer büyümüş halimle gitmeye karar verdim. Pazar'ın şanıymış pazarlık onu bizzat gördüm. Kadınların ev ekonomisine katkıları inanılmaz. Marketten falan almaya gerek yokmuş, asıl sebze meyve pazarda olanmış. Benim ki biraz turistik amaçlar taşısa da aldığım pancar ile birden çok şey yaptım, ekonomimize sağlam katkılar sundum. Yemek konusunda bir adım daha atlamış bulunmaktayım, şimdiki uğraşım; sağlıklı gıdalarla sofralar. 

Pazardan alışveriş yapmanın elbette zor yanları var, bir kere sağlam matematik bilmen lazım. Yan tezgahtaki fiyatı aklında tutman için de hafızanın kuvvetli olması lazım. Ben bir daha ki profesyonel denememi annemle yapmaya karar verdim, bu işte usta olmak için pratik gerekiyormuş. Şaka falan değil baya ciddi bir iş pazardan alışveriş yapmak.

Neyse bizim nevaleyi doldurdum geldim. İçinde en merak ettiğim sebze olan pancarı aldım. Soydum bir kaç kez yıkadım azıcık sirkeli suda beklettim. Sonra bunları temiz bir tencereye alıp üzerine içme suyu koyarak kaynattım. Suyun rengi vişne oldu, pancarlar da yumuşayınca aldım ocaktan biraz soğumaya bıraktım. Yarısını dilimledim zeytin yağı ve limon birazcık deniz tuzu ile konserve olarak satılanlar gibi oldu. Salataların üzerine konabilir hatta cam kavanozda bir hafta kadar saklanabilir fazlası.

Diğer yarısını rendeledim, sarımsak zeytin yağı limon tuz ve biraz süzme yoğurtla karıştırdım. Bence efsane bir meze oldu. Bu da yaklaşık 5 gün saklanabiliyor. Yoğurt burada işi bozan taraf çünkü.

Suyunu süzgeçten geçirip içine biraz limon suyu eklenip kavanozlara konulunca yeni meşrubatımızı elde etmiş oldum. soğutup bu minik limonata kavanozlarımda servis yaptım. Biraz süsleme eklerseniz çocuklar bile bir ihtimal severek içebilir. Pancarın faydaları çokmuş ama biraz tatsız bir sebze gibi görünüyor dışarıdan o yüzden evimize yeni yeni girebildi. 

Ben spordan sonra salatamın üzerine biraz yaptığım dilimlenmiş pancar biraz da peynir ilave ettim. Tam bir öğün işte, daha ne kadar sağlıklı olabilir?

Tansiyona, saç dökülmesine, ürtikere, karaciğer hastalıklarına, mide ve bağırsak sorunlarına birebirmiş. Benim değil uzmanların lafı bu. 

o salatanın içerisine biraz da taze zencefil rendeleseydim sanırım 100 yaşımı görmeyi garantileyecektim. Kısmet akşama artık.


Sevgiler

24 Ocak 2014 Cuma

BİR ÇÖZÜM BULMUŞ OLABİLİR MİYİM ACABA? 2014'ün HEDEFİ, SAĞLIKLI YAŞAM 2/2


İşte o kilomun pik yaptığı günden itibaren kendimi değiştirmeye karar verdim...

Neredeyse tüm ömrüm bu savaşla geçmişti, sayısız doktora gitmiş ve tonlarda liste uygulamıştım. Ama hep başladığımdan daha kötü bir noktaya geliyordum ve ruhum küçülüyordu. Potansiyelim, yeteneğim kaybolmuştu çünkü aklımda sadece bedenim ve sorunları vardı. Sizle paylaştığım tüm o kişisel gelişim ve sakinleşme sürecinin sonunda yavaşladım. Hayatımda köklü değişiklikler yaptım. Bu süreçte hiç kilo vermedim, hatta sanırım 4 kilo aldım yani şimdi vermem gereken 20li rakamlı bir kilo vardı. Hiç bir kıyafetimi giyemiyor, fotoğraf çekmek içimden gelmiyordu ama bu sefer bir çözümün olduğunu biliyordum. Sakince çözümü aramaya başladım, bir çok yerde bir çok şekilde, biliyordum o bir yerlerde ve bunun bir sonu var. 

Doktora yeniden başladım, listeye elimden geldiğince uymaya çalışıyor ama asla kötü gıdalar tüketmiyordum. Çikolata en sevdiğim canımmm onu bile uzaklaştırdım hayatımdan, buzdolabını revize ettim. Kilo verdim mi? Hayır. 2kg yağ kaybından başka son 3 aydır hiç bir değişim olmadı bedenimde. Bir sorun vardı ve biliyorum çözümü henüz bulmamıştım. Sakindim ama bunun devam etmeyeceğini biliyordum ve 2014 için çoook umutluydum. Hayatımda kendim için yapabileceğim en iyi şeyi zaten kendimi değiştirerek daha mutlu olarak yapmıştım ve biliyordum o çözüm bana kendi gelecekti ki geldi. 

Geçen hafta, Annemin doktor bir dostuma bambaşka bir sebeple gittik. Görüşmeyeli sadece 8 ay olmuştu. Beni görünce 'Ufaklık n'oldu sana? Neden bu kadar kilo aldın?' dediğinde ben böhümmmmmmm diye açtım muslukları. Anlattım durumu. 'Sen yediğin için bu kiloyu almış olamazsın, hormanlarla ilgili diye tahmin ediyorum, halledicez, şahane bir arkadaşım var ona göndericem seni, farklı bir yaklaşımı vardır, seni bir kalıba sokmaya çalışmaz, kalıbı sana göre şekillendirir! dedi. Bu arada bahsettiği doktor bir endokrinoloji doktoruydu. Ah bu hormonlar. Ama çözüm işte bu, bir yerlerde bulmanız için bekliyor hınzır. Tesadüf gibi gördüğümüz bir çok an aslında büyük bir yolun sadece bir parçasıdır, görmek ve ilerlemek sadece şansa değil aynı zamanda ne kadar çok istediğinize bağlıdır. Sonra telefonlar birbirini izledi, randevular alındı ve doktora ulaştığımda yine yine testler. Ama bu sefer bir farkla. Kendi kendime yapacağım bir test daha vardı. Şeker ölçümü!! Hastanedeki kan alımı bittikten sonra eve yanımda bir aletle döndüm. Sabah aç karnına ve yemeklerden 1 saat ve 3 saat sonra şekerimi ölçmem için bir aletti bu. Bugün 3. günüm. Yahu insanın iğneyi kendine batırması ne zor bir mevzuymuş. Boşuna iğne çuvaldız atasözü söylenmemiş. Parmaklarıma bakıp bakıp üzülüyorum, vallahi canım acıyor. Diyabet sorunu yaşayanların Allah yardımcısı olsun gerçekten zormuş. Sonuçlarımı haftaya göstereceğim doktora ama en son yaptırdığım tahlillere ve sonucu çıkmış olan şimdikilere bakıp kıyaslayınca tablo vahim! Verilen her kalemde sınıfta kalmışım. Muhtemel tablo şudur;

İnsülin Direnci mi o
Tsh uçmuş
Ferritin düşmüş mü

merhaba!!!!

Doktorumun bana koyacağı teşhis ve tedavileri de paylaşacağım sizlerle. Çünkü ben yemek yediğim için değil hasta olduğum için kilo alıyorum ve tedavi edilmediği sürece hep başa dönüyorum. Bunun artık bir son bulması lazım ne de olsa 2014 başladı bile =)  Aslında biliyordum yani tahmin ediyordum ama adı konmadığı için bazı bazı vicdan azabı da çekiyordum, sanki ben yapıyormuşum bunu kendime gibi. 


Derdim bloğumu ağlama duvarına çevirerek ah ben bunu yaşadım ah ben böyle üzüldüm ah anam ah babam diyerek yakınmak değildi. Su içsem yarıyor diyenler haksız olmayabilir gerçekten, yapıyorum ama kilo veremiyorum diyenler de. Tüm bu süreçte iradesini ve inancını kaybederek dikkat etmeyi bırakarak çok daha fazla kilo alıp çok daha sağlığı bozulan insanların sayısı da pek az değildir diye düşünüyorum. Ben bir örneğim sadece, yaşanan bir çok örnek arasında, bütünün küçük bir parçasıyım. Sadece yanlış beslenildiği için değil bazen elinde olmayan sebeplerle, hormonal dengesizlik, hipotiroid,  metabolik sendrom gibi adı aklıma gelmeyen veya bilmediğim bir çok sağlık sorunundan dolayı bu noktaya gelinebiliyor. İnancınızı kaybetmek yerine sorun eşe dosta 'Bildiğin sağlam bir endokrinoloji uzmanı var mı?' diye. Didik didik etsinler, baksınlar, her ihtimali göz önünde bulundursunlar, yeter ki bilin "Gerçekten yeme bozukluğunuz mu var yoksa başka bir 'şey' mi?". 

Çözüm siz aradığınız sürece orada bir yerlerde, aynada küçümsemeyin kendinizi, umutsuzluğa kapılmayın. Çözümü olmayan hiç bir soru sorulmaz hayatta.. Matematik gibi =) Sayıları değiştirelim, sonuç değişecektir!

Sevgiler



22 Ocak 2014 Çarşamba

BİR ÇÖZÜM BULMUŞ OLABİLİR MİYİM ACABA? 2014'ün HEDEFİ, SAĞLIKLI YAŞAM 1/2


Son bir haftadır fazla yazamadım, özen gösteremedim biliyorum. Bunun rahatsızlığını yaşıyorum elbette ama bu süreç bu yazıyı yazmamda oldukça etkili oldu diyebiliriz. İyi haber şu ki bir çözüm buldum!!!

Çocukluğumun son zamanlarından yani 10-11 yaşından beri fazla kilolarımla sıkıntılar yaşadım. Aslında hep fazla kilolu değildim. Bir sene kilo alır sonra verirdim. Yani hafif kilolu sınıfında olduğum söylenebilir. Tabi buna şimdi bakınca öyle görüyorum, o zamanlar hep çok kilolu görürdüm kendimi, sadece ben değil okuldaki arkadaşlarım da benle aynı fikirde olsa gerek ben ve benim gibi zayıf olmayan herkese isim takıyorlardı. Bugün onları ifşa ederek çocukken yaptıkları acımasızlıkları ve bu acımasızlıklara maruz kalan diğer çocuklarda bıraktığı yaraları yüzlerine vurmayacağım, onların da çocuk olduğunu unutmamaya, bugün ki bilinçleri olsaydı daha nazik davranacaklarına inanmak istiyorum çünkü.


Gel zaman git zaman topladım elbette kendimi, üniversite yıllarımda özellikle yurtdışında okuduğum ve sürekli hareket halinde olduğum ve okuluma dahi yürüyerek gittiğim için ( İstanbul'un dünya şehri standardına geldiğini söyleyen yetkililere kaldırımı olmayan, olup ta delik deşik olan ve yürüyerek sağlıklı bir insanın bile bir yerden bir yere gidemeyeceği kadar kötü yaya yollarının olduğu semtlerin fotoğraflarını göstermek ve sormak istiyorum k düzgün kaldırımı olan bir yer henüz göremedim. "Ben 20'li yaşlarında biri olarak yürüyerek istediğim yere ulaşamıyorsam bahsettiğiniz neyin standardıdır acaba? Hobbitlerin mi?") asdece balık etli kalmıştım. Maşallah enine boyuna, sülale normları dışında bir fiziğim olduğu için hayatımın hiç bir döneminde çıtı pıtı olmadım. Ama bu kadar kilolu da olmamıştım. Bu sürekli ver-al kiloları dönemlerinde doktor ve diyetisyen yardımım eksik olmadı. O nedenle şu anda ezberimde ne sağlıklı ne değil, listeler, tüyolar hepsii hepsii mevcut. 

Bundan bir kaç yıl önce önlenemez hızla kilo almaya başladığımda ki bu bloğu yazmaya başlamamla neredeyse aynı süredeydi bir diyetisyenim daha vardı. Sağlıklı Beslenme Uzmanım maalesef verdiği listeye harfiyen uyduğuma inanmıyor ve verdiği o rejime rağmen her hafta düzenli olarak nasıl 1kg aldığımı anlayamıyordu. o süreç oldukça zordu benim için. Normal hatta iyi kiloda bir insanken +10, +12, +14 olarak hızla kilo alıyordum. Psikolojim darma duman. Yemiyor, yiyenleri görünce kıskanıyor ve asabi bir tavuk şeklinde gezinirken kilolarıma kilo ekliyordum. En son sevgili diyetisyenin 'Efendim ben bilmem kaç kişiyi zayıflattım, ama listeye uydu hepsi, bu aldığınız kilolar liste dışında davrandığınızı yani kaçamak yaptığınızı gösteriyor, aksi mümkün değil, bence yediklerinizi yazın!' dedikten sonra ağlayarak Anneme başvurdum. Koskoca insan yani geldiği hale bakın, yuh. Rejim yaptığınız, üzerine spor yaptığınız halde kilo veremediğiniz hiiç olmadı mı? Bu sizi pes etme noktasına getirmedi mi hiç? Kulübe hoşgeldiniz. Neyse efendim bu olaydan sonra hemen tuttum bir endokrinoloji doktorunun yolunu, dedim böyle böle. Arkadaş bir test listesi çıkardı sanarsın Kızılay'a kan bağışı yapıyorum, 7 tüp kan aldılar. Sonuç:

Tsh: fırlamış gidiyor, kendi özerk bir bölge ilan etmiş, benden bağımsız.
Ferritin: Demir yok demir, başın ağrır tabi.
Tam Kan Sayımı: otur 0!
vs
vs
Doktorum baktı ve dedi ki 'Bu tabloda senin için en son şey kilo verme hevesi olmalı, sağlığını kaybetmişsin önce bunu toplamak zorundasın!'.. Verdiğin listeye uymuyor muymuşum? Kaçamak mı yapıyor muşum? Kilo vermemem gibi bir şey söz konusu olmazmış mı?

Tiroid hormonunun düzelmesi ve normal seyrine dönmesi, ilaç dozunun ayarlanması ve vücudun kendini toplaması tam 10 ayımı aldı. bu arada +9-10 kilo da almıştım tabi ki. Dolabımda 40, 42, 44, 46 ve son olarak 48 beden eklenmişti. İlaç dozunun ayarlanması kan değerlerinin normale gelmesi oldukça sancılı bir süreçti ve ben maalesef bugün ki bilincim dışındaydım ve bunu bir savaş olarak yaşıyor kendime daha çok zarar veriyordum. Sonra ne mi oldu? Verdim tabi ki o kiloların çoğunu  42-44 bedene geri döndüm. Şimdi yazıyı okuyanlar diyebilir 'Annem tosun gibiymişsin, 44 beden insan mı olur?' Şöyle anlatayım, 'Artık kilo verme çok zayıfladın!' dedikleri bir dönem oldu evet aynen böyle bir dönem oldu yani ben de zayıf olabiliyorum aslında. O dönemde bile 40 beden ceket giyemiyordum, omuzdan olmuyordu hatta ceketin etekleri böyle Harry Potter pelerini gibi iki yanda kalkık seyrediyordu. Geniş ve iri kemikli biri için 44 beden gayet iyiydi aslında. 5-6 kilo daha veririm tamamdır diyordum ki o dediklerimi de almaya başladım. Aldıkça aldım, diyetisyene 1 ay ara verdim evde sebze yedim gittiğimde 8 kilo birden almıştım. Bir insanın az yediği halde ayda 8 kilo alması mümkün değildir, gece bile ağzında çikolatalı sütle uyuması gerek. 


İşte o kilomun pik yaptığı günden itibaren kendimi değiştirmeye karar verdim........ Devamı Cuma Günü =))






16 Ocak 2014 Perşembe

HAYAT, KADINLARA HEP Bİ' ŞOK ZATEN!


Her rejimin ilk 4 veya 6. haftasında yaşanan bir duraklama dönemi vardır. Ya işte biraz motivasyon düşer kaçamak başlar veya bir anlık boşluğa kapılır kişi disiplinden uzaklaşır. Belki her şeyi doğru yapar ama yine de vücut direnç göstermeye başlayabilir eee ne de olsa yıllardır sizinle kopmak kolay değil. Yerleşik yağ diye bir şeye ben doğrusu inanmıyorum, bu daha çok yerleşik ön yardı. ha 1 yıl önce almışsın o kiloyu ha 5 yıl önce, önemli olan o kilo ile yaşamaya alışan beden ve yeme sistemi, işte o yıllar fazlalaştıkça değişmesi daha zor bir duruma geliyor.

Büyük şok rejimler bana göre değil, aç olunca insanlığımdan çıkıyorum, yemek güzel şey tabi yediklerimiz de önemli. Ayrıca çok sağlıklı olduğunu da düşünmüyorum. şok yapmak için aç kalmaya gerek olduğu kanısında da değilim, minik değişiklikler de vücutta şok etkisi yaratabilir. Düşünsenize 10 yıldır her hafta iki kez sağlam bir künefe yiyorsunuz ve bir anda onu kesiyorsunuz. E bu bence en sağlam şok! 'Hani benim emektar künefe, noluyoruz yahuuuu!' diyecek vücut. 

Benim değişimimde ki en önemli sorun motivasyondu ama onu da yarı yarıya halletmiştim, geri kalanı için doktorum iki haftada bir daha sıkı ve irademi sınayacak listeler veriyor. Bu hem alışkanlığı kırıyor hem de 'Noluyorrrrr baba hayırdır?!' etkisi yaratıyor vücuda. İşte o listem. 

Not: Son zamanlarda yayınladığım listeleri durumumu sizlerle paylaşmak ve neler yaptığımla ilgili bir fikir vermek için yazıyorum. Tamamen kişiye özel hazırlanıyor ve kalem kalem doktorumla pazarlıkla sonucu oluşuyor bu listeler. Sevgili doktorumun bu konudaki üstün başarısı ve öngörüsüne güveniyorum. Boy, kas ve kilo oranım her hafta detaylı bir şekilde listem için baz alınıyor. Bazen fazla gibi görünüyor sizlere biliyorum ama zaten sorun yemek değil, yanlış yemek veya hiç yememek. Yemeyerek aldığım son 8 aydaki 11 kilo sanırım size ufak bir fikir verecektir. Amazon gibi maşallah külçe külçe kemiklerime biraz enerjiyi çok görmeyin =) Kıtlık psikolojisini hiç yaşatmıyoruz ve doğru yakıtla rejimde yaşanan baş ağrısı ve halsizlik sorunu kapı dışarı ediyorum.


İşte son listem;

Kural: 7 gün yemek saatleri ve gıda türleri asla değişmeyecek. Elma yazıyorsa o öğünde 7 gün o öğünde o elma yenecek!

Kahvaltıdan önce: 1 su bardağı ılık, 1 su bardağı normal su yanında 1 adet kuru kayısı veya mürdüm eriği.

Kahvaltı: 1 adet yumurta, 1 dilim ekmek, 10 adet yeşil zeytin bol çiğ sebze, şekersiz çay. (Ben yeşil çay tercih ediyorum)

Kuşluk: 1 adet elma

Öğlen: 4 birim et ( 6-8 adet anne köftesi oluyor kendisi) ve bol salata (yağsız)

İkindi: 1 çay bardağı leblebi, taze limon suyu ilaveli çay.

Akşam: 4 birim et ve bol salata (az yağlı)

Gece: 18 adet badem

Benim için bu listenin en zor kısmı elmadan sıkılmam ve sütlü nescafe aramam olacaktır muhtemelen ama onu da çözeriz yahu, derdimiz bunlar olsun.

Sevgiler


10 Ocak 2014 Cuma

KUĞULAR SUDA YAŞAYABİLİR Mİ Kİ ACABA?



2014 Yılının ilk haftasına oldukça iyi başladım. Yani kendime göre fena sayılmam. Çok fazla spora gidememiştim, çarşamba günü iki kere gidince perşembe nakavtttttt, bu kadar kasmaya gerek yokmuş ilk günden onu da öğrenmiş oldum deneyerek. Ama cuma sağlam bir yürüyüş yaparak geri döneceğim. Sevdiklerimle zaman geçireceğim, yürüyüş yapacağım ve sevdiğim balığı yiyeceğim. Evet itiraf ediyorum acayip bir balık severim yani her gün yiyebilirim. Ama bazı balıklar ve deniz ürünlerinin oldukça kalorili olduğunun da malesef farkındayım, sevdiğim bir şey zaten az kalorili olsaydı bambaşka bir boyutta olurdum şu anda. Hatta bizim aile arasında balıkla ilgili espiriler pek sık yapılır bu nedenle, geçen gün bir diğeri annemlerde gelişti. Malum bu yakıt masrafları herkes için büyük şok yaratıyor son yıllarda, sanarsın doğalgaz değil pırlanta yakıyoruz mübarek, 3 tarafı denizlerle çevrili şahane rüzgar ve güneş enerji potansiyeli olan memlekette bize yapılan resmi zulüm. Geçen ayda bizimkilere bir sıcak su faturası gelmiş yönetimden. Tam setin üzerinde gördüm bakıyorum annem geldi;

- Anne bu ne ya, içeriye kaplıca mı yaptırdınız nasıl bir fatura bu.
- Babana soracaksın onu, banyodaki minimum süresi 25 dakika.

Ben tabi hemen mevzuyu anlamak için gittim babamın yanına, ya annem evdeki nüfusun farkında değildi ya da babam gerçekten kendini çinakop sanıyordu.

-Babacım faturayı gördün mü?
-Evet. (Olayın gelişini havadaki kokudan anlar, kısa cümlelerle göğsünde yumuşatır sonra anlamadığın bir pozisyonda atar golünü)
-Bu kadar suyu n'apıyorsun acaba, bir önceki karmanda balıktın heralde.
-Hangi karma?
-Bir önceki hayatında yani, yoksa bu kadar suya bir insanın nasıl ihtiyacı olabilir hamam işletmiyorsa?
-Yok balık değildim.
- ...

Balık olmadığını nasıl bildiğini, hamam konusuna neden cevap vermediğini, karma ile ben bu kadar ilgilenirken neden bilmemezlikten geldiğini falan sormayı gerçekten çok isterdim ama tamamen şaka amaçlı kurduğum cümleye cevap alıp diğerlerini sallayınca dedim daha fazla üstüne gitmeyim, zira 'Size ne kadar geldi?' diye sorsa cevap veremem. Bir levrekle evliyim. Ah bu su ve balıklar...


Nereden nereye geldim, aslında başka bir şey anlatacaktım ama balık olayı benim sistemimi çökertti. Yeniyıl hedef listemdekileri tamamlamak için kolları sıvadım ve hayatımda bana zararlı olduğunu düşündüğüm 'yeme' konusundaki halleri değiştirdim. Doktora gittiğimde sonucu göreceğim, gerçi yılbaşı gecesi hataların dibine vurdum, ertesi gün dipte yetişen balıklar gibi gezdim ama kendimi toparladım ve hedefimi gerçekleştirmek için ilk adımı attım.

Buzdolabını temizledim, sildim, eşyaları çıkardım, kiler dolabını ayıkladım. Beyaz pirinç, zeytin yağı dışındaki tüm yağlar, şekerlemeler, eşimin kendine aldığı o nutellalar, un, beyaz şeker ve konserve olan bir çok ıvır zıvır ki buna yağlı kuruyemişler de dahil hepsini gönderdim. Yerine alışverişe çıkıp yoğurt, sebze, meyve, hindi ve balık gibi sağlıklı olduğunu bin yıldır bildiğim ama yanaşmadığım şeyleri koydum. Kuruyemiş olarak kuru kayısı ve mürdüm eriği biraz yaban mersini ve tuzsuz badem ceviz aldım. Abartmadan aldım çünkü badem paketini açtığım anda içimden bir canavar çıkıp fısıldıyor kulağıma 'bitir, bitir, bitir hepsiniii, hüpletttt!'. 

Cola, meyve suyu ve tüm gazlı içeceklere bye bye. Soda, kefir ve soğuk yeşil çaya geçiş yaptım. O kadar fazla içecek tüketiyormuşum ki su içmeye zamanım olmuyormuş veya aklıma gelmiyormuş onu fark ettim. Şimdi günde en az 5 bardak su içiyorum ama bizim bardaklar boyutlarımıza göre, battal porsiyon =)

Yemeğe dışarıya gitmek yerine kahve içmeye gitmeye başladık hatta öncesinde spora gitmek için evde bir anlaşma yapıldı. Önce spor sonra kahve yani. Böylelikle hem bedene hem bütçeye sağlam katkı yapmayı planlıyoruz yaza kadar. Katkı yaptığımız bütçeyi yaz aylarında hoppidi hoppidi değerlendireceğiz formda hallerimizle.

Sabahları midem hassas olur ve hiç bir şey yiyesim gelmez ama kendimi zorlayarak her sabah uyandığımda iki bardak su yanında 1 adet kuru kayısı yemeye alıştırdım kendimi. Ay tokum canım istemiyorum demek yerine tam öğünümde ve yazdığı kadarını yiyorum. O gece acıkmaları mide kazınmaları var ya 4. günün sonunda bıçak gibi kesildi.

Kendime kilo ve hediye listesi oluşturdum. Taktiklerini yazacağım. Ama şöyle kısaca söyleyeyim, alışverişe son. Minik adımları gerçekleştirmeden hiç bir şey almayacağım ve böylece kısır döngüden çıkmak için daimi bir motivasyon sağlamış olacağım..


Değiştirmek için değişmek gerekliymiş, görüp yaşıyorum, daha belki neler neler değişecek hayatımda. izleyip göreceğiz =)