yorgunluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorgunluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2014 Pazartesi

DIŞARIDAN MAŞALLAH, İÇERİDEN HAY ALLAH!


Daha önce yazdığım yazıda bahsetmiştim, doktora gidip testler yaptırdığımı ve sonuçlarını en kısa zamanda haber vereceğimi.

Geçen cuma sonuçlarımı almak ve bunun üzerine tedavimi planlamak için doktoruma gittim. Dış görünüşümün maşallahı var ama içeride ne metabolizma kalmış ne vitamin ne kanda demir, sıfırı çeken haylaz lise talebesi olarak girdim sömestr tatiline. Kendi yaptığım şeker ölçümlerine ve laboratuvar sonuçlarına bakarak ciddi oranda bir insülin direncim olduğunu söyledi. Efendim insülin direnci olunca ne oluyormuş onu da anlattı; sabah yorgun uyanmak, halsiz olmak, sık acıkmak, doymak bilmemek, yemekten hemen sonra uykunun gelmesi veya kısa süre sonra yine acıkmak, tatlı krizleri ve hatta karbonhidrat krizleri, yağlanma, metabolizmanın yavaşlaması. Eee annem ben bunların hapsini yaşıyorum ve bunları yaşarken nasıl olur da kilo verebilirim ki zaten? Bu sorunun en belirgin özelliği ise göbek bölgesinde yağlanma, aşırı kilo artışı ve daha çok tatlı karbonhidrat isteği. Bunlar siz de mevcutsa hemen bir doktora başvurun bence çünkü tek başına atlatılamayacak kadar ilerlemiş bir direnç varsa zaten kilo vererek o direnci kırmanız çok çok zor. İmkansız değil elbette ama çok zor. Efendim bu sorunum için bir ilaç tedavisine başladık ve özellikle karbonhidrat tüketimini düşürmem gün aşırı 1 saat hafif tempolu yürüyüş ile desteklemem konusunda anlaştık. 

Vitamin H diye bilinen biotin'de ciddi bir eksiklik tespit edildi. Saç dökülmesi tırnak kırılması ve deride sorunlar yaratan bu vitamin aynı zamanda enerji düşmesine de sebep olabiliyormuş. Bu vitamini toparlamak için takviyeye başladık. Özellikle çok gür olan saçlarım son bir yılda oldukça azalmıştı, bu durum beni çok mutsuz etse de dönemseldir diye düşünmüştüm ama değilmiş.

Tiroid hastası olan herkes gibi bende sabah uyanır uyanmaz ilacımı içerek güne başlardım, ilaç dozumun yeterli olduğu konusunda karar kılmıştık ama her 6 ayda bir kontrolü kaçırınca baktık ki TSH değerim istemediğimiz kadar yükselmiş. Hipotiroid hastaları kilo veremez diye bir olgu yok özellikle ilaç dozu iyi ayarlanırsa sorunda olmaz ancak ben ihmalkarlık yaptım, aman siz yapmayın sık sık kontrol ettirin.

Ve son olarak Ferritin yani bize güç veren Temel Reis gibi güçlü enerjik ve sağlam olmamızı sağlayan demir. Bu konuda da sınıfta kaldım maalesef. Ve ödül olarak iğne oluyorum her 3-4 günde bir. Amannn sormayın ben ki iğneden korkmam çekinmem, vurulduktan sonra vurulan bölgeden bacağa kadar out of order =)  Özellikle kadınlarda yaşanan bu eksikliğin baş ağrısı, halsizlik ve üşüme ile ilişkilendirildiğini okumuştum ki gerçekten son zamanlarda aşırı yorgun ve bitkin hissediyordum. Onu da çözecek olmanın çocuksu heyecanı var içimde, ohhhh miskinlik kaybolacak gelecek enerjik dinç günler. Araştırmalarım esnasında özellikle Türk kadınlarının demir eksikliği ile ilgili yaşadıkları sorunları gördüm ve neden bizde bu kadar sık rastlanan bir durum diye düşünmeye başladım ki muhtemelen et ve yoğurdu birlikte tüketmemizin, yemeklerden hemen sonra veya o sırada içilen siyah çayın sebep olabileceği ile ilgili yazılar okudum. Eeee biz demir deposu diye ıspanak yiyoruz ama ona da yoğurt döküyoruz. Sizin anlayacağınız hatalar bir yaşam şekli halini almış. Aslında ben çok çay içmem ama kırmızı et yediğim de pek görülmemiştir.

Benden de bir katkı olsun diye araştırdığım demir içeren besinleri sizle paylaşmak istedim;
Pekmez
Kırmızı et
Kuru üzüm
Yumurta
Demir içeren yiyecekle birlikte C Vitamini içeren yiyecek (Portakallı Bonfile falan mı yapsak)
Koyu yeşil yapraklı sebzeler
Kuzu eti
Ciğer
Baklagiller
Ceviz
Yulaf
Balık Balık Balık 

Demir içeren besinlerle birlikte süt ve türevleri tüketilmemeli veya bir saat önce-sonra tüketilmeliymiş. Hatta demir ilacı kullanımı da aynen bu şekildeymiş. Ancak elbette bunlar profesyonel bilgiler değil, doğru tanı ve tedavi için doktorun kapısını çalmak gerekli, ihmal ettiğimiz herhangi bir belirtinin altında ciddi sebepler olabilir.

Benim sağlık ile ilgili yaşadığım sorunların, hedefime ulaşmakta beni geriye çeken durumları araştırıp öğrendim ve doktorum hem beni bilgilendirip hem de motivasyonumu geri kazandıracak açıklamaları ile tedavime başladı. Bundan sonrasının daha kolay ve sağlıklı olacağından şüphem yok. 

Sağlık dolu haftalar dilerim





14 Kasım 2013 Perşembe

GECE GURULTULARIM AZALDI, SABAH AÇ UYANMALARIM TAM GAZ DEVAM EDİYOR




Bugün hem koşturmalı hem de baya yorucu bir gün oldu benim için. Sabah kahvaltı akabinde açık havada yürüdükten sonra eve gelip kendime çeki düzen verdim. Ardından yapılması gereken işleri ve yazıları halletim daha sonra alınması gerekli olan hediyeler (hediye almayı ve hediye vermeyi çok seviyorum, nedendir bilinmez çocukluğuma dönüyorum, şımarıyorum, garip bir şey oluyorum) alındı, arada öğle yemeğimi yedim ( 7 kaşık sebze yemeği, 1 dilim ekmek, 1 bardak ayran ve yeşil salata) ve akşam eve pestilim çıkmış bir halde döndüm. Sinemayı eve taşıma girişimi ile dvd alışverişi de yapmıştım iki arada bir derede. Zira hala popcorn çekiyor canım, hiç uğraşamayacağım bu yorgunlukta irademle şavaşmayla falan

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Dr. AYÇA KAYA ve SON TOMBİK KUĞU'NUN SAĞLIKLI YAŞAM SÖYLEŞİSİ - GALA


Bir çok zayıflama deneyimim oldu ömrüm boyunca ve doğal olarak diyetisyen, doktor ve alternatif yöntemler, bir değil beş değil on değil, öyle bir çılgınlık. Onların bir günahı yok, benim devreler sorunlu. Bir gazla başlayıp ‘Yapamıyorum arkadaş ben, yemesem de veremiyorum’ diyerek bitiriyordum. Yemesem dediğime de pek bakmayın. İnanmadığım bir şeye başladığım için yani aslında özünde kendime inanmadığım için kimsenin faydası olamıyordu bu çaresiz mazluma.




Sonuncusunda annemin hediyesi üzerine yeni bir doktora gittim, bilmiyorum bu kaçıncı yani sayamadım. Bağdat caddesinin minyon hanımları arasından geçerek ulaştığımda kapıda bizi şeker ötesi bir bayan karşıladı. Yeliz abla’ya buradan selam olsun, benim hep ’erken geleyim, aradan girerim beklerim biraz’ gibi kaprislerimi gülümseyerek karşılamaya devam ediyor, üstelik her gittiğimde kucaklaşarak buluşuyoruz, seviyoruz birbirimizi yahu. 

İnsan doktoruna bu motivasyonla giderse başarısız olur mu? Olur? Misal ben ilk gittiğimde başarısız oldum ama bu benim hatamdı (hatamı da kabul ederim). Kendime inanmıyor, kızıyor, kavga ediyor ve sürekli cezalandırıyorken tanıştım Ayça Kaya ile. Gözlerinin içi gülen kadın, güzel insan. Ama benim gözlerimdeki o parıltı kaybolmuştu, dükkanı kapatmış bakkala dönmüştüm eğlenceli her şey içeride kitli, kilodan önce tiroit problemi insülin direnci gibi birçok sıkıntıyı öncelikli halletmemiz gerekiyordu, (kilolar ile geldi neredeyse hepsi, daha önce bilmem ben öyle hastalık falan) sağlığı geri kazanmak madde 1’di ama ben kendimde o gücü bulamadım hiç, ilk gittiğimde bile yüzüm asıktı, bu nedenle ara vermeye karar verdim. Önce o parıltıyı geri kazanacaktım, kavgayı bitirecek ve bu sefer sadece kendim için inanç toplayarak gidecektim yanına.



Sanılanın aksine geri dönme sözü verilip bir daha gidilmeyen doktorlardan değildi, insanın aklında kalan, inanılan, ‘bir tek o yardım edebilir’ denilenlerdendi. Geri döndüm. Beni yine o güler yüzleriyle karşıladılar, bu sefer bende onlara kocaman gülümsüyordum, ‘değiştim’ dediğimde inandılar bana, bıraktığım dönemde aldığım kiloları bile yüzüme vurmadılar (hoş vursalardı altından kalkamazdım, bence göze alamadılar) ve hatta şu anda kilomu bile bilmiyorum. Tartılıyorum ama bana ekranı göstermiyorlar, bu sırrı bir tek Ayça Abla ve ekibi biliyor, böylelikle motivasyonum asla düşmüyor. İnsan doktoruna Abla der mi? Der vallahi, her gördüğünde ahtapot gibi boynuna atlar, özel hayatında yaşadığı sıkıntıyı bile paylaşır, öyle dost. İşte bu nedenle inanıyorum başaracağımıza çünkü ben diyet yapmıyorum, yaptırmıyorlar. Listem bile yok buzdolabına asacak.  Uzun bir yol değil, adım adım değiştiriyorlar beni, değiştiyorlar ki bir daha 10 kilo verip 20 kilo alarak, mutsuz ve dokunsan ağlayacakmış gibi geri dönmeyeyim. 

Tekrar başlamadan önce Tuna Hoca ile zihnimdeki ve kalbimdeki yanlış anlaşılmaları düzelttim (hala devam ediyoruz, onunla da söyleşi sözüm var en yakın zamanda yapacağım) şimdi sevgili Uzm. Dr. Ayça Kaya ve ekibi ile vücudumdaki yanlış anlaşılmaları düzeltiyorum. Son model makyajlanmış araba gibi çıkacağım tatillere, o derece emek var üzerimde.


Biraz önce buzdolabına asacağım listem yok derken ciddiydim yalnız, liste tarif falan yok, yediğimi yazdığım bir defterim ve doktorumun son çıkan kitabı ‘Sayarak Zayıfla 5,3,3,3’ dışında çantamda biraz badem ve su ve bir elma var. Ben tırtıkladığım lokmaya kadar her yediğimi saati saatine yazıyorum ve o hafta buluştuğumuzda kendisine gösteriyorum, tek tek kalem kalem üzerinden geçerek yanlışlarımı gösteriyor, ‘Bu hafta bunun yerine bunu yapmanı öneriyorum’ diyerek alternatifler sunuyor, en problem yaşadığım noktalara çözümler buluyor. Yani ben bilemiyorum öyle kibrit kutusudur, 200gramdır, saniye tutulan maratonlar vs vs. Hava atmak gibi olmasın tatlı bile yiyorum (dondurma tarifi nasıl çıktı sanıyorsunuz=)). 


İlerleyen günlerde günlüğüm ve değiştirilen maddelerini, önerileri yazacağım ama şimdi söyleşi zamanı! Doktorum Uzm. Dr. Ayça Kaya ile Son Tombik Kuğu’nun keyifli söyleşine hoş geldiniz efendim, kalem kağıtlar hazırsa büyük değişimler yaratacak detaylarla dolu yazımız başlıyor!!!!!!!


Son Tombik Kuğu: Ayça Abla olarak yazabilir miyim?

Ayça Kaya: Tabi ki ( burada baya gülüyoruz, ilk günden beri annemin arkadaşlarından biri sanki öyle bir his var içimde. Gerçi annemle arkamdan planlar yapıyor olma ihtimalleri çok yüksek ‘Ayçacım eti senin kemiği de senin buyur’ demiş olabilir şaşırmam).

S.T.K. : Blog yazmaya yeniden başladım, yaşadıklarımı paylaşıyorum, spor yapıyorum yani eskiden olduğu gibi değil baya baya gidiyorum. Kendime bakmaya bile başladım mesela artık makyajla uyumuyorum (kahkahalar). Birde pozitif düşünce eğitimi alıyorum, kendime kızmıyorum baya baya ekip olduk biz kendimle. (Barış şarkıları içimde, ülkem için dualar sonsuz)

A.K. : Ben de inanıyorum sana (oleyyyyyyyyyy). Her gün yeni bir gün ve her gün yeniden başlıyorsun hayata. Tevekkül etmeyi ihmal etme. Ders çıkar, devam et.


(Bu arada birazcık özel konuştuk J, eşim falan okuyor bu yazıları, sansürün sebebi, anlarsınız halimi)

S.T.K. : Bu insülin direnci ne menem bir şeymiş yahu, inanılmaz acıkıyorum, ben kendim ve şahsım olarak 3 kişilik acıkıyoruz. Yemek yiyorum 1 saat sonra gözüm buzdolabında. Ne yapmam lazım?

A.K. : Bu tamamen insülin ile ilgili, acıkmaların, yorgunluğun ve tatlıya olan düşkünlüğün. Sütlü kahve içebilirsin bu ani acıkmalarda. Yiyecek bir şey ise Leblebi (beyaz veya sarı).

S.T.K. :  Asıl sorun gece başlıyor, ben gece yemek yiyince kilo alıyorum ama geç saatte yatıyorum ve bir şeyler yemek istiyorum. Beni durduracak ya da çok zarar vermeyecek bir yöntem var mı? (Hoş geldin Paradox, özlemiştik bebişim, otur bi çay söyleyelim sana)

A.K. : Gece zaten çok geç yatmamaya çalış, ama çok acıkırsan 8-9 adet kuru çekirdekli vişne ye.

S.T.K. : Metabolizmamın şakacı olduğunu biliyoruz, peki biraz ona destek verebilecek, hızlanmasına yardım edecek bir yöntem var mı?

A.K. : Midenin durumu iyi ise yemeklerden önce yarım greyfurt yiyebilirsin ve günde 2-3 fincan yeşil çay içebilirsin.

S.T.K. : Gücüm çok azalıyor, baygın gibi geziyorum, enerjim olsa sporumu daha çok yapacağım ama bu bahane değil gerçekten nine gibi hissettiğim günler oluyor. Nasıl enerjimi geri kazanabilirim?

A.K. : İnsülin direncini tedavi ediyoruz, düzelince enerjin de geri gelecek, o zamana kadar sporunu ihmal etme, yap.

S.T.K. : Tatlı yemeyi çok seviyorum, gözüm dönüyor, rüyama giriyor, ağlayasım geliyor, üzülüyorum kendime, ne yapabilirim (burada biraz fazla gülmüşüz gözümüzden yaş geldi, kendimi kendimle bu kadar güldürdüğüm de az olmuştur).

A.K.: Kuru hurmaları al, çekirdeklerini çıkart içine günkurusu kayısı ekle haşla ve rondoya 1 tatlı kaşığı tarçın, 5-6 çiğ badem koyup püre haline getir. Sonra onu kalın hamur gibi aç ve streçle dolaba koy. Dilim dilim yiyebilirsin. Tatlı isteğini giderecektir. ( Şahane bir tarif, ben yaptım, bir dilim yedim ertesi gün canım çekti bir dilim daha almak istedim, kahvemi koydum ve puffff geri kalanını eşim bitirmiş. Bravo bravo, başka alternatifi yok çünkü)

S.T.K. : Kavun, karpuz gibi soğuk meyveler yiyince iyi hissediyorum, limonata vs. uygun mu tüketebilir miyim? Malum yaz geldi, sıcak.

A.K. : Meyve şekerin şekil değiştirmiş halidir, fazlası şeker olarak vücudunda kalır. Özellikle kavun ve karpuz çok şekerlidir. Ama bir ince dilim karpuz yiyebilirsin. Limonatayı sen yapıyorsan ve şeker koymuyorsan uygundur.


Ödevlerimi vermeden önce minik bir konuşma yaptı bana Ayça Abla ve bu söyleşiden bir hafta sonra gittiğimde 500gr yağ gitmişti. Az mı? 2 paket margarin hayal et.. Evet bence de affeeeriiimmm bana öpüyorum kendimi. İçimin yağları eridi ayol hahayyt.

Ayça Kaya: Asla demoralize olma, buna müsaade etme. Her gün yeniden başla, yeni bir gün ve bir önceki günden daha az yemeye niyet et. Dün bitti bugün yeniden başlıyorsun. Bencil olma her şeyi paylaş. Hayata iyi ve güzel tarafından bak ve en önemlisi Affet!  Affettikçe hafifleyeceksin.

Ve ödevin;
Ekmek (beyaz ekmek yasak, insülin tetikçisi) dışında tahıl tüketme (kek, börek, makarna, pilav vs vs).
Her yediğini dakikası dakikasına yaz.
5333 kuralını uygulamaya çalış. +,- 1 olabilir bu hafta. (mesela 5 tahıl hakkım var ama ben 4 yedim, sorun değil veya 3 süt ürünü hakkım var ama bu hafta 4 tükettim, bozulmaca yok).


Bu haftaki söyleşimiz biterken önümüzdeki hafta için yeni bir randevu aldım ve şimdiden soruları düşünmeye başladım. Öğrendiğim bu önemli bilgileri sizlerle paylaşmak için can atıyordum. Herkes bilmeli bunları, yaymalıyız böyle eski uğur mektupları gibi.


İçimden ‘Şanslısın be Tombik Kuğu, değerini bil’ diye geçirdim. Gülümsedim ve Cadde’de minik bir yürüyüşe çıktım, ağaçlarıma sarıldım, inandım!!!






24 Haziran 2013 Pazartesi

SON TOMBİK KUĞU'NUN YENİ KABUSU: HAVUZ & MAYO & GÜNEŞ




Aylardır sırtımda dayanılmaz ağrılarla boğuşuyorum yine de ses etmedim. Mızmızlanmayı pek sevmem, hayatımda hiç o kedi gibi hatunlardan da olamadım ne yazık, istediğini miyavlayarak her koşulda elde eden ve benim gerçekten saygı duyduğum bir kadın tipi. Karakterde ve boyda bir at formu olunca böyle kıvrım kıvrım kıvranıp gıkımı çıkartamadım ta ki geçen ay yataktan kalkamayacak duruma gelinceye. Hemen tanıdığım bir doktora koştum, bel Mr’ı, muayene derken hiçbir şeyim olmadığını sadece sırt kaslarımın zayıf olduğunu ve bir tip tutulma yaşadığımı söyledi. Gel zaman git zaman bu tutulma Alacakaranlık filminin bir bölümü gibi dehşet verici bir savaşa dönüştü ve ben artık sabah eğilemez doğrulamaz, vapurda oturamaz hatta klimalı bir yerde bulunduktan sonra nefes alamaz duruma geldim. 

Dün evimin yakınında başka bir hastaneye gittim, dedim bu böyle olmayacak acilden girerim gerekirse ama benim belime bakın, yığılıp kalıcam lobide, hemen doktor arandı müsaitmiş sağ olsun, ben daldım odasına. Doktor ben dedim ölüyorum, 26 yaşında 62’lik gibi oldum bi çare bulun bana. Nasıl zarif ve kibar bir doktor anlatamam (odasına böyle dalan birinin üstüne kahkaha atmadı yani oradan pay biçin artık), ellerinden

19 Nisan 2012 Perşembe

YENİ BİR HAYATA BAŞLAMANIN ZORLUKLARI; RAP RAP RAP





Dukan diyetine başladığımda ilk 3 günün çok zorlu geçeceğini biliyordum. Özellikle 3. gün canımın farklı gıdalar isteyeceğini o esnada büyük bir savaşa hazırlandığımın da farkındaydım. Ama başardım, atlattım. Yanımda kuzu butlarını, çilekli çikolataları midesine çekinmeden indiren bir adam varken ben yapabildiğime göre, herkes yapabilir! Buradan 'o adama' sevgiler, öpücükler, kase dolu peynirler....





ZORLUKLAR  VOL.1