sağlıklıbeslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklıbeslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Ekim 2013 Pazartesi
SAĞLIK DEPOSU BALIKLARIM BENİM
Balık konusunda bu kadar tutucu olmamız mantığıma ters. Üç tarafı denizlerle çevrili memleketimiz balık tüketim oranını düşündükçe kendimi bir duvardan diğerine çalmak istiyorum. Üstelik dünyanın en sağlıklı gıdası olabilir ama ona rağmen açıklanan il il yıllık balık tüketim miktarları ve satış fiyatlarını şakınlıkla okudum. Hazır sezon açılmışken ben de gittim dondurucum için güzel güzel paket yaptırdım, bizim aile küçük ne de olsa o yüzden ikişer porsiyonluk böle böle balıkçı da bir hal oldu. Ama keyifli insanlar vesselam, her balıkta bana ayrı bir tarif verdi, miskinliğimi bilmeden. Yağlı kağıdın üzerine balığı yerleştir sonra içine ne koysan gider mantığım harekete geçti ve ortaya balık ağırlıklı bir akşam yemeği daha... Kırmızı etin kilosunun 35 tl levreğin 16 tl olduğu markette gözünüzü seveyim balık tercih edin, fırında yaparsanız ev kokmaz. Kaldı ki bu davlunbaz sistemi henüz gelişmemişken bizim ev buram buram balık kokardı her çarşam ve pazar akşamları, ona rağmen gidip annemin gıdısından öperdik 'ellerine sağlık' diyerek. Valla sağlık.
Not: Parlaklık yanıltmasın, bir damla bile yağ konmadan fırında pişmiştir zat-ı muhterem. Üzerine kekik, defne vs ne bulsam ektim biçtim. Kokusundan rahatsız olanlar olabilir, alternatif olarak mezgıt veya somon balığını tavsiye ederim, içinde soğan ve patates olursa da kokusunu daha çok çeker, rahatlıkla yiyebilirsiniz.
21 Eylül 2013 Cumartesi
KUĞU'NUN MİSKİN AĞUSTOS BÖCEĞİ HALLERİ VE PAZAR KAHVALTI MENÜSÜ
Aslında bu kadar uzun aralıklarla yazı yazma huyum değildir hatta heyecan içinde ikinci yazıyı yedekler ve hemen paylaşmak için can atarım. Bu sefer mazeretim gerçekten büyük, şimdi şöyle ki, okul iş vs. zamanım baya ufalanmıştı ama yinede bir yolunu bulup yazıyordum, yaz ve tatil rehavetine tutulunca yapmam gerekenler fazlaca birikti, miskin ağustos böceği işte n'olcak! Tam işleri topladim derken uluslararası bir konferans işi çıktı be kuğu kulunuz haldır haldır yazı yetiştirmeye çalış. Mevzu blog yazar gibi arkadaş üslubu olmayınca ve ben bu samimi dile pek alıştığımdan oldukça zorlandım. Koca profesörlerin önünde " annemm boşverin imgedir, semiotiktir bunlar fani, özdür esas olan" diyemeyeceğime göre, kısa süreliğine tüm samimiyetime format attım. O formattan sonra eşime bile " Üstadım bu akşam için şahsi bir arzunuz var mıdır yoksa naçizane bir lokantada mı yesek?" diyecek kıvama geldim.
Tam olarak eski halime gelmem biraz daha zaman alacak gibi duruyor ancak çılgın sabrınıza sığınıyorum. Bu arada sağlık gibi kavramlarla pek samimi bir ilişki kurma durumum stabil. Hatta pazar sabahı kahvaltı örneğim hemen aşağıda. En sağlıklı yemek evde yenen yemektir mottomla yola devam ederken haftanın en sevdiğim öğünü olan 'pazar kahvaltılarını'da evde yapma kararı aldım Dışarıya çıktığımızda tutamıyorum kendimi n'apiyim. Her şeye saldıran bir babuna dönüşüyorum, onu da mı yesek bunu da mı denesek, sonrasında bir dondurma mı patlatsak, kahve içmeden eve dönülmeze kadar varan bir şuursuzluk haline bürünüyorum.
Bende karar verdim artik evde yiyeceğim, mümkünse yemeğimi yanımda taşıyacağım. İki yıllık aile planımızda benim yemekten kıstıklarımla bir eve girmek var, o derece müsrifim yemek mevzuunda, gerisini hayal edin.
Pazar Kahvaltısı Örnek Menü
Menemen candır; bol domates, az charliston, birazcıkk zeytinyağı, 3 yumurta, bir de annem ona ne koyuyorsa ve benle sırrını paylaşmıyorsa ondan.
Gerçi benim yaptığım da fena sayılmaz ama işte anne menemeni gibi değil.
Sokak simidi ve tam tahıllı ekmek, biraz sıcaksa ve kokusu evi sarıyorsa; Hoşgeldin Pazar!!!! (1/4 simit = 1 dilim ekmek)
Beyaz peynir (ufak ufak kesilmiş her şey sizi daha az yemeğe teşvik eder, prim benden), Datça zeytini ve armutla tatlandırılmış full organik kızılcık marmeladı (kan yapar, enerji verir, 1 tatlı kaşığı yeterdir, mayhoş tadından ağzın burnun yamuluyor yerken, fazlasına elin gitmiyor zaten).
Sevgiler.
Etiketler:
ağustosböceği,
anne,
fazlakilo,
kahvaltı,
kızılcık,
menemen,
miskin,
pazar,
peynir,
rejim,
sağlıklıbeslenme,
sağlıklıyaşam,
simit,
sokaksimidi,
zeytin
6 Eylül 2013 Cuma
SAKİNLEŞİYORUM BEN DE ZAMAN ZAMAN
Suyun bana ne kadar iyi geldiğini, kendime ayırdığım zamanların gittikçe daha kaliteli hale dönüştüğünü ve organik beslenmenin cildim ruhum tüm dünya üzerindeki olumlu etkilerini fark ettiğim şahane bir tatil geçirdim bu yaz. Kısa sürmesi, tüm görevlerin tamamlanamaması gibi hiçbir düşünce bu tatilin verimliliğinin önüne geçemedi. Bazı durumlar için atılabilecek yeni adımları düşündüm, kurdum, karar verdim. Suda kendime ayna tuttum, itiraf ettim, sakinleştim ve daha çok sakinleşmenin alternatiflerini düşündüm. Zira kafamda minik bir kablo koptuğunda yanımda ötemde kim varsa yakabiliyorum, evet tüm bu sakinleştim söylemlerime rağmen yani bazen kontrol mekanizmam uçup gidebiliyor. Size hiç olmaz mı, başkasına şöyle şöyle yap diye verdiğiniz akılları öyle durumlar olur ki siz yapamazsınız ve bir anda yalancı çoban hikayesine döner ortam. Kendimi mümkün olduğunca tutuyorum ama tutmak getekiyor bazen, suya bağırmak, içine atmamak ama anlatmanın tatlı yolunu bulmak gerekiyor, hala öğreniyorum, hala hata yapıyorum ve eniden öğreniyorum. Bu hiç bitmeyecek bir döngü gibi, öğrenmeye devam ettikçe büyüyorum.
Farkına varınca nerede sorun olduğunu çözüm de daha çabuk çıkıyor karşınıza, yani benim sakinleşmek ve biraz motivasyon eksikliğimi gidermem gerektiğini anladığım andan kısa bir süre sonra film izlemenin, yürümenin, sakince uzanıp sesleri seslerimi dinlemenin, naneli limonata içmenin, koluma nemlendirici sürmenin bana iyi geldiğini fark ettim. Ufacık, görünmez detaylar detaylar, detaylar içinde debelenen kadınlar ama aynı detaylarda çözümü bulanda nedense o kadınlar. Misssssss. Vee gülmek, kadına en yakışan ruj olabilir bence, kahkaha kokulu lipstick, gülücük aromalı gloss hayallerim var artık. Bunlar yapılsın yenilik isteniyorsa, hadi yapsınlar bakalım..
Bu arada dışarıda bir yerlerde salata yemeye çalışırken aldığımdan daha çok kalori harcadığımı fark ettim. Marulu ikiye katla çatala sıkıştır, peynir almaya çalış, sosu çok geldi kenara sıyır, rokalar aradan fırlıyor onları yakala derken terliyorum resmen. Hamburger ve pizza gibi hem eline hem bedenine yapışmıyor nede olsa, salata candır hafiftir hafifletir, yemesi zor olsada 'Seni seviyorum Marul!'...
Sevgiler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





