11 Temmuz 2013 Perşembe

KAHKAHA ATMAYI ÖĞRENİYORUM ANNE, YENİDEN (Çocuk Kuğu)

Umutsuzluk konusunda insanoğlundan daha yetenekli kaç canlı vardır bilemiyorum, bu konuda araştırma yapılıp sayısal bir veri elde edileceğini de pek düşünmüyorum. Kendini beğenmeyen, tüm derdi yine kendisiyle olan da muhtemelen yine o insanoğludur.
Aynaya her baktığında beğenmiyorsan kendini, her sorunun suçlusu olarak kendini işaret ediyorsan Uncle Sam misali, bir kusur arıyorsan veya hiç kusurun olmasın diye günün saatlerini harcıyorsan muhtemelen paranı da ve mutsuzluk ortalaman yüzde yirmilerin üzerindeyse dur bir dakika düşün bence.


Tuna Hocam ile bu şekilde tanıştım, aslında tam bu şekilde de değil biraz tesadüf (tesadüflerin olmadığına kendisi ile tanışınca ikna oldum) ve biraz kulun çağırmasıyla yetişen hızır olayı. Kendimi tüm yukarıda saydıklarımın arasında debelenirken ve aslında çıkmaya çalışırken gördüğümde dedim ki ‘dostum acilen çözüm bulmalısın yoksa bu işin ucu ışık değil’.


Aynı günlerde sevgili dostum Z. ile buluştum. Birbirimize çok vakit ayıramamıştık bir süredir ve nasıl olduysa o gün için tüm planlarımız tuttu, buluştuk. Ortaya koca pizza istedik, şaraplar vs derken biz yine aynı ‘biz’ olmuştuk, özlemiştikte böyle olmayı. Daha önceleri de bahsetmişti bana Tuna Tüner ve çalışmalarından ama bu sefer sanırım beni bir şeyler çekti anlattıklarında ve dahası kafamı kaldırınca bir de ne göreyim aha!! o eski canlı, gözleri gülen, enerjik ve mutlu dostum geri gelmişti, üstündeki gri bulut yoktu artık. Ay ben bir mutlu ol, duygulan falan biraz sarsıldım. Ne de olsa biz evlerinden uzakta iki yavru kuş olarak tanışmıştık ve öyle kurulmuştu bu mükemmel bağ. Canım dostum iyi ki varsın, Seni seviyorum. ‘Ne yapıyorsan, ben de yapıcam’ dedim ve başladık kaynatmaya, biz o kadar kaynatmışız ki akşam olmuş hava kararmış millet akşam menüsüne geçmiş o ooo.

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Dr. AYÇA KAYA ve SON TOMBİK KUĞU'NUN SAĞLIKLI YAŞAM SÖYLEŞİSİ - GALA


Bir çok zayıflama deneyimim oldu ömrüm boyunca ve doğal olarak diyetisyen, doktor ve alternatif yöntemler, bir değil beş değil on değil, öyle bir çılgınlık. Onların bir günahı yok, benim devreler sorunlu. Bir gazla başlayıp ‘Yapamıyorum arkadaş ben, yemesem de veremiyorum’ diyerek bitiriyordum. Yemesem dediğime de pek bakmayın. İnanmadığım bir şeye başladığım için yani aslında özünde kendime inanmadığım için kimsenin faydası olamıyordu bu çaresiz mazluma.




Sonuncusunda annemin hediyesi üzerine yeni bir doktora gittim, bilmiyorum bu kaçıncı yani sayamadım. Bağdat caddesinin minyon hanımları arasından geçerek ulaştığımda kapıda bizi şeker ötesi bir bayan karşıladı. Yeliz abla’ya buradan selam olsun, benim hep ’erken geleyim, aradan girerim beklerim biraz’ gibi kaprislerimi gülümseyerek karşılamaya devam ediyor, üstelik her gittiğimde kucaklaşarak buluşuyoruz, seviyoruz birbirimizi yahu. 

İnsan doktoruna bu motivasyonla giderse başarısız olur mu? Olur? Misal ben ilk gittiğimde başarısız oldum ama bu benim hatamdı (hatamı da kabul ederim). Kendime inanmıyor, kızıyor, kavga ediyor ve sürekli cezalandırıyorken tanıştım Ayça Kaya ile. Gözlerinin içi gülen kadın, güzel insan. Ama benim gözlerimdeki o parıltı kaybolmuştu, dükkanı kapatmış bakkala dönmüştüm eğlenceli her şey içeride kitli, kilodan önce tiroit problemi insülin direnci gibi birçok sıkıntıyı öncelikli halletmemiz gerekiyordu, (kilolar ile geldi neredeyse hepsi, daha önce bilmem ben öyle hastalık falan) sağlığı geri kazanmak madde 1’di ama ben kendimde o gücü bulamadım hiç, ilk gittiğimde bile yüzüm asıktı, bu nedenle ara vermeye karar verdim. Önce o parıltıyı geri kazanacaktım, kavgayı bitirecek ve bu sefer sadece kendim için inanç toplayarak gidecektim yanına.



Sanılanın aksine geri dönme sözü verilip bir daha gidilmeyen doktorlardan değildi, insanın aklında kalan, inanılan, ‘bir tek o yardım edebilir’ denilenlerdendi. Geri döndüm. Beni yine o güler yüzleriyle karşıladılar, bu sefer bende onlara kocaman gülümsüyordum, ‘değiştim’ dediğimde inandılar bana, bıraktığım dönemde aldığım kiloları bile yüzüme vurmadılar (hoş vursalardı altından kalkamazdım, bence göze alamadılar) ve hatta şu anda kilomu bile bilmiyorum. Tartılıyorum ama bana ekranı göstermiyorlar, bu sırrı bir tek Ayça Abla ve ekibi biliyor, böylelikle motivasyonum asla düşmüyor. İnsan doktoruna Abla der mi? Der vallahi, her gördüğünde ahtapot gibi boynuna atlar, özel hayatında yaşadığı sıkıntıyı bile paylaşır, öyle dost. İşte bu nedenle inanıyorum başaracağımıza çünkü ben diyet yapmıyorum, yaptırmıyorlar. Listem bile yok buzdolabına asacak.  Uzun bir yol değil, adım adım değiştiriyorlar beni, değiştiyorlar ki bir daha 10 kilo verip 20 kilo alarak, mutsuz ve dokunsan ağlayacakmış gibi geri dönmeyeyim. 

Tekrar başlamadan önce Tuna Hoca ile zihnimdeki ve kalbimdeki yanlış anlaşılmaları düzelttim (hala devam ediyoruz, onunla da söyleşi sözüm var en yakın zamanda yapacağım) şimdi sevgili Uzm. Dr. Ayça Kaya ve ekibi ile vücudumdaki yanlış anlaşılmaları düzeltiyorum. Son model makyajlanmış araba gibi çıkacağım tatillere, o derece emek var üzerimde.


Biraz önce buzdolabına asacağım listem yok derken ciddiydim yalnız, liste tarif falan yok, yediğimi yazdığım bir defterim ve doktorumun son çıkan kitabı ‘Sayarak Zayıfla 5,3,3,3’ dışında çantamda biraz badem ve su ve bir elma var. Ben tırtıkladığım lokmaya kadar her yediğimi saati saatine yazıyorum ve o hafta buluştuğumuzda kendisine gösteriyorum, tek tek kalem kalem üzerinden geçerek yanlışlarımı gösteriyor, ‘Bu hafta bunun yerine bunu yapmanı öneriyorum’ diyerek alternatifler sunuyor, en problem yaşadığım noktalara çözümler buluyor. Yani ben bilemiyorum öyle kibrit kutusudur, 200gramdır, saniye tutulan maratonlar vs vs. Hava atmak gibi olmasın tatlı bile yiyorum (dondurma tarifi nasıl çıktı sanıyorsunuz=)). 


İlerleyen günlerde günlüğüm ve değiştirilen maddelerini, önerileri yazacağım ama şimdi söyleşi zamanı! Doktorum Uzm. Dr. Ayça Kaya ile Son Tombik Kuğu’nun keyifli söyleşine hoş geldiniz efendim, kalem kağıtlar hazırsa büyük değişimler yaratacak detaylarla dolu yazımız başlıyor!!!!!!!


Son Tombik Kuğu: Ayça Abla olarak yazabilir miyim?

Ayça Kaya: Tabi ki ( burada baya gülüyoruz, ilk günden beri annemin arkadaşlarından biri sanki öyle bir his var içimde. Gerçi annemle arkamdan planlar yapıyor olma ihtimalleri çok yüksek ‘Ayçacım eti senin kemiği de senin buyur’ demiş olabilir şaşırmam).

S.T.K. : Blog yazmaya yeniden başladım, yaşadıklarımı paylaşıyorum, spor yapıyorum yani eskiden olduğu gibi değil baya baya gidiyorum. Kendime bakmaya bile başladım mesela artık makyajla uyumuyorum (kahkahalar). Birde pozitif düşünce eğitimi alıyorum, kendime kızmıyorum baya baya ekip olduk biz kendimle. (Barış şarkıları içimde, ülkem için dualar sonsuz)

A.K. : Ben de inanıyorum sana (oleyyyyyyyyyy). Her gün yeni bir gün ve her gün yeniden başlıyorsun hayata. Tevekkül etmeyi ihmal etme. Ders çıkar, devam et.


(Bu arada birazcık özel konuştuk J, eşim falan okuyor bu yazıları, sansürün sebebi, anlarsınız halimi)

S.T.K. : Bu insülin direnci ne menem bir şeymiş yahu, inanılmaz acıkıyorum, ben kendim ve şahsım olarak 3 kişilik acıkıyoruz. Yemek yiyorum 1 saat sonra gözüm buzdolabında. Ne yapmam lazım?

A.K. : Bu tamamen insülin ile ilgili, acıkmaların, yorgunluğun ve tatlıya olan düşkünlüğün. Sütlü kahve içebilirsin bu ani acıkmalarda. Yiyecek bir şey ise Leblebi (beyaz veya sarı).

S.T.K. :  Asıl sorun gece başlıyor, ben gece yemek yiyince kilo alıyorum ama geç saatte yatıyorum ve bir şeyler yemek istiyorum. Beni durduracak ya da çok zarar vermeyecek bir yöntem var mı? (Hoş geldin Paradox, özlemiştik bebişim, otur bi çay söyleyelim sana)

A.K. : Gece zaten çok geç yatmamaya çalış, ama çok acıkırsan 8-9 adet kuru çekirdekli vişne ye.

S.T.K. : Metabolizmamın şakacı olduğunu biliyoruz, peki biraz ona destek verebilecek, hızlanmasına yardım edecek bir yöntem var mı?

A.K. : Midenin durumu iyi ise yemeklerden önce yarım greyfurt yiyebilirsin ve günde 2-3 fincan yeşil çay içebilirsin.

S.T.K. : Gücüm çok azalıyor, baygın gibi geziyorum, enerjim olsa sporumu daha çok yapacağım ama bu bahane değil gerçekten nine gibi hissettiğim günler oluyor. Nasıl enerjimi geri kazanabilirim?

A.K. : İnsülin direncini tedavi ediyoruz, düzelince enerjin de geri gelecek, o zamana kadar sporunu ihmal etme, yap.

S.T.K. : Tatlı yemeyi çok seviyorum, gözüm dönüyor, rüyama giriyor, ağlayasım geliyor, üzülüyorum kendime, ne yapabilirim (burada biraz fazla gülmüşüz gözümüzden yaş geldi, kendimi kendimle bu kadar güldürdüğüm de az olmuştur).

A.K.: Kuru hurmaları al, çekirdeklerini çıkart içine günkurusu kayısı ekle haşla ve rondoya 1 tatlı kaşığı tarçın, 5-6 çiğ badem koyup püre haline getir. Sonra onu kalın hamur gibi aç ve streçle dolaba koy. Dilim dilim yiyebilirsin. Tatlı isteğini giderecektir. ( Şahane bir tarif, ben yaptım, bir dilim yedim ertesi gün canım çekti bir dilim daha almak istedim, kahvemi koydum ve puffff geri kalanını eşim bitirmiş. Bravo bravo, başka alternatifi yok çünkü)

S.T.K. : Kavun, karpuz gibi soğuk meyveler yiyince iyi hissediyorum, limonata vs. uygun mu tüketebilir miyim? Malum yaz geldi, sıcak.

A.K. : Meyve şekerin şekil değiştirmiş halidir, fazlası şeker olarak vücudunda kalır. Özellikle kavun ve karpuz çok şekerlidir. Ama bir ince dilim karpuz yiyebilirsin. Limonatayı sen yapıyorsan ve şeker koymuyorsan uygundur.


Ödevlerimi vermeden önce minik bir konuşma yaptı bana Ayça Abla ve bu söyleşiden bir hafta sonra gittiğimde 500gr yağ gitmişti. Az mı? 2 paket margarin hayal et.. Evet bence de affeeeriiimmm bana öpüyorum kendimi. İçimin yağları eridi ayol hahayyt.

Ayça Kaya: Asla demoralize olma, buna müsaade etme. Her gün yeniden başla, yeni bir gün ve bir önceki günden daha az yemeye niyet et. Dün bitti bugün yeniden başlıyorsun. Bencil olma her şeyi paylaş. Hayata iyi ve güzel tarafından bak ve en önemlisi Affet!  Affettikçe hafifleyeceksin.

Ve ödevin;
Ekmek (beyaz ekmek yasak, insülin tetikçisi) dışında tahıl tüketme (kek, börek, makarna, pilav vs vs).
Her yediğini dakikası dakikasına yaz.
5333 kuralını uygulamaya çalış. +,- 1 olabilir bu hafta. (mesela 5 tahıl hakkım var ama ben 4 yedim, sorun değil veya 3 süt ürünü hakkım var ama bu hafta 4 tükettim, bozulmaca yok).


Bu haftaki söyleşimiz biterken önümüzdeki hafta için yeni bir randevu aldım ve şimdiden soruları düşünmeye başladım. Öğrendiğim bu önemli bilgileri sizlerle paylaşmak için can atıyordum. Herkes bilmeli bunları, yaymalıyız böyle eski uğur mektupları gibi.


İçimden ‘Şanslısın be Tombik Kuğu, değerini bil’ diye geçirdim. Gülümsedim ve Cadde’de minik bir yürüyüşe çıktım, ağaçlarıma sarıldım, inandım!!!






28 Haziran 2013 Cuma

DONDURMA YEME HAKKIMA SAHİP ÇIKIYORUM MEMUR BEY!



Belki güzel değil,çirkinim amma
Gel sen acı bari,düşürme gama



Benimde canım var,bende insanım

Benimde kalbim var,bende insanım



Benimde hakkım var, bende insanım!!!!!

Dondurma yeme hakkıma sahip çıkıyorum, marşım da budur efenim. Sevgili doktorum Ayça Kaya, akşamları yediğim minnnnacık dondurmayı kesip 'Bizim önceliğimiz yağ oranını azaltmak, dondurmada çok yağ var, başka bir şey koy bunun yerine' deyince içimdeki isyan ve anarşiye engel olamadım. Direnişin dozunu abarttım iyice. Yani kimseye çaktırmadan içimde yaşamış ta olabilirim bu çatışmayı ama henüz onu deşifre edecek özgüven sahibi değilim. Bu haberden son çok üzüldüm kendime, öyle böyle değil, yahu dondurmasız yaz mı geçer kuzum, olamaz olmamalı! Ben de yine doktorumun tavsiyesi ve onayı üzerine smoothie'lerimi dondurmalaştırmaya karar verdim. Benim o dondrumanın yerine koyacak bir şeye ihtiyacım vardı, ya öyle ya böyle. Ama kendi yaptığım dondurma acayip bir şey oldu, tahminlerimin de ötesine geçti.Vay vay vay dedirtir eşe dosta caka sattırır, enfes bir şey, tavsiye ederim, üstelik yağlı değil ve buz gibi. 

Dondurma postunun haziranın son yağmurlu gününe denk gelmesi de doğanın bana özgü esprisi,  parçalı bulutlu bir şaka anlayışı olsa gerek. Her ne olursa olsun, amacımdan vazgeçmeyerek, doktorumla modifiye edip sizlerin beğenisine sunduğumuz yeni dondurmamız huzurlarınızda. Afiyet bal şeker olsun.



Tombik Kuğu Dondurması


Malzemeler;

2 su bardağı yağsız yoğurt
1 adet küçük muz
7-8 adet çilek
3 adet çekirdeği çıkartışmış kayısı veya şeftali
7-8 adet böğürtlen (dondurulmuşu marketlerde mevcut)
15-20 adet ahududu (dondurulmuşu marketlerde mevcut)
yarım kabuksuz armut
yarın limon kabuğu rendesi
2 yemek kaşığı tatlandırıcı (S... ile başlayanı kullanıyorum ben)
isteğe göre tarçın, toz hindistan cevizi veya 1-2 yaprak fesleğen)


Yapılışı;

Çok basit... Tüm malzemeleri birlikte blenderdan geçirip servis edeceğiniz soğuğa dayanıklı kaselere paylaştırıp 2 saat kadar derin-dondurucuda bekletmeniz ile şahane dondurmanıza kavuşmuş oluyorsunuz. Eğer o anda yemek istiyorsanız da; yine smoothie yaptığımız makinaya tüm malzemeleri ve 1 su bardağı buz koyup karıştırıyoruz, karışımı bardağımıza usulca boşaltıp kaşıklamaya başlıyoruz. 



Not: Eğer sevdiğiniz başka meyveler varsa bu tarifi onlar üzerinde de deneyebilirsiniz. Yalnız karpuz ve elma ile çok güzel olmuyor, benden söylemesi. Yani ben o hataya düştüm de sizin de düşmenizi istemedim.




Sevgiler



Dip not: Ayça Abla Cumartesi görüşürüz, yeme günlüğüm ve ben sağ koltukta olacağız, Röportajımızın da devamını yazmamız lazım. Öpüyorum seni. 



24 Haziran 2013 Pazartesi

SON TOMBİK KUĞU'NUN YENİ KABUSU: HAVUZ & MAYO & GÜNEŞ




Aylardır sırtımda dayanılmaz ağrılarla boğuşuyorum yine de ses etmedim. Mızmızlanmayı pek sevmem, hayatımda hiç o kedi gibi hatunlardan da olamadım ne yazık, istediğini miyavlayarak her koşulda elde eden ve benim gerçekten saygı duyduğum bir kadın tipi. Karakterde ve boyda bir at formu olunca böyle kıvrım kıvrım kıvranıp gıkımı çıkartamadım ta ki geçen ay yataktan kalkamayacak duruma gelinceye. Hemen tanıdığım bir doktora koştum, bel Mr’ı, muayene derken hiçbir şeyim olmadığını sadece sırt kaslarımın zayıf olduğunu ve bir tip tutulma yaşadığımı söyledi. Gel zaman git zaman bu tutulma Alacakaranlık filminin bir bölümü gibi dehşet verici bir savaşa dönüştü ve ben artık sabah eğilemez doğrulamaz, vapurda oturamaz hatta klimalı bir yerde bulunduktan sonra nefes alamaz duruma geldim. 

Dün evimin yakınında başka bir hastaneye gittim, dedim bu böyle olmayacak acilden girerim gerekirse ama benim belime bakın, yığılıp kalıcam lobide, hemen doktor arandı müsaitmiş sağ olsun, ben daldım odasına. Doktor ben dedim ölüyorum, 26 yaşında 62’lik gibi oldum bi çare bulun bana. Nasıl zarif ve kibar bir doktor anlatamam (odasına böyle dalan birinin üstüne kahkaha atmadı yani oradan pay biçin artık), ellerinden