10 Mayıs 2013 Cuma

TRIOLOGY; TOMBİK KADERİN DÖNÜŞÜMÜ - EPISODE 2 ' SU ELEMENTİ '




.... Ve o gün yolumu kolaylaştıracak (daha önce birçok farklı disiplinden gelen profesyonellerden aldığım fikirleri harmanladım) bir değişimin startını verdim… (dırın dırın dırın dırın..)   diye sonlandırmıştım yazımı. Bu arada neler olmuş olabileceğini düşünmek için bir parça pay bırakmak istemiştim sizlere.

İşte Vay Başımıza Gelenler Efenim;


8 Mayıs 2013 Çarşamba

TRIOLOGY; TOMBİK KADERİN DÖNÜŞÜMÜ - EPISODE 1






Her sabah 'bugün az yicemmmm' diyerek başlayıp, akşama günah çıkarttığım çok oldu. Herkesin bu tip günleri vardır emin ama benimki bir yaşam tarzına dönüştü. Her sabah-akşam bir ölçek hatta bazı zamanlar 3 ölçek alıyordum. Bu çelişkiler ilerleyen zamanlarla fazla kilolar ile birleşince adeta bir savaş başladı. İki sene kadar kısa bir sürede (insan lisans eğitimi tamamlayamıyor buncacık zamanda) dönülmez bir akşamın ufkunda buldum kendimi. Aynadaki yabancıya gözlerimi kısarak bakıp ‘yuh be kardeşim haline bak’ diye kızıyordum (halka açık bir zeminde daha kibar konuşuyorum ama kendime daha vahşiydim doğrusu). Kavga ettikçe kendimle daha çok aç hissediyor, bir şekilde atıştırmanın bahanesini buluyordum ve bu kısır döngü beni nefret noktasına getirmekteydi. Sadece kendimden olsa yine iyi baya yanıma yaklaşanı yakarım durumlarında geziniyordum. İşte o nokta var ya, hah işte o nokta kırılma anıdır; işler ya kadayıf gibi salkım saçak olur ya da su gibi durgunlaşır. Ben su elementini seçtim. Evet, hala kafamın içinde konuşuyor iki kardeş ama daha sakinim artık, daha huzurlu. Zor mu? Zor, hem de nasıl. Yılların huyu çıkar mı huyludan? 



Genetik tombik kodlamamı zihinsel kodlamalarla, evrenin sırrı ile veya Newton’la alakası olmayan çekim yasası ile değiştirecek listeler verecek değilim. Havada uçuşan fikirlerden en çok ağzı yananlardanım zira o sebeple taktiklerin her zaman daha kolay çözüme ulaştırdığını acılı deneyimlerimden biliyorum.





2 Mayıs 2013 Perşembe

YİNE YAZ GELDİ, YİNE TUTUŞTUM TABİ BEN. KOŞ KUĞU KOOOŞŞŞŞ!!!!




Niye bu kadar ara verdim, özrüm nedir , kabahatimden büyük müdür, bu sefer ne enteresanlıkla açacağım başınıza? Bunların hepsinin cevabını vermeye hazırım, vereceğim de söz. Şimdi işin ortasından dalayım ben, önümüzdeki günlerde başını sonunu detaylı anlatacağım.

Yine yaz geldi yine tutuştum tabi ben.


Yıllarca aynı masal. 
Ver al kiloları ver al.


Arkadaşım bir insanın kaç beden kot pantolonu olabilir. Kaç kişi yaşıyor bünyende; 8 mi, 9 mu? Bu kadar kıyafetin varken neden her gün neredeyse aynı şeyleri giyiyorsun? Hayatında ki istikrarı bedeninde nasıl sağlayamazsın? Yo-yo dedikleri şey; tam olarak benim ruh halimin bedenime yansıması ve sonucunda ortaya çıkan görüntü. Sağlayamıyorum işte, yetilerim bozuk, hatalı kodlama, genetiğim sıkıntılı. Evet yaptım dukanı ohh mis, yemedim yedirdim içmedim içirdim. Baya uğraştım. Kilo da verdim. Hatta bahsettiğim o ilk zamanlarıma geri döneceğime kendimi oldukça inandırmıştım. İyi de gidiyordum. Çevremdekileri etkiliyor onların da zayıflamasını sağlıyordum. Bildiğin tarikatımsı bir hale gelmişti sağlıklı beslenme durumumuz. Proteine boğdum kendimi ama işin sonunda yine fayda etmedi. 



30 Temmuz 2012 Pazartesi

SICAK ŞEHİR GÜNLERİNİN SOĞUK DUKAN ŞIKIRTISI TARİFİ


Yokluğumda çok kitap okumuş, neredeymişim nerede? Nerede olacak tatilde. Miskin miskin bir o gölgeye devrildim bir bu gölgeye devrildim. Devrilmenin dibine vurana kadar uyudum, uyumaktan yoruldum. Telefonumu kapattım, kulağıma müziği takıp denizleri seyri alem yaptım.





Dukan yaparken tatile çıkılır mı? sorusunun cevabını aradım. Buldum. Kısmen. Yani daha açık olmama gerekirse; tam randımanlı bir rejim yapamıyor bünye arada kaçamaklar oluyor, özellikle sıcağın 40 derece üstüne çıktığı düşünülürse bu kaçamaklar genelde buz gibi sıvılar oluyor. itiraf ediyorum yedim, içtim, Dukan amcanın "Aman kaçamak yapmayın, küçücük bir iğne ile balonu patlatmak gibi olur, lokmalarınıza dikkat edin" öğüdüne rağmen yedim içtim. Zira balonu ben patlatmazsam sıcakta eriyip zaten yok olacaktı garibim. Bende dürüst olmaya ve kısacık tatilimden keyif almaya çalıştım. Baktım ki hiç kilo almamışım. Aferim bana. ( Kaçamaktan kastım kilolarca dondurma, hamburger, çikolata değil. Tek top meyveli dondurma, bir kadeh blush gibi minimal suçlar.) Kendimi kutlamalara adamıştım ki anladıkrımla yıkıldım ve kaldığım yerden bu sefer daha sıkı bir şekilde devam etmeye başladım yumurtacıklı hayatıma. Çünkü sonradan öğrendime göre kilo almamamın sebebi bünyemin mucizevi bir şekilde kendini savunması değil bol bol yüzmem, koşmam ve her yere yürüyerek gitmeyi tercih etmemdi.