29 Ocak 2014 Çarşamba
BİR GÜNÜNÜZÜN NASIL GEÇTİĞİNİ HAYAL EDİN
En sevdiğim gün tarifi nedir diye sorsalardı; işte benim rüya takımım karşınızda.
Sabah erkenden kalkılır, yulaf kepeği ve yumurta ile yapılmış krep üzerine biraz şekersiz kızılcık marmelatı sürülüp yarım muz ve kivi ile yapılan kahvaltının yanında bir fincan şekersiz kahve.
Hemen sonrasında sahilde sağlam bir yürüyüş, en az 1,5 saat.
Güzelce terledikten ve negatif duyguları suya bıraktıktan sonra sağlam bir duş ve bakım zamanı.
İşlem tamamlandıktan sonra en sevdiğim yer olan bloğumun karşısına geçip elimde bir fincan yeşil çay ile yazılarımı tamamlamak.
Sonrasında gerçek işlerimi tamamlamak:). Eee ne de olsa para kazanmak lazım, o kadar okuduk, sıralarda dirsek çürüttük.
Akşam yaklaşırken yemeğin hazırlanması ve sevdiceğin beklenmesi.
Akşam yemeğine eşlik eden sağlam bir dvd ve sonrasında güzel uykuya dalmadan önce biraz kitap karıştırmak.Karıştırmak dediğime bakmayın en az 2 saat sürüyor bu fasıl =)
Her gün aynı rutini yapabilirim, eğer yürüyüşüme sevdiğim bir dostum da eşlik ediyorsa ya da akşama misafir durumu varsa ohhhh değmeyin keyfime. Her günümüzün hayal gibi geçmesi dileğiyle.
Sevgiler
27 Ocak 2014 Pazartesi
PAZARTESİ SENDROMU YAŞAMAYAN BÜNYELERE, GÜNÜN DETAYI No.08
Haftasonlarını seviyorum hem de çok çok. Bu seferki de aynen sevdiğim gibi geçti. Pazartesi sendromu yaşamasam da bu hafta açılışını güzel günlerden bir kare ile yapmak istedim. Şarap-peynir gecesi yapıldı arkadaşlarla kuzenlerle, bir sohbet bir sohbet. Kırmızı şarap güzelse bir kadehe hayır diyemem, sağlık açısında da faydalarını artık 10 yaşındaki çocuk bile biliyor, özellikle rejim zamanı dozu kaçırmamak oldukça önemli.
Bu haftasonu kitap okuyarak, kendimi dinlendirerek, dostlarımla zaman geçirerek ve sevdiceğimin misss kokulu sürprizi ile enerji depoladım, motivasyonum arttı, güzel filmler izledim (American Hustle, Pi'nin Yaşamı, vs)
Sevdiklerimden birini kısa dönem yolculuğa uğurladık, hasret biriktirdik, öptük sarıldık bir daha ki görüşmemize kadar sevgi doldurduk içimize.
Dostum B.'nin doğum gününü kutladık, oynadık, yedik, kahkaha attık. İyi ki doğmuş dedik içimizden yüreğimizden.
Kısacası bu haftasonu sevdiklerime sarıldım bolca, yeni umutlar ve hedefler koyduk önümüze.. Haftaya doktor randevu ve kontrollerimle devam edeceğim. Bakalım neler çıkmış minik bedenimde =). Onların da detayları yakında..
Sevgiler
24 Ocak 2014 Cuma
BİR ÇÖZÜM BULMUŞ OLABİLİR MİYİM ACABA? 2014'ün HEDEFİ, SAĞLIKLI YAŞAM 2/2
İşte o kilomun pik yaptığı günden itibaren kendimi değiştirmeye karar verdim...
Neredeyse tüm ömrüm bu savaşla geçmişti, sayısız doktora gitmiş ve tonlarda liste uygulamıştım. Ama hep başladığımdan daha kötü bir noktaya geliyordum ve ruhum küçülüyordu. Potansiyelim, yeteneğim kaybolmuştu çünkü aklımda sadece bedenim ve sorunları vardı. Sizle paylaştığım tüm o kişisel gelişim ve sakinleşme sürecinin sonunda yavaşladım. Hayatımda köklü değişiklikler yaptım. Bu süreçte hiç kilo vermedim, hatta sanırım 4 kilo aldım yani şimdi vermem gereken 20li rakamlı bir kilo vardı. Hiç bir kıyafetimi giyemiyor, fotoğraf çekmek içimden gelmiyordu ama bu sefer bir çözümün olduğunu biliyordum. Sakince çözümü aramaya başladım, bir çok yerde bir çok şekilde, biliyordum o bir yerlerde ve bunun bir sonu var.
Doktora yeniden başladım, listeye elimden geldiğince uymaya çalışıyor ama asla kötü gıdalar tüketmiyordum. Çikolata en sevdiğim canımmm onu bile uzaklaştırdım hayatımdan, buzdolabını revize ettim. Kilo verdim mi? Hayır. 2kg yağ kaybından başka son 3 aydır hiç bir değişim olmadı bedenimde. Bir sorun vardı ve biliyorum çözümü henüz bulmamıştım. Sakindim ama bunun devam etmeyeceğini biliyordum ve 2014 için çoook umutluydum. Hayatımda kendim için yapabileceğim en iyi şeyi zaten kendimi değiştirerek daha mutlu olarak yapmıştım ve biliyordum o çözüm bana kendi gelecekti ki geldi.
Geçen hafta, Annemin doktor bir dostuma bambaşka bir sebeple gittik. Görüşmeyeli sadece 8 ay olmuştu. Beni görünce 'Ufaklık n'oldu sana? Neden bu kadar kilo aldın?' dediğinde ben böhümmmmmmm diye açtım muslukları. Anlattım durumu. 'Sen yediğin için bu kiloyu almış olamazsın, hormanlarla ilgili diye tahmin ediyorum, halledicez, şahane bir arkadaşım var ona göndericem seni, farklı bir yaklaşımı vardır, seni bir kalıba sokmaya çalışmaz, kalıbı sana göre şekillendirir! dedi. Bu arada bahsettiği doktor bir endokrinoloji doktoruydu. Ah bu hormonlar. Ama çözüm işte bu, bir yerlerde bulmanız için bekliyor hınzır. Tesadüf gibi gördüğümüz bir çok an aslında büyük bir yolun sadece bir parçasıdır, görmek ve ilerlemek sadece şansa değil aynı zamanda ne kadar çok istediğinize bağlıdır. Sonra telefonlar birbirini izledi, randevular alındı ve doktora ulaştığımda yine yine testler. Ama bu sefer bir farkla. Kendi kendime yapacağım bir test daha vardı. Şeker ölçümü!! Hastanedeki kan alımı bittikten sonra eve yanımda bir aletle döndüm. Sabah aç karnına ve yemeklerden 1 saat ve 3 saat sonra şekerimi ölçmem için bir aletti bu. Bugün 3. günüm. Yahu insanın iğneyi kendine batırması ne zor bir mevzuymuş. Boşuna iğne çuvaldız atasözü söylenmemiş. Parmaklarıma bakıp bakıp üzülüyorum, vallahi canım acıyor. Diyabet sorunu yaşayanların Allah yardımcısı olsun gerçekten zormuş. Sonuçlarımı haftaya göstereceğim doktora ama en son yaptırdığım tahlillere ve sonucu çıkmış olan şimdikilere bakıp kıyaslayınca tablo vahim! Verilen her kalemde sınıfta kalmışım. Muhtemel tablo şudur;
İnsülin Direnci mi o
Tsh uçmuş
Ferritin düşmüş mü
merhaba!!!!
Doktorumun bana koyacağı teşhis ve tedavileri de paylaşacağım sizlerle. Çünkü ben yemek yediğim için değil hasta olduğum için kilo alıyorum ve tedavi edilmediği sürece hep başa dönüyorum. Bunun artık bir son bulması lazım ne de olsa 2014 başladı bile =) Aslında biliyordum yani tahmin ediyordum ama adı konmadığı için bazı bazı vicdan azabı da çekiyordum, sanki ben yapıyormuşum bunu kendime gibi.
Çözüm siz aradığınız sürece orada bir yerlerde, aynada küçümsemeyin kendinizi, umutsuzluğa kapılmayın. Çözümü olmayan hiç bir soru sorulmaz hayatta.. Matematik gibi =) Sayıları değiştirelim, sonuç değişecektir!
Sevgiler
Etiketler:
açlık,
buzdolabı,
diet,
diyabet,
diyet,
diyet listesi,
diyetin zorlukları,
diyetisyen,
doktor,
fazla kilo,
kaçamak,
kilo almak,
kilo verme,
kilo verme formülleri,
zayıflama formülleri,
zayıflamak
22 Ocak 2014 Çarşamba
BİR ÇÖZÜM BULMUŞ OLABİLİR MİYİM ACABA? 2014'ün HEDEFİ, SAĞLIKLI YAŞAM 1/2
Son bir haftadır fazla yazamadım, özen gösteremedim biliyorum. Bunun rahatsızlığını yaşıyorum elbette ama bu süreç bu yazıyı yazmamda oldukça etkili oldu diyebiliriz. İyi haber şu ki bir çözüm buldum!!!
Çocukluğumun son zamanlarından yani 10-11 yaşından beri fazla kilolarımla sıkıntılar yaşadım. Aslında hep fazla kilolu değildim. Bir sene kilo alır sonra verirdim. Yani hafif kilolu sınıfında olduğum söylenebilir. Tabi buna şimdi bakınca öyle görüyorum, o zamanlar hep çok kilolu görürdüm kendimi, sadece ben değil okuldaki arkadaşlarım da benle aynı fikirde olsa gerek ben ve benim gibi zayıf olmayan herkese isim takıyorlardı. Bugün onları ifşa ederek çocukken yaptıkları acımasızlıkları ve bu acımasızlıklara maruz kalan diğer çocuklarda bıraktığı yaraları yüzlerine vurmayacağım, onların da çocuk olduğunu unutmamaya, bugün ki bilinçleri olsaydı daha nazik davranacaklarına inanmak istiyorum çünkü.
Gel zaman git zaman topladım elbette kendimi, üniversite yıllarımda özellikle yurtdışında okuduğum ve sürekli hareket halinde olduğum ve okuluma dahi yürüyerek gittiğim için ( İstanbul'un dünya şehri standardına geldiğini söyleyen yetkililere kaldırımı olmayan, olup ta delik deşik olan ve yürüyerek sağlıklı bir insanın bile bir yerden bir yere gidemeyeceği kadar kötü yaya yollarının olduğu semtlerin fotoğraflarını göstermek ve sormak istiyorum k düzgün kaldırımı olan bir yer henüz göremedim. "Ben 20'li yaşlarında biri olarak yürüyerek istediğim yere ulaşamıyorsam bahsettiğiniz neyin standardıdır acaba? Hobbitlerin mi?") asdece balık etli kalmıştım. Maşallah enine boyuna, sülale normları dışında bir fiziğim olduğu için hayatımın hiç bir döneminde çıtı pıtı olmadım. Ama bu kadar kilolu da olmamıştım. Bu sürekli ver-al kiloları dönemlerinde doktor ve diyetisyen yardımım eksik olmadı. O nedenle şu anda ezberimde ne sağlıklı ne değil, listeler, tüyolar hepsii hepsii mevcut.
Bundan bir kaç yıl önce önlenemez hızla kilo almaya başladığımda ki bu bloğu yazmaya başlamamla neredeyse aynı süredeydi bir diyetisyenim daha vardı. Sağlıklı Beslenme Uzmanım maalesef verdiği listeye harfiyen uyduğuma inanmıyor ve verdiği o rejime rağmen her hafta düzenli olarak nasıl 1kg aldığımı anlayamıyordu. o süreç oldukça zordu benim için. Normal hatta iyi kiloda bir insanken +10, +12, +14 olarak hızla kilo alıyordum. Psikolojim darma duman. Yemiyor, yiyenleri görünce kıskanıyor ve asabi bir tavuk şeklinde gezinirken kilolarıma kilo ekliyordum. En son sevgili diyetisyenin 'Efendim ben bilmem kaç kişiyi zayıflattım, ama listeye uydu hepsi, bu aldığınız kilolar liste dışında davrandığınızı yani kaçamak yaptığınızı gösteriyor, aksi mümkün değil, bence yediklerinizi yazın!' dedikten sonra ağlayarak Anneme başvurdum. Koskoca insan yani geldiği hale bakın, yuh. Rejim yaptığınız, üzerine spor yaptığınız halde kilo veremediğiniz hiiç olmadı mı? Bu sizi pes etme noktasına getirmedi mi hiç? Kulübe hoşgeldiniz. Neyse efendim bu olaydan sonra hemen tuttum bir endokrinoloji doktorunun yolunu, dedim böyle böle. Arkadaş bir test listesi çıkardı sanarsın Kızılay'a kan bağışı yapıyorum, 7 tüp kan aldılar. Sonuç:
Tsh: fırlamış gidiyor, kendi özerk bir bölge ilan etmiş, benden bağımsız.
Ferritin: Demir yok demir, başın ağrır tabi.
Tam Kan Sayımı: otur 0!
vs
vs
Doktorum baktı ve dedi ki 'Bu tabloda senin için en son şey kilo verme hevesi olmalı, sağlığını kaybetmişsin önce bunu toplamak zorundasın!'.. Verdiğin listeye uymuyor muymuşum? Kaçamak mı yapıyor muşum? Kilo vermemem gibi bir şey söz konusu olmazmış mı?
Tiroid hormonunun düzelmesi ve normal seyrine dönmesi, ilaç dozunun ayarlanması ve vücudun kendini toplaması tam 10 ayımı aldı. bu arada +9-10 kilo da almıştım tabi ki. Dolabımda 40, 42, 44, 46 ve son olarak 48 beden eklenmişti. İlaç dozunun ayarlanması kan değerlerinin normale gelmesi oldukça sancılı bir süreçti ve ben maalesef bugün ki bilincim dışındaydım ve bunu bir savaş olarak yaşıyor kendime daha çok zarar veriyordum. Sonra ne mi oldu? Verdim tabi ki o kiloların çoğunu 42-44 bedene geri döndüm. Şimdi yazıyı okuyanlar diyebilir 'Annem tosun gibiymişsin, 44 beden insan mı olur?' Şöyle anlatayım, 'Artık kilo verme çok zayıfladın!' dedikleri bir dönem oldu evet aynen böyle bir dönem oldu yani ben de zayıf olabiliyorum aslında. O dönemde bile 40 beden ceket giyemiyordum, omuzdan olmuyordu hatta ceketin etekleri böyle Harry Potter pelerini gibi iki yanda kalkık seyrediyordu. Geniş ve iri kemikli biri için 44 beden gayet iyiydi aslında. 5-6 kilo daha veririm tamamdır diyordum ki o dediklerimi de almaya başladım. Aldıkça aldım, diyetisyene 1 ay ara verdim evde sebze yedim gittiğimde 8 kilo birden almıştım. Bir insanın az yediği halde ayda 8 kilo alması mümkün değildir, gece bile ağzında çikolatalı sütle uyuması gerek.
İşte o kilomun pik yaptığı günden itibaren kendimi değiştirmeye karar verdim........ Devamı Cuma Günü =))
Etiketler:
açlık,
buzdolabı,
diet,
diyabet,
diyet,
diyet listesi,
diyetin zorlukları,
diyetisyen,
doktor,
fazla kilo,
kaçamak,
kilo almak,
kilo verme,
kilo verme formülleri,
zayıflama formülleri,
zayıflamak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





