19 Nisan 2012 Perşembe

SON TOMBİK KUĞU IN DAAAAA HOUSE OF DUKAN !!!





Söz verdiğim gibi Dukan diyetine nasıl başladım, neler yaptım, neler yapmaktayım anlatacağım. Başlamadan önceki pazar günü ( yani her rejimde olduğu gibi bunda da ritüeli bozmadım ve pazartesi başladım. Ama bu sefer inanç kat sayım oldukça yüksekti.) eşim ve arkadaşlarımla güzel bir ziyafet çektim, ardından da markete gidip alışverişimi yaptım. Çıkan tutardan sonra sevgili Babam 'yemen bir dert yememen ayrı bir dert' dese de hiç umursamadım. Pazartesi sabahı kitapta ve internet sitesinde yazan tariflerimi çıkartıp bir çeşit yemek kitabı oluşturdum kendime. 


Dukanın resmi internet sitesinde ideal kilomu hesapladım ama çıkan sonuç kısa dönem askerlik süresi ile aynıydı. Bunu göze alarak ve başka her şeyi unutarak yeni bir hayata başlamaya karar verdim. Gel tezkere gel tezkere...   Maratonun ilk günü 'Atak Evresi'. Bu kişiden kişiye değişiyor ve en fazla 10 gün yapılıyor. Benim için verdiği rakam 5 gündü. Ayrıca şunu belirtmemde fayda var, diyete başlamadan önce kapsamlı bir check-up yaptırmıştım. Rejime başlamamam için herhangi bir engelim var mı öğrenmek istedim. Meğer turp gibiymişim hatta bunu yapmam için gerekli olan nedenler çok daha önemliymiş.Ve koşuya başladım.






ATAK EVRESİ  1. GÜN

Sabah: 
Jambonlu lorlu dukan usulü krep
yağsız sütlü nescafe



18 Nisan 2012 Çarşamba

BU BİR TOMBİĞİN GÜNCESİDİR, ACITIR, AĞLATIR AMA SONU SÜPRİZLİDİR....


Uzun zamandır sadece abiye konusunu araştırdığımı gördüm, sanki tek derdim bir gece nasıl göründüğümdü ama asıl olan o elbisenin içine girebilmekti. Bunu anladığım günden sonra beni bir telaş aldıki sorma. Uzun zamandır rejimlerle ilgili sıkıntılarım vardı, evet kabul ediyorum ama gerçek sorun bu değildi tabi. 

Evlendikten 1 yıl sonra ışık hızıyla aldığım kiloları neredeyse bir ömür geri vermek için debelendiğim düşünülürse içerisinde bulunduğum durumun vehameti daha net görülür. İnsanın tüm dengesini bozan bir olay bu ; hem kendine güven hem sağlık hem de kıyafet-bütçe konusunda daraldığım günlerdi. Çevremdeki 'bir takım' insanların benim kilo alma hızımla aynı hızda kilo vermesi ve ' Amann canım bi şey yok kiiiiii. Yediklerime dikkat ediyorum sadece!' diyerek beni başından savmasıda cabası. Yahu sen bu hızda kilo veriyorsun üstelik ekstra çaba harcamıyorsun ama ben aynı hızda kilo alıyorum, üstelik yemiyorum nasıl bir adalet bu. 


Resmen 'Seda Sayan' olmuştum. Açımm kardeşim aççççç!!! Su içsem yarıyor diyenlerle dalga geçmeyin, evet bazen bir bardak su bile yarıyor. Günler birbirini kovalıyordu, ben şişip şişip duruyordum, her yediğim lpg olarak midemde geri dönüyor ve gıdım kontrol edilemez boyutlara ulaşıyordu. Rejim yaptığı halde 420günde 15 kilo alan insan var mı diye sormayın, ben varım. Testler, tahliller, kontroller... Izdırap günleri içerisinde ben bir garip yaralı ceylan havasında yaşamımı sürdürüyordum. Derken hayatımda ne değiştiyse artık( ne değiştiğini anlatacağım) bir gün kilo vermeye başladım. Nasıl oldu sorusunu duyar gibiyim. Her kilo sorunu yaşayan, zayıflayan diğer bir kişinin yöntemini delice merak eder, ediyordum da. Günlük tutmaya başladım ama günlüğü kandırmıyordum, 5 kek yediysem de onu yazıyordum. Bu sayede yaptığım eşşeklikleri ve meleklikleri görmeye başladım. Kendimi kontrol etmeyi öğrendim. Arkadaşlarla yemek yerken yağsız siparişler vermekten utanmamayı öğrendim. 



14 Mart 2012 Çarşamba

SİMİTÇİ, KAHVECİ, UCUZCU.. HOPPA ŞİNANAY

Bu devirde bir kıyafete o kadar para verilir mi? Kadınsan ve özel bir yere davetliysen, üstelik cümbür cemaat herkes orada olacak diye annen tarafından acımasız baskılar görüyorsan verilir. Hemde bayıla bayıla. Ama biraz mantıklı olmaya çalışmak, sakince durup düşünmekte fayda olduğu inancını kısmi olarak taşıyan biri olarak (ayakkabı ve indirim günleri hariç) yeni buluşlarımı takdim etmek isterim. Diğer markalar ile kıyaslandığında uygun fiyatlı alternatifler olabilirler.


PEK BİR HANIM KIZIMIZ: BLAKE LIVELY

İçinden çıkamadığım, hiç bilinmeyenli denklem olan 'Abiye' sorunum için yaptığım araştırmalara hız vermiştim. Ancak bu işin internet üzerinden yapmanın ne kadar zor olduğunu gördüm. Bu tip firmalar internet sitesi yerine butiklerinde ve vitrinlerinde reklam yapmayı tercih ederlermiş. Face to face durumu sanırım. Hal böyle olunca Hollywood yıldızlarına da bir bakmak istedim. Yıldız olmak niyetinde olduğumdan değil (belki küçüklerinden bir tanesi olabilir) sadece özel ekiple çalışılmış bir görünüme daha çok güvendiğimden. Bildiğim kadarıyla oscar için 3 ayrı styling ekibiyle çalışanlar olmuş. İş bu kadar mühim ve aileviyken malum bizim düğünlerin yarından çoğu baba tarafında, bende kendimi bu kulvara fırlatıverdim. Azıcıkta hafiflemişim sanırım pek kolay oldu.

İçlerinden tarzını en beğendiğim Blake Lively oldu. Tabi şimdilik. Benim bünye hafif dalgalı bulutlu, her an karar ve zevk değiştirebiliyorum. Ama bu hanım kızımızın iddalı görünümü (tabi fiziki avatanjını maksimumda kullanıyor) kendine has duruşu ile gözümde ayrı yeri var. Aksesuarlarda nokta atışı, renk seçimindeki cesaret ve tasarımların zamansız oluşu beni en çok etkileyen faktörlerdi. Ama en önemlisi 'son jenerasyonumuzdan' farklı olarak hafif makyaj ve doğal saç ikilisini kullanması!!! Bazı hanım kızlarımızın suratına bakınca yaşını tahmin edemeyeceğim noktaya gelmişken doğal seçimler zorunlu olarak favori durumuna yükseliyor.

Karşımızda Blake Lively ve Abiye =))