makyaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makyaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2014 Salı

SIFIRCI KUĞU'NUN KOZMETİK ÜRÜN YORUMLARI


Hani biri çok tavsiye eder, sanki bütün cildinin ışıması osu busu o kreme bağlıymış gibi ballandıra ballandıra anlatır ve siz hemen o lafını bitirince koşarak gider o kremi alır kullanırsanız ama ondaki ışıltı sende bir türlü belirmez. Yani onda işe yarıyor ama bende neden işe yaramıyor soruları akılda belirir. Herkese yarayan ürün farklıdır o nedenle ben şu anda hem bu olayın karşı tarafıyım hem de mağdur tarafıyım. Şöyle ki; ben bu ürünleri tavsiye üzerine aldım ancak tavsiye edenlerin kaldığı kadar memnun kalmadım, ancak bu sizde de işe yaramayacağı anlamına gelmiyor.

İşte Kuğu'dan mimli ürünler



Elidor Onarıcı Bakım Kremi- Durulanmaz: Saçım çok kuru olduğu için bir çok ürün denemek zorunda kalıyorum. Bu bakım kremi oldukça çok satıyor satmasına ama benim saçımı çok ağırlaştırdı ve ısı ile buluşunca kokusu değişti. Saçta kalıntı gibi bir katman kalması da son nokta oldu benim için. 

Sephora Maskara: Fırçasına bayılarak aldım ancak istediğim sonucu hatta maskaranın kendi vaad ettiği sonucu bile alamadım. Tek tek uzatma hayalim başka bahara kalırken oldukça bulaşan bir yapısı söz konusu, sürerken zorlandım ve göz kapağımı temizlemek için fazladan 5dk harcadım.

Vichy Eau Thermale Yüz Spreyi: Tavsiye üzerine aldığım bu ürünü açıkçası hangi derdimi düşünerek ve neden aldım bilmiyorum. Ferahlatıp canlı bir görünüm verdiğini söylemişti arkadaşım ancak ben yüzüme su fışkırtıyormuşum hissi dışında bir şey hissetmedim. Yazın sahilde çok çok daraldığında belki ancak onun daha kolay çözümü var, soğutulmuş soda fışkırtmak gibi.

Sephora Jel Göz Makyaj Temizleyicisi: Sephora'nın kendi maskarasını bile tam olarak çıkartmadı, iyice ovuşturmak gerek ki bende göz çevreme zarar vermemek için bu yöntemi tercih etmiyorum, göz yakmıyor evet, dokusu çok güzel evet ama temizleme performansı açısından pek başarılı bulmadım.

Flormar Dipliner: Sürümü çok kolay, güzel tasarlanmış bir ambalaj ve simsiyah bir ton ancak dağılıyor, kalıcı değil. benim zaten çok çabuk sulanan bir göz yapım var, hiç dayanmadı desem hakkını yemiş olmam. Jel eyeliner kullanmaya devam.

Oriflame Pure Nature Kil Maskesi: Derinlemesine temizlik ve matlaştırma vaad etmesine rağmen ben bu ikisini de bulamadım. Yıkama sonrası bıraktığı o pürüssüz his çok kısa sürüyor malesef. Her ne kadar fiyatı uygun olsa da artık muadili kil maskelerini tercih ediyorum. 


Siz de kullandığınız ve tecrübe ettiğiniz ürünler hakkında yorumda bulunursanız sevinirim. Ne de olsa hepsini satın alıp deneme imkanım pek söz konusu değil =) Neler denemeye değer doğrusu merak ediyorum.


Sevgiler


26 Kasım 2014 Çarşamba

BAKIMLI KUĞU'NUN KOZMETİK ALIŞVERİŞİ


Kadın milletinin eksiği hiç bitmez, bir kamyon kıyafet asılıdır o dolapta ama yinede sabah giyecek bir şey bulamaz, kırk tane kırmızı ruju vardır ama aradığı o 'kırmızıyı' henüz bulamamıştır. İşte benim durumum da biraz böyle. Aralarında uzun zamandır (uzun dediysem sabır sürem max 2 ay) almayı planladıklarım ve spontane aldıklarım var bir de bulamadığım için eski bitmiş paketini araya iliştirdiğim var.

İlk izlenimlerimden oluşan yorumlarla beraber beni en çok motive eden hal olan kozmetik alışverişimin detayları sizlerle...


Studio Make-Up Professional Pro Lash Maskara Siyah: Chanel maskara almaya diye gidip satış görevlisinin tavsiyesi üzerine bu maskaraya bir şans verdim. Doğrusu fiyatı uygun olmasa tercih edilmesi için çok büyük bir sonuç vermiyor ama yinede günlük kullanım için neden olmasın. Şimdilik beni idare edeceğe benziyor.

Bobbi Brown Brow Kit  Saddle/Mahogany: Aradığım, çok süksesi olan, hep duyduğum ve denediğimde işte bu dediğim. Kaşlar ile ilgili büyük sorunlarım yok ama yinede boşlukları doldurmak ve şeklini ortaya çıkartmak için bu tip yardımcı ürünleri sık kullanıyorum. Fiyatı biraz yüksek ama yinede uzun süre dayanacağa benziyor ve fiyatının hakkını veriyor. Bir çok kaş farı denedim ya yeşil ya da kızıl bir ton yansıttı yüzüme ve en rahatsız olduğum sorun olmuştu, bu kaş farında yaşamadım. tavsiye ederim ama yine de deneyerek alın derim.

Dior Diorskin Icone Krem Pudra 030 Medium Beige: Her ne kadar bu seferki alışverişimde bulamamış olsam da en yakın zamanda tamamlamak istiyorum. Oldukça etkili bir ürün ve bir çok krem ürünün tersine cildimde yağlanma yapmıyor ve oldukça pürüssüz bir his veriyor. Toz pudradan sıkılanlar için iyi bir alternatif olabilir. Sanırım yeni ürününün adı Dior Diorskin Nude Compact Gel ancak denemeden tam olarak aynı sonucu verip vermediğini söylemem mümkün değil.

Clinique Anti-Blemish Solutions Fondoten 05 Fresh Beige: Yağlanma ve sivilce karşıtı bir fondöten olarak oldukça hafif yapılı ancak kapatıcılığı güçlü, kolay sürülüyor ve kokusu hafif. Çok kalıcı değil ancak sürüldüğünde kalıp gibi de durmuyor, cilt ile bütünleşiyor. Günlük makyajım için sevdiğim ve uzun süre kullanacağım bir ürün oldu. Ancak renkleri biraz değişken o nedenle alacaksanız kesinlikle önce deneyin, cilt tonunuza uygun olanını bulun.

Kryolan Cake Make Up Pudra: Profesyonel kozmetik markası Kryolan benim kapatıcı, jel eye liner ve dramatik make-up kategorisinde en sevdiğim ürünlere sahip. Oldukça kalıcı ve cesur ürünleri var ve fiyat-performans tam olarak beklentinizi karşılayacak ayarda. Ancak özellikle cilt makyaj ürünleri bazı ciltler için ağır gelebilir ve biraz miktar fazlalaşırsa doğal görünümden uzaklaşılabilir. İşte bu pudra da tam anlattığım gibi bir ürün. Transparan pudra almak için yola çıkıp dayanamayıp bunu almış bulundum. Dozunu aşmadıkça oldukça doğal ve bir o kadar pürüssüz ve homojen duran bir ürün. özellikle sünger yerine fırça ile uygulandığında daha iyi sonuç verdiğini söyleyebilirim. Süngerle ıslatılarakta kullanılabiliy ancak o zaman daha fondöten kıvamında oluyor.

YSL Rouge Volupte 8: YSL ürünleri hep çok beğenirim bu zamana kadar deneyip memnun kalmadığım pek ürünü olmadı sanırım. Rujlarını da pek beğeniyorum, bu yoğun rujun rengi her ne kadar uçuk bir tonda olsa bile kalıcılığı fazla, sürümü güzel. Fiyat olarak biraz yüksek ancak yinede uzun süre dayanacak bir ürün çünkü tek bir geçiş yeterli oluyor, üst üste bir kaç kat sürmeye gerek kalmıyor. no1 Nude Beige ve 32 Jealous Coral ve Shine serisi yeni hedefim =)

Sally Hansen Oje 130 Sheer Me Now: Sally Hansen ojelerini beğenerek kullanıyorum, hem tırnağa bakım yapıyor hem de oldukça uzun süre kalıyor. Bu rengi de çok beğenerek aldım, tonu çok güzel ve sade. Tertemiz bir tırnak rengi oluyor ancak diğer ürünlerine göre kapatıcılığını biraz zayıf buldum, bir kaç kat uygulamak gerekiyor.

*Renklerin net olarak görünmesi için ürünlerin kapaklarının açık olduğu bir görüntüyü de eklemek istedim. 


Sevgiler

30 Ekim 2014 Perşembe

MAKYAJ ÇANTAMDA NELER VAR?


Gebeyiz diye makyajımız eksik mi kalsın, bakmayalım mı kendimize? Artık devir değişti, şimdiki hamileler de ayrı bir bilinçli ve aktif hayatın içindeler. Sadece hamileler değil son yüzyıl için denebilecek tek şey Viva Woman Power!!!!  Benim de kendime göre dışarı çıkabildiğim durumlar oluyor, işte o zamanlar kullandığım makyaj çantamın fermuarını sizin için açtım. Son zamanlarda fazla detaylı makyaj yapmadığım için malzemelerim de o doğrultuda az ve öz. 

Benim gibi makyaj çantasının içeriği çok sık değişenlerdenseniz siz de kullandığınız ürünlerle ilgili yorumlarınızı ve önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim.

Eylül - Ekim ayının makyaj çantası ve ürünleri;



Estee Lauder Duo - Double End Concealer 01 ve Stumptuous Maskara Siyah: Bu tip set ürünler almak yerine ayrı ayrı sevdiğim ürünleri farklı markalardan birleştirmeyi sevsemde bu ürün benim için çok pratik oldu. Hem kapatıcısı çok hafif ve tam göz altı için hem de rimeli oldukça başarılı. Kapatıcıyı biraz aydınlatıcı gibi makyaj sonunda kullanmayı tercih ettiğim için bu ürün benim istediğim sonucu verdi. Rimel konusunda biraz sorun yaşıyorum aslında, kısa ve bana göre seyrek kirpiklerim var ve tam istediğim gibi dediğim ir rimel henüz keşfedemedim. Belki biraz Lancome Hypnose Drama diyebilirim ama son zamanlarda onda da tatmin olamadığım bir şeyler olmaya başladı.

Vichy Pure Thermal Temizleyici Köpük: Cildim normalde de yağlıdır ama hamilelikle birlikte boyut atladı ve her hafta başka başka tavırlar sergiliyor bu yüzden bende bol bol köpüren, kokusu rahatsız etmeyen bir temizleyici kullanmaya başladım. Hem hafif hem de kurutma yapmadığı için gün içerisinde rahatlıkla kulanabildiğim bir ürün. Cilt makyajı yapmadıysam sık sık kullanıyorum.

Sephora Oje L45: Sonbahar için daha güzel bir renk düşünemiyorum. Geçtiğim hafta aldığım bu üründen oldukça memnun kaldım, Tırnaklarımda uzun süre bırakmasam bile rengine ve kalıcılığını çok sevdim. Daha önce de Sephora'nın gold rengini almış ve yine çok memnun kalmıştım.

Sevilla Far 104: Normalde baz olarak kullandığım bu hafif ışıltılı farı şimdilerde sadece biraz aydınlık vermesi için tek başına kullanıyorum, çok kalıcı olmamasına rağmen rengi oldukça dozunda bir krem ve günlük kullanım için uygun.

Maskara Bazı: Nasıl kullandıysam artık, bazın üzerinde zerre yazı kalmamış o nedenle sizinle bazın markasını paylaşamıyorum. Çok ayıp =? Gerçi ben bunu geçen sene almıştım ve o zamandan bu zamana kadar çok daha iyi bazlar çıktı hazır bunu tüketmişken onlardan da bir tane edinmeyi düşünmüyor değilim. 

Biotherm Blue Therapy Repair Serum:  Kozmetik alışverişim esnasında deneme boyunu aldım ama baya bereketli çıktı. Normalde fiyatı biraz yüksek olsa bile çok problemli ve yaşlı bir cildiniz yoksa kullanılabilir. Erken belirtileri önleyecek ve daha sağlıklı bir cilt hissi verecektir.

Khiels Midnight Recovery Eye: En sevdiğim göz kremim bu diyebilirim. uzun süreler kullanmasam bile hep daha sağlıklı hissettirmiştir. Ben genelde daha hafif ürünlerle değiş tokuş yaparak kullanmayı tercih ediyorum, her ay değiştirerek kullanıyorum böylece ağır ürünlerle yormamış sadece kür yapmış oluyorum cildime. Khiels'ın bir çok ürününü çok beğenerek ve severek kullanıyorum.

Flormar Quartet Eye Shadow 401: Flormar'dan beklediğimin üzerinde performans sağlayan bir far oldu. Hem renkleri, hem kalıcılığı hem de sürüş kolaylığı açısından sınıftan güle oynaya geçer. Toprak tonlarında çok az aşıltılı bir makyaj için gayet uygundur. Tek anlamadığım ve eleştirebileceğim durumu; dörtlü far paleti yapıp neden içindeki farklardan ikisini aynı renk koyarlar, ton mu kalmamış başka.

Flormar Waterproof Göz Kalemi Siyah: Yeni bir kalem alana kadar şimdilik bununlayım, akıyor evet. Hem de ben ağlamadan akıyor. Gözleri çabuk sulanan ve kalemi eyelinerı durmayan bir göz yapım var, daha sağlam bir kaleme ihtiyacım var. Fiyat olarak oldukça uygun ancak benim göz yapıma göre olmadığı kesin.

Sephora Rouge Infusion - Cherry Nectar 2: Vaad ettiği 12 saat kalıcılığı ne kadar sağladığı tartışılır ancak sürümü çok kolay, rengi çok güzel ve farklı, yapısı hafif ve kokusu gayet ölçülü. Severek kullanmaya başladım ancak tazelemek yanınızda bulundurmanız gerekebilir, ancak ben dudakta duruşunu çok beğendim.

Cold-mix: Bağımlısıyım evet, doğumdan sonra terapi görmem gerekecek. Neyse ki tavsiye edilen maksimum dozu hiç aşmadım.



*Biraz ortalık toz duman olsa bile yinede renklerin görünmesi için ürünlerin kapaklarının açık olduğu bir görüntüyü de eklemek istedim.

Renklerin olduğu gibi gözükmesi için ışık ayarı yapmaya çalışsamda birazcık fark elbette oldu ancak neredeyse bu renkler diyebileceğim bir noktaya kadar ilerledim =) Sizinle de o noktadaki fotoğrafı paylaşıyorum.


Sevgiler





25 Aralık 2013 Çarşamba

MAKYAJ DOSYASI AÇILDI


'Günlük hayatımda makyaj yapmam' diyen bir grup var evet biliyorum ama ben onlardan değilim. Günlük gece fark etmez, birazcık bakımın kimseye zararı dokunmaz. Özellikle tenimle ilgili sorun çekmesem bile gün içerisinde ufak tefek bazı renklendirmeler yapıyorum. Hayatımın hiç bir döneminde full makyaj ile markete gitmedim hatta 1 hafta boyunca gözüme kalem bile çekmediğim oldu ama genel olarak bakımlı olmak konusunda inatçı ve bir o kadar da miskin tavrım yakamı hiç bırakmadı. Minik makyaj çantam hep yanımdadır ve içerisinde son 10 yıllık deneme yanılma yöntemi ile kavuştuğum ciciler bulunmaktadır. Özellikle rimelim ve eyeliner ım son 3 yıldır hep aynı. sadık bir kullanıcıyım. =) Sizlerden gelecek önerilere ise kapım sonuna dek açık. Bakalım kimlerin ne makyaj sırları varmış. 

İlk olarak ben başlıyorum, size küçük bir sır o zaman: Sabah yapılan makyajınızda özellikle ten rengi far üzerine 2 ton koyu hafif ışıltılı bir kahve farı göz kapaklarının üzerine sürmek çok daha canlı ve doğal görünmenizi sağlar. Güzel bakışlılar, vurgulamak için koyu renk farı tercih eder ancak gündüzler için bu tip kahve tonları cildinizi de daha fresh gösterecektir.


Rimel: Lancome Drama
Kaş kalemi: YSL
Pudra: MAC Studio Fix
Bronzlaştırıcı Allık: MAC Summer Collection
Göz Kalemi: Kryolan Black
Likit Eye-Liner: Kryolan 
Allık: Nars 
Far: NAKED Natural
Göz Kalemi: Flormar Jumbo Koyu Yeşil
Ruj: MAC Diva
Ruj: MAC KindaSexy



Sevgiler

10 Aralık 2013 Salı

DOLAP DETOXU & PAYLAŞMA ZAMANI


Alışveriş yapmayı pek severim. Yani sadece sevdiğimden değil bazen ihtiyaçtan alışveriş yaptığımda elbette oluyor ama çoğunlukla ihtiyacım olmadığı halde alıyorum. Evet kafam karışık biraz, neden bu kadar kıyafet aldığımızı ve bizi neden bu kadar mutlu ettiğini 'Oh aldım, eve getirdim dolaba koydum, şimdi içim huzurlu, giymesem de olur, benim artık ne de olsa' gibi bir hırsa kapıldığımı anlamıyorum. Sonuçta dolabımdakilerin pek azını kullanabiliyorum. Gerçi bunun en büyük sebebi kilo almış olmam ama yinede mesela ayakkabı mesela çanta. Kızıyorum kendime, kazandıklarımı sanki butiğim varmış gibi kumaşa yatırıyor olmam sağlıklı bir gelecek planı değil, biliyorum. Annem falan bu satırları okuyorsa eminim ağlıyordur 'Sonunda akıllandı benimki' diye düşünüyordur. Aslında kısmen haklı. Artık sadece ihtiyacım olduğu kadarını alıyorum, çünkü kafamda bir plan var. Yani aslında istediğim bedene indiğimde hiç alışveriş yapmasam 4 yıl giyebileceğim üst baş mevcut, şu andaki halim için olmasa bile gelecek 6 ay sonraki halim için içim pek rahat. Efendim lafı uzatmadan dolap detoxuna geçiyorum. 



Ben her sene iki kere olmak üzere ( kafam bozuksa 3-4 oluyor, canım sıkıldıkça dolabımı düzenlerim) dolabımda giymediğim kıyafet, ayakkabı, çanta aksesuar ne varsa ihtiyacı olan kişilere veririm. Aman yanlış anlaşılmasın bu bir hayır işi vs değil. Biz birbirinin küçülmüşüyle büyüyen bir nesiliz, kuzenler olarak aramızda hala böyle bir ritüel var. Eskiyen değil olmayan veya artık giymekten hoşlanmadığımız kıyafetleri birbirimiz arasında döndürürüz, herkes alacağını aldıktan sonra kimsenin ihtiyacı olmayan elbiseleri alır bu sefer mahallemizde isteyenlere veririz. Böyle bir çember bu. Hem dolabımızda yer açılıyor hem de 2 yıldır giymediğimiz ama severek aldığımız o kazağı bu kış giyecek birilerinin olduğunu bilerek rahatlıyoruz. O kadar para boşa gitmemiş oluyor. Bu detoxu yapmayı sevmemde ki en büyük etkenlerden bir diğeri ise, dolabımda ki o boşlukları ve ferahlama hissini görünce 'Evrende yer açın, yüklerinizden kurtulun' lafı geliyor aklıma, bu kadar maddeyi sahiplenmek onların sahibi olmak onlar için çalışmak kazanmak vs vicdan azabı çekiyorum. 

Neyse ki eşyalarına çok bağlı biri değilim, Annem bunu 'Hiç bir şeyinize sahip çıkmıyorsunuz ki!' diye tanımlasa bile ben bunu özgürleşmek olarak algılıyorum. Vitrinde vurularak hatta taksit yaparak aldığınız ama bir kere bile giymediğiniz o kırmızı elbiseyi yada bacaklarınızı uzun gösteren ama üzerine durmakta zorlandığınız için 3 saatten uzun kullanamadığınız o şahane ayakkabıyı vermek zor biliyorum ama sakin olun 'Her şey illa sizin olmak zorunda değil!'. Paylaşmakta lazım bazen. Böylelikle hem kendinizi hafiflemiş hissedeceksiniz hem de güzel bir harekette bulunmuş olacaksınız. Haydi dolap detoxunun en önemli tüyolarını okumaya...

Bu kadar çok ayakkabıya mesela şarkıcı değilseniz hiç ihtiyacınız yok
Her birini giyecek kadar gün yok zaten.



Bütün kıyafetlerinizi yatağın üzerine serin ki dolaba geri yerleştirmeden önce kirli veya lekeli olanları ayıklayıp giymeden yıkamanız mümkün olsun.

2-3 yıldır giymediklerinizi kesinlikle verin, ileride işime yarar diye saklamayın.

Gerçekten uzun zamandır giyemediğiniz ama çok sevdiğiniz kıyafetleriniz eminim vardır. 15 kg verdikten sonra giyeceğim diye inat ettiklerinizi ayrı bir bölümde saklayın ama bu parçalar 10 adetten fazla olmasın. Arada bir bu bölüme bakın, hırs yapın annem, çok iyi geliyor.

Aynı kot renginden aynı modelden eminim kırk tane vardır, en sevdiğinizi saklayın, size en yakışanı ve en sık giydiğinizi ayırın, diğerlerinin durması bonus kazandırmıyor size. Yeni adresine gönderin.

Gömleklerrr gömlekler, hala yıpranmamış ve sık giydikleriniz kalabilir ama aynı desenin bir kaç rengi olması bir anlam ifade etmez, kombinlerinizi düşünün, kombinleyemedikleriniz attaaaa.

Elbiseler konusunda ben pek zorlandım, hepsi farklı model renk vs. 6 tane siyah elbisem olduğunu fark edince 3 tane az giydiğim, şık bulmadığım kendime daha az yakıştırdıklarımı verdim. Kalan 3 tane az bir rakam değil, biri günlük uzun biri günlük ortaboy biri daha şık bir model. E bu kadarı yeterde artar bile.

Şal, atkı bere vs kesinlikle bir yere tıkıştırılır ve elinize ne geçerse kullanılmak üzere istiflenir. Onları da ayırın, takmadıklarınızı uzun süre takmayacaklarınızı verin, kalanları rulo yaparak dizin, düzenli olursanız daha kolay süslenebilirsiniz =)


  
Etek ve pantolon konusunda radikal olmak lazım, hatta mümkünse deneyin, aklınızdan ne ile nerede ve ne zaman giyeceğinizi düşünerek eleyin. Pantolon en sık alınan şeydir, vermekten korkmayın, çook ihtiyacınız olursa yenisini alırsınız, her ay yeni kup dikiş model ve kumaşlarla yeni ürünler çıkıyor nede olsa.

T-shirt, mümkünse hepsini verin gitsin. Malesef en sevdiklerim 3 yıkmaya dayanmıyor bile. Hemen bir yerleri sarkıyor, iplikleniyor vs. Öyle giymektensen 4-5 adet düzgün t-shirt olsun yeter. Temiz olsun bizim olsun.

İç giyim, çorap ve pijamaları kimseye veremeyiz ama bu atmayacağız anlamına gelmiyor. Atamaya karşı olmadığım tek ürün bunlar. En ufak bir eskime izi olanı atarım, biriktirmem, o çekmecelerde eski parfüm şişeleri bile saklanmalı bence.

Çanta ve ayakkabı vermek işin en zor kısmı. Bazı ayakkabıları çok severiz ama deforme olmuştur, işte onları tamire verebilirsiniz. 8-9 kereden fazla giyerim ben bunları diyorsanız kalsın, klasikler kalsın, en egzantrik olanlar da kalabilir ama diğer vasatlar, ucuz diye aldıklarınızı ayağınızı çok vuranlar yeni sahiplerine gitmeli. Çanta düşkünüğü olanları hariç tutarak belli başlı kombinleri, çok sevdiklerinizi ve deve yüküyle para ödedikleriniz dışındakiler gidebilir, yeni sahipleri eminim daha çok kullanacak hakkını vereceklerdir.


Tüm eşyalarımız düzenlemem benim tam bir iş günümü aldı =) makyaj malzemelerinden küpelerime kadar her şeyi düzenledim. Evden bir poşet çöp çıktı of ki ne of, tertemiz oldu dünyam, yeni sahiplerine gidecek poşetler ise ütülü ve tertemiz katlanarak düzenlendi. Şimdi bir hafifim, bir özgür ve daha kolay giyinebiliyorum sabahları, daha çok seviyorum kıyafetlerimi. En azından artık neyim var neyim yok takip edebiliyorum, o kadar makul bir sayıya düştük =)


Sevgiler.


17 Şubat 2012 Cuma

DERİN MEVZU: MAKYAJ

'Her kadının yanında mutlaka bir makyaj çantası vardır' diye konuya girme fikrim vardı ancak gördüm ki mevzu hep böyle başlıyor. Ama benim çantamda genelde makyaj malzemeleri kumsala yayılmış gibi dururlar. Aradığımı rötarlı olarak bulsam bile en azından allık ve rimel hep sabit yerlerinde, çünkü en çok onlara ihtiyacım oluyor. Onlarca ruj, kalem, allık dururken aylarca sadece bir ikisini kullanıp kutudaki diğer malzemelerimin kalbini kırıyorum. Üstelik daha bir tanesi bile bitmemişken gidip yenilerini alıyorum. Bütçe konusunda sanırım özel ders almalıyım, gidişat hiç iyi değil.

Dün eve doğru koşar adımlarla ilerlerken Mac'ın yanından geçiyordum, önce adımlarım yavaşladı sonra durma noktasına geldi, durdu, baktım baktım baktım. bu kadar baktıktan sonra bir 'merhaba' demek istedim.  Dedim ama biraz heyecanlanmışın sanırım, bağırarak söylemişim. Çalışan arkadaşların şaşkın bakışlarına maruz kalsamda sağolsunlar kibar davrandılar. Benden daha beterleri varmış demek.

Ufak çaplı bir alışveriş sonrasında evime mutlu mesud bir halde döndüm. Hala o neşeli ruh hali üzerimde. Yahu kadınları mutlu etmek ne kadar kolay, tüm işi karıştıran bu erkekler yoksa bizim katiyen bir kabahatimiz yok...

 İşte karşınızda 'Son Tombik Kuğu'nun Son Makyaj Poşeti'.